KURAN KATİBİ
İhyâu Ulûmi'd-Dîn

صفة أرض المحشر وأهله

Mahşer yerinin ve halkının niteliği

ثم انظر كيف يساقون بعد البعث والنشور حفاة عراة غرلا إلى أرض المحشر أرض

بيضاء قاع صفصف لا ترى فيها عوجا ولا أمتا ولا ترى عليها ربوة يختفى

الإنسان وراءها ولا وهدة ينخفض عن الأعين فيها بل هو صعيد واحد بسيط لا

تفاوت فيه يساقون إليه زمرا فسبحان من جمع الخلائق على اختلاف أصنافهم من

أقطار الأرض إذ ساقهم بالراجفة تتبعها الرادفة والراجفة هى النفخة الأولى

والرادفة هى النفخة الثانية وحقيق لتلك القلوب أن تكون يومئذ واجفة ولتلك

الأبصار أن تكون خاشعة قال رسول الله صلى الله عليه وسلم يحشر الناس يوم

القيامة على أرض بيضاء عفراء كقرص النقي ليس فيها معلم لأحد (1)

قال الراوى والعفرة بياض ليس بالناصع والنقى هو النقى عن القشر والنخالة

ومعلم أى لا بناء يستر ولا تفاوت يرد البصر

ولا تظنن أن تلك الأرض مثل أرض الدنيا بل لا تساويها إلا فى الاسم قال

تعالى يوم تبدل الأرض غير الأرض والسموات

قال ابن عباس يزداد فيها وينقص وتذهب أشجارها وجبالها وأوديتها وما فيها

وتمد مد الأديم العكاظى أرض بيضاء مثل الفضة لم يسفك عليها دم ولم يعمل

عليها خطيئة والسموات تذهب شمسها وقمرها ونجومها فانظر يا مسكين في هول ذلك

اليوم وشدته فإنه إذا اجتمع الخلائق على هذا الصعيد تناثرت من فوقهم نجوم

السماء وطمس الشمس والقمر وأظلمت الأرض لخمود سراجها فبينا هم كذلك إذ دارت

السماء من فوق رءوسهم وانشقت مع غلظها وشدتها خمسمائة عام والملائكة قيام

على حافاتها وأرجائها فيا هول صوت انشقاقها فى سمعك ويا هيبة ليوم تنشق فيه

السماء مع صلابتها وشدتها ثم تنهار وتسيل كالفضة المذابة تخالطها صفرة

فصارت وردة كالدهان وصارت السماء كالمهل وصارت الجبال كالعهن واشتبك الناس

كالفراش المبثوث وهم حفاة عراة مشاة قال رسول الله صلى الله عليه وسلم يبعث

الناس حفاة عراة غرلا قد ألجمهم العرق وبلغ شحوم الآذان قالت سودة زوج

النبي صلى الله عليه وسلم راوية الحديث قلت يا رسول الله واسوأتاه ينظر

بعضنا إلى بعض فقال شغل الناس عن ذلك بهم لكل امرىء يومئذ شأن يغنيه (2)

فأعظم بيوم تنكشف فيه العورات ويؤمن فيه مع ذلك النظر والالتفات كيف وبعضهم

يمشون على بطونهم ووجوههم فلا قدرة لهم على الالتفات إلى غيرهم قال أبو

هريرة رضي الله عنه قال رسول الله صلى الله عليه وسلم يحشر الناس يوم

القيامة ثلاثة أصناف ركبانا ومشاة وعلى وجوههم فقال رجل يا رسول الله وكيف

يمشون على

وجوههم قال الذى أمشاهم على أقدامهم قادر على أن يمشيهم على وجوههم (1)

