(إباؤهم الملاعنة) :
Onların mülaaneden kaçınmaları
فلما أتى رسول الله صلى الله عليه وسلم الخبر من الله عنه، والفصل من
القضاء بينه وبينهم، وأمر بما أمر به من ملاعنتهم إن ردوا ذلك عليه، دعاهم
إلى ذلك، فقالوا له: يا أبا القاسم، دعنا ننظر في أمرنا، ثم نأتيك بما نريد
أن نفعل فيما دعوتنا إليه. فانصرفوا عنه، ثم خلوا بالعاقب، وكان ذا رأيهم،
فقالوا:
يا عبد المسيح، ماذا ترى؟ فقال: والله يا معشر النصارى لقد عرفتم أن
محمدا لنبي مرسل، ولقد جاءكم بالفصل من خبر صاحبكم، ولقد علمتم ما لاعن قوم
نبيا قط فبقي كبيرهم، ولا نبت صغيرهم، وإنه للاستئصال منكم إن فعلتم، فإن
كنتم قد أبيتم إلا إلف دينكم، والإقامة على ما أنتم عليه من القول في
صاحبكم، فوادعوا الرجل، ثم انصرفوا إلى بلادكم. فأتوا رسول الله صلى الله
عليه وسلم، فقالوا: يا أبا القاسم، قد رأينا ألا نلاعنك، وأن نتركك على
دينك ونرجع على ديننا، ولكن ابعث معنا رجلا من أصحابك ترضاه لنا، يحكم
بيننا في أشياء اختلفنا فيها من أموالنا، فإنكم عندنا رضا.
Türkçe Tercüme
(Mülaanetten kaçınmaları)
Allah'tan bir haber ve kendisi ile onlar arasındaki hükmün kesin bir sonuca bağlanması Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme geldiğinde ve eğer bu teklifi reddederlerse mülaane etmeleri emredildiğinde, onları buna davet etti. Onlar da: "Ey Ebu'l-Kasım, bırak da işimizi bir düşünelim, sonra bizi davet ettiğin şey hakkında ne yapmak istediğimize karar verip sana geliriz" dediler ve yanından ayrıldılar.
Sonra kendi aralarında görüş sahipleri olan Âkıb ile baş başa kaldılar ve ona: "Ey Abdülmesih, sen ne dersin?" dediler. O da şöyle dedi: "Vallahi ey Hıristiyanlar topluluğu, siz de bilirsiniz ki Muhammed gönderilmiş bir peygamberdir ve size arkadaşınız hakkındaki kesin haberi getirmiştir. Yine bilirsiniz ki hiçbir kavim bir peygamberle mülaane etmemiştir ki büyükleri hayatta kalsın, küçükleri de büyüyüp gelişsin. Eğer bunu yaparsanız bu, sizin için kökten yok oluş demektir. Şayet dininize bağlılıktan ve arkadaşınız hakkında söylediğiniz sözde ısrar etmekten başka bir şey kabul etmiyorsanız, o zaman bu adamla anlaşma yapın, sonra kendi ülkenize dönün."
Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve selleme gelip şöyle dediler: "Ey Ebu'l-Kasım, seninle mülaane etmemeye, seni kendi dininde bırakıp kendi dinimize dönmeye karar verdik. Ancak bizimle beraber, aramızdaki mallarımızla ilgili anlaşmazlık konularında hüküm versin diye ashabından, senin de razı olacağın bir adam gönder. Çünkü sizin adamınız bizim yanımızda makbuldür."
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.