المرابطة السادسة في توبيخ النفس ومعاتبتها (3/5)
Altıncı Murabata: Nefsi Azarlamak ve Sorgulamak (3/5)
بعد الموت ولذلك قال سيد البشر صلى الله عليه وسلم إن روح القدس نفث في
روعي أحبب من أحببت فإنك مفارقه واعمل ما شئت فإنك مجزى به وعش ما شئت فإنك
ميت (1) ويحك يا نفس أتعلمين أن كل من يلتفت إلى ملاذ الدنيا ويأنس بها مع
أن الموت من ورائه فإنما يستكثر من الحسرة عند المفارقة وإنما يتزود من
السم المهلك وهو لا يدرى أو ما تنظرين إلى الذين مضوا كيف بنوا وعلوا ثم
ذهبوا وخلوا وكيف أورث الله أرضهم وديارهم أعداