(نجاء المسلمين بالنعم) :
(Müslümanların develerle kurtuluşu)
قال: وأمهلناهم، حتى إذا اطمأنوا وناموا، وكان في وجه السحر، شننا
عليهم الغارة، قال: فقتلنا، واستقنا النعم، وخرج صريخ القوم، فجاءنا
دهم لا قبل لنا به، ومضينا بالنعم، ومررنا بابن البرصاء وصاحبه،
فاحتملناهما معنا، قال: وأدركنا القوم حتى قروا منا، قال: فما بيننا وبينهم
إلا وادي قديد، فأرسل الله الوادي بالسيل من حيث شاء تبارك وتعالى، من غير
سحابة نراها، ولا مطر، فجاء بشيء ليس لأحد به قوة، ولا يقدر على أن يجاوزه،
فوقفوا ينظرون إلينا، وإنا لنسوق نعمهم، ما يستطيع منهم رجل أن يجيز
إلينا، ونحن نحدوها سراعا، حتى فتناهم، فلم يقدروا على طلبنا.
Türkçe Tercüme
Dedi ki: Onlara mühlet verdik, ta ki güvenlik içinde uykuya daldıklarında, tam seher vaktinde üzerlerine baskın düzenledik. Dedi ki: Öldürdük ve develeri sürüp götürdük. Kavmin feryatçısı çıkageldi, karşımıza bize güç yetiremeyeceğimiz kalabalık bir topluluk çıktı. Develerle yola devam ettik, İbnü'l-Bersâ ve arkadaşına rastladık, onları da yanımıza alıp beraberimizde götürdük. Dedi ki: Kavim bize yetişip yaklaştılar; aramızla onların arasında yalnızca Kudeyd Vadisi kalmıştı. Bunun üzerine Allah -tebâreke ve teâlâ- dilediği yerden, ne bir bulut gördüğümüz ne de bir yağmur olduğu halde, vadiye seli gönderdi. Öyle bir şey getirdi ki, hiç kimsenin ona gücü yetmez ve onu aşmaya kimse muktedir olamazdı. Onlar durup bize bakakaldılar; biz ise onların develerini sürüp götürüyorduk, içlerinden hiçbir adam bize geçip ulaşamıyordu. Biz de develeri hızla sürdük, ta ki onları geride bırakıp kurtulduk; artık peşimize düşmeye güçleri yetmedi.
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.