(خروج الوليد بن الوليد إلى مكة في أمر عياش وهشام) :
(Velid b. Velid'in Ayyaş ve Hişam meselesiyle Mekke'ye çıkması):
قال ابن هشام: فحدثني من أثق به: أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال،
وهو بالمدينة: من لي بعياش بن أبي ربيعة، وهشام بن العاصي؟ فقال الوليد بن
الوليد بن المغيرة: أنا لك يا رسول الله بهما، فخرج إلى مكة، فقدمها
مستخفيا، فلقي امرأة تحمل طعاما، فقال لها: أين تريدين يا أمة الله؟ قالت:
أريد هذين المحبوسين- تعنيهما- فتبعها حتى عرف موضعهما، وكانا محبوسين في
بيت لا سقف له، فلما أمسى تسور عليهما، ثم أخذ مروة فوضعها تحت
قيديهما، ثم ضربهما بسيفه فقطعهما، فكان يقال لسيفه: «ذو المروة» لذلك، ثم
حملهما على بعيره، وساق بهما، فعثر فدميت أصبعه، فقال:
هل أنت إلا أصبع دميت ... وفي سبيل الله ما لقيت
ثم قدم بهما على رسول الله صلى الله عليه وسلم المدينة.
Türkçe Tercüme
(Velid b. Velid'in Ayyaş ve Hişam meselesiyle Mekke'ye çıkışı):
İbn Hişam dedi ki: Bana güvendiğim biri şöyle rivayet etti: Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine'de iken şöyle buyurdu: "Ayyaş b. Ebî Rebîa ile Hişam b. Âs için bana kim yardımcı olur?" Bunun üzerine Velid b. Velid b. Muğîre: "Ya Resulallah, ben onların işini üstlenirim" dedi ve Mekke'ye doğru yola çıktı. Gizlice Mekke'ye vardı, yemek taşıyan bir kadınla karşılaştı ve ona: "Nereye gidiyorsun ey Allah'ın cariyesi?" diye sordu. Kadın: "Şu iki hapsedilmiş kişiye gidiyorum" dedi ve onları kastetti. Velid, kadının peşine düşerek onların bulunduğu yeri öğrendi. İkisi de tavansız bir evde hapsedilmişlerdi. Akşam olunca duvardan aşarak yanlarına indi, sonra bir taş parçası alıp ayak bağlarının altına koydu, ardından kılıcıyla vurup zincirlerini kesti. Bu yüzden kılıcına "Zü'l-Merve" (taş sahibi) denilirdi. Sonra ikisini de devesine bindirip yola koyuldu. Yolda deve tökezleyince parmağı kanadı, bunun üzerine şöyle dedi:
"Sen kanayan bir parmaktan başka nesin ki, Allah yolunda başına gelen bu değil mi?"
Sonra ikisini de Medine'de Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem'in yanına getirdi.
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.