KURAN KATİBİ
İhyâu Ulûmi'd-Dîn

الباب الخامس في آداب المتعلم والمعلم (5/5)

Beşinci Bab: Öğrenci ve öğretmenin âdâbı hakkında (5/5)

كان الإنسان وحده لاحتاج إليه والفقه يفارقه في أنه لو كان الإنسان وحده

ربما كان يستغني عنه ولكنه خلق على وجه لا يمكنه أن يعيش وحده إذ لا يستقل

بالسعي وحده في تحصيل طعامه بالحراثة والزرع والخبز والطبخ وفي تحصيل

الملبس والمسكن وفي إعداد آلات ذلك كله فاضطر إلى المخالطة والاستعانة

ومهما اختلط الناس وثارت شهواتهم تجاذبوا أسباب الشهوات وتنازعوا

وتقاتلوا وحصل من قتالهم هلاكهم بسبب التنافس من خارج كما يحصل هلاكهم بسبب

تضاد الأخلاط من داخل وبالطب يحفظ الاعتدال في الأخلاط المتنازعة من داخل

وبالسياسة والعدل يحفظ الاعتدال في التنافس من خارج وعلم طريق اعتدال

الأخلاط طب وعلم طريق اعتدال أحوال الناس في المعاملات والأفعال فقه

وكل ذلك لحفظ البدن الذي هو مطية فالمتجرد لعلم الفقه أو الطب إذا لم

يجاهد نفسه ولا يصلح قلبه كالمتجرد لشراء الناقة وعلفها وشراء الراوية

وخرزها إذا لم يسلك بادية الحج

والمستغرق عمره في دقائق الكلمات التي تجري في مجادلات الفقه كالمستغرق

عمره في دقائق الأسباب التي بها تستحكم الخيوط التي تخرز بها الراوية للحج

ونسبة هؤلاء من السالكين لطريق إصلاح القلب الموصل إلى علم المكاشفة

كنسبة أولئك إلى سالكي طريق الحج أو ملابسي أركانه فتأمل هذا أولا واقبل

النصيحة مجانا ممن قام عليه ذلك غالبا ولم يصل إليه إلا بعد جهد جهيد

وجراءة تامة على مباينة الخلق العامة والخاصة في النزوع من تقليدهم بمجرد

الشهوة فهذا القدر كاف في وظائف المتعلم

Türkçe Tercüme

İnsan tek başına yaşayabilseydi buna ihtiyaç duymazdı; fıkıh ise bundan şu yönüyle ayrılır ki insan tek başına olsaydı belki de ondan müstağni kalabilirdi. Fakat insan öyle bir yaratılış üzere yaratılmıştır ki tek başına yaşayamaz; zira ekip biçmek, ekmek pişirmek suretiyle yiyeceğini, giyeceğini ve barınağını temin etmede, bütün bunların araç gereçlerini hazırlamada tek başına yeterli olamaz. Bu yüzden başkalarıyla karışmaya ve yardımlaşmaya mecbur kalmıştır. İnsanlar birbirine karıştığında ve şehvetleri kabardığında şehvet sebeplerine yönelik çekişmeye, çatışmaya ve savaşmaya düşerler; savaşmaları yüzünden dışarıdan gelen rekabet sebebiyle helâk olurlar, tıpkı içteki mizaç zıtlıkları sebebiyle helâk oldukları gibi. Tıp ile içteki çekişen mizaçlarda itidal korunur; siyaset ve adaletle de dışarıdaki rekabette itidal korunur. Mizaçların itidal yolunu bilmek tıptır; insanların muamelelerinde ve fiillerinde itidal yolunu bilmek ise fıkıhtır. Bütün bunlar, bir binek mesabesinde olan bedeni korumak içindir.

Öyleyse nefsiyle mücahede etmeyen ve kalbini ıslah etmeyen kişinin sırf fıkıh veya tıp ilmine yönelmesi, tıpkı hac yolculuğuna çıkmadan deve satın alıp yem vermeye, su kırbası satın alıp dikmeye yönelen kimse gibidir. Ömrünü fıkıh tartışmalarında geçen ince kelime meselelerine gömen kişi de, ömrünü hac için kullanılan su kırbasının dikilmesinde kullanılan ipliklerin sağlamlaştırılmasına dair ince ayrıntılara gömen kimse gibidir.

Bunların, kalbi ıslah edip müşahede (keşif) ilmine ulaştıran yola girenlere nispeti, o kimselerin hac yoluna girenlere veya hac rükünlerini yerine getirenlere nispeti gibidir. Bunu önce iyice düşün ve bu nasihati -bizzat bu durumu yaşamış, ona ancak çetin bir gayretten ve şehvetin sırf peşinden giderek halkın gerek avamından gerek havassından ayrılma konusunda tam bir cesaretten sonra ulaşabilmiş- birinden karşılıksız kabul et. İşte bu kadarı öğrenciye düşen vazifeler konusunda yeterlidir.

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.