15. Hicret (622)
Akabe'den sonra Efendimiz ashabına Medine'ye hicret izni verdi; Müslümanlar bölük bölük yola düştü. Mekke'de esas olarak Efendimiz, Ebu Bekir, Ali ve gidemeyecek durumda olanlar kalınca Kureyş paniğe kapıldı. Daru'n-Nedve'de toplandılar; Ebu Cehil'in teklifi kabul gördü: Her kabileden bir yiğit seçilecek, hepsi birden kılıç vurup onu öldürecek, kan Haşimoğullarının tek başına savaşamayacağı kadar dağılacaktı. Kur'an bu tuzağı haber verir: 'Hani kafirler seni tutup bağlamak, öldürmek veya sürmek için tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken Allah da tuzaklarını boşa çıkarıyordu; Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır.'
Suikast gecesi Efendimiz, üzerindeki emanetleri sahiplerine vermesi için Ali'yi yatağına yatırdı ve Yasin Suresi'nin ayetlerini okuyarak kuşatmanın arasından görülmeden çıktı. Ebu Bekir'le birlikte, ters istikametteki Sevr mağarasına sığındılar. İz sürücüler mağara ağzına kadar geldi. Ebu Bekir 'Ayaklarının dibine baksalar bizi görecekler' diye endişelenince Efendimiz o meşhur cevabı verdi: 'Üzülme, Allah bizimledir. İki kişinin üçüncüsü Allah olursa onlara kim yetişebilir?'
Üç gece sonra kılavuzlarıyla sahil yolundan Medine'ye yöneldiler. Yolda peşlerine düşen Süraka'nın atının ayakları kuma saplandı; Süraka aman diledi ve Efendimizden, ileride Kisra'nın bileziklerini takacağı müjdesini aldı. Kafile Rebiülevvel ayında Kuba'ya ulaştı; burada İslam'ın ilk mescidi yapıldı. Bir Cuma günü Medine'ye giren Efendimizi, damlarına çıkmış Medineliler neşideler ve tekbirlerle karşıladı. Devesi Kasva'nın çöktüğü arsa satın alınarak Mescid-i Nebevi'nin yeri oldu. Bu hicret, sonradan İslam takviminin başlangıcı kabul edildi.