فى طبع الآدمى إنكار كل ما لم يأنس به ولو لم يشاهد الإنسان الحية وهى تمشى

على بطنها كالبرق الخاطف لأنكر تصور المشى على غير رجل والمشى بالرجل أيضا

مستبعد عند من لم يشاهد ذلك فإياك أن تنكر شيئا من عجائب يوم القيامة

لمخالفته قياس ما فى الدنيا فإنك لو لم تكن قد شاهدت عجائب الدنيا ثم عرضت

عليك قبل المشاهدة لكنت أشد إنكارا لها فأحضر فى قلبك صورتك وأنت واقف

عاريا مكشوفا ذليلا مدحورا متحيرا مبهوتا منتظرا لما يجرى عليك من القضاء

بالسعادة أو بالشقاوة وأعظم هذه الحال فإنها عظيمة

Türkçe Tercüme

Mahşer Yeri ve Halkının Tavsifi

Sonra bak, diriliş ve haşr sonrası insanlar nasıl sürüyle mahşer yerine götürülüyorlar: çıplak, yüksüz, sünnet olmayan. Mahşer yeri beyaz, düz, sedef gibi bir arazi — orada ne çarpıklık görülür ne de yükseklik; insanın arkasında gizlenebileceği tepecik yok, gözlerden gizlenecek çukurluk da yok. Bilakis o tek düz bir saha, içinde hiç eşitsizlik olmayan; insanlar onu zümreler halinde sürüyle götürülüyorlar. Yüceltir Allahu, türlü türlü çeşitleri olan bu yaratıkları yeryüzünün dört bir yanından bir araya toplayanı! Onları rajife ile sürüklemiştir ki ardından radife gelir — rajife birinci nefhe, radife ikinci nefhedir. Doğru ki o günde kalpler titremeli, gözler de alçak gönüllü olmalıdır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur: "İnsanlar kıyamet günü beyaz, afra-tawuy bir arazi üzerinde haşr olunurlar — tıpkı temiz bir para kadar. Orada hiç kimseye ait herhangi bir işaret yoktur."

Ravî demiştir: Afre, çok beyaz olmayan bir beyazlıktır. Nakî ise kabuğundan ve kepeğinden arındırılmış temizdir. Muallam, başkasını gizleyen yapı yoktur demek; gözü ret eden bir eşitsizlik de yoktur anlamına gelir.

Zannetme ki o yer dünya yeryüzüne benzer — adı hariç ona hiç denk değildir. Yüce Allah buyurmuştur: "Yerin yerin yerine değiştirildiği gün." İbn Abbas demiştir: "Orada artırılır ve azalır, ağaçları, dağları, vadileri ve içindeki her şey ortadan kalkar. Samur deri gibi uzatılır — beyaz bir yer, gümüş gibi, üzerine kan dökülmemiş, günah işlenmemiş. Semalar ise güneşini, ayını, yıldızlarını yitirirler."

Bak işte, ey talihsiz, o günün dehşeti ve zorluğunu düşün! Zira yaratıklar bu sahadayken semadan yıldızlar dağılır, güneş ve ay karanlığa gömülür, toprak kendi ışığının söyüp gitişiyle kararır. Halbuki böyleyken semalar yukarıdan başlarına dönüp açılırlar — kalınlığı ve sertliğine rağmen beş yüz senelik mesafede açılırlar. Melekler onun kenarlarında, köşelerinde durmuştur ayakta. Ey o açılış sesinin dehşeti! Ey katılığı, sertliği ile açılan semaya karşı saygı! Sonra gökler çöker, erimiş gümüş gibi akıp iner, sarılık karışır onunla — sana bir merhem gibi, kırmızı bir hal alır. Semalar muhal (katı, parlak madde) gibi olur, dağlar kuzu yünü gibi olur. İnsanlar birbirlerine dağınık güvercin gibi karışırlar — çıplak, yüksüz, yayan. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur: "İnsanlar çıplak, yüksüz, sünnet olmayan olarak haşr olunurlar; ter onları ağızına kadar boğmuştur ve yağ kulak yumuşakçığına varmıştır."

Peygamberin eşi Sevde demiştir — bu hadisi rivayet eden: "Ey Resulullahu," dedim, "ne ayıp! Biri diğerini görecek mi?" Buyurdu: "İnsanlar kendi hâllerinden meşgul; her nefsin o gün onu işgal eden bir işi vardır."

Çok büyük bir gündür o, çirkinlikler açığa çıktığında; ve yine de o sırada göz dikme ve bakış güvensizdir. Hem öyleki bazıları yüzüstü yürüyüp durmaktadırlar; onların diğer tarafa yönülebilmek güçleri yoktur. Ebu Hüreyre radıyallahu anhu demiştir, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurmuştur: "İnsanlar kıyamet günü üç çeşit olarak haşr olunurlar: ata binmiş, yayan ve yüzüstü." Bir adam sordu: "Ey Resulullahu, nasıl yüzüstü yürürler?" Buyurdu: "Onları ayak üzerinde yürüten, yüz üzerinde de yürütmeye kadir."

İnsanın tabiatında, alışkın olmadığı her şeyi inkar etmek vardır. Eğer adam yılanı görmemiş olsaydı, onda elektrik gibi kıvılcım hızında karnının üzerinde yürüdüğünü görmemiş olsaydı, ayaktan başka bir şey ile yürüyüşü tasavvur edemezdi. Ayak ile yürümek de, onu görmemiş kimseye müşkül gelir. Öyleyse dikkat et, kıyamet günü mucizelerinden hiçbirini dünya ölçüsüne aykırı diye inkar etme. Zira eğer sen dünya mucizelerini görmemiş olsaydın, sonra bunlar sana görmeden evvel arz edilmiş olsaydı, onları çok daha şiddetle inkar ederdin. Öyleyse kalbinde tasavvur et: sen çıplak, açık seçik, zelil, hicvî, sarışın, hayret içinde duruyor, selamet mi şekavet mi üzerine gerçekleşecek olan kadayı bekliyorsun. Bu hali büyütüp ağırlığını düşün; çünkü o gerçekten büyük bir haldir.

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.