(شعر حسان في الرد على ابن الزبعرى) :
Hassân'ın İbnü'z-Zibarâ'ya cevaben söylediği şiir:
فأجابه حسان بن ثابت، فقال:
أشاقك من أم الوليد ربوع ... بلاقع ما من أهلهن جميع
عفاهن صيفي الرياح وواكف ... من الدلو رجاف السحاب هموع
فلم يبق إلا موقد النار حوله ... رواكد أمثال الحمام كنوع
فدع ذكر دار بددت بين أهلها ... نوى لمتينات الحبال قطوع
وقل إن يكن يوم بأحد يعده ... سفيه فإن الحق سوف يشيع
فقد صابرت فيه بنو الأوس كلهم ... وكان لهم ذكر هناك رفيع
وحامى بنو النجار فيه وصابروا ... وما كان منهم في اللقاء جزوع
أمام رسول الله لا يخذلونه ... لهم ناصر من ربهم وشفيع
وفوا إذ كفرتم يا سخين بربكم ... ولا يستوي عبد وفى ومضيع
بأيديهم بيض إذا حمش الوغى ... فلا بد أن يردى لهن صريع
كما غادرت في النقع عتبة ثاويا ... وسعدا صريعا والوشيج شروع
وقد غادرت تحت العناجة مسندا ... أبيا وقد بل القميص نجيع
يكف رسول الله حيث تنصبت ... على القوم مما قد يثرن نقوع
أولئك قوم سادة من فروعكم ... وفي كل قوم سادة وفروع
بهن نعز الله حتى يعزنا ... وإن كان أمر يا سخين فظيع
فلا تذكروا قتلى وحمزة فيهم ... قتيل ثوى لله وهو مطيع
فإن جنان الخلد منزلة له ... وأمر الذي يقضي الأمور سريع
وقتلاكم في النار أفضل رزقهم ... حميم معا في جوفها وضريع
Türkçe Tercüme
(Hassan'ın İbn Zib'arâ'ya Verdiği Cevap Şiiri):
Hassan İbn Sâbit ona cevap verip şöyle dedi:
Seni özlemine sevk eden, Ümmü'l-Velîd'in ıssız yurtları mıdır ki, halkından hiç kimse orada kalmamış?
Onları yaz rüzgârları ve gürleyen bulutların bol yağmurları silip süpürmüş.
Orada güvercinlere benzer, ateş yakan üç beş kişiden başka kimse kalmamış.
Bırak o yurdun anılmasını; halkı arasında, sağlam ipleri bile koparan bir ayrılık olmuş.
De ki: Uhud gününü bir cahil kendi lehine sayacak olsa da, gerçek er geç yayılacaktır.
O günde Evs kabilesinin hepsi sabretti ve orada onların yüce bir şanı oldu.
Neccâroğulları da o günde koruyup sabrettiler, karşılaşmada asla korkaklık göstermediler.
Allah'ın Resulü'nün önünde onu terk etmediler; onların Rablerinden bir yardımcısı ve şefaatçisi vardır.
Siz Rabbinize nankörlük ederken onlar sözlerine sadık kaldılar, ey alçak! Sadık kul ile hainlik eden bir olmaz.
Ellerinde, savaş kızıştığında mutlaka birini yere seren keskin kılıçlar vardır.
Nitekim tozun toprağın içinde Utbe'yi serip bıraktıkları gibi, Sa'd'ı da mızrakların arasında yere sermişlerdi.
Anceh'in altında da dirençli birini bırakmışlardı; gömleği kan içinde kalmıştı.
Allah'ın Resulü, toz duman kaldıran o topluluğun üzerine yöneldiğinde onları geri püskürtür.
İşte bunlar, sizin dallarınızdan gelen efendilerdir; her kavimde efendiler ve dallar vardır.
Onlarla Allah bizi izzetlendirir, ta ki bize izzet verinceye kadar; iş ne kadar ağır olursa olsun, ey alçak!
Öyleyse ölülerinizi ve içlerindeki Hamza'yı anmayın; o, Allah yolunda itaatkâr olarak şehit düşmüş bir kimsedir.
Şüphesiz sonsuzluk cennetleri onun için bir konaktır; işleri hükme bağlayanın emri süratlidir.
Sizin ölüleriniz ise ateştedir; onların en güzel rızıkları, kaynar su ve zakkumdur.
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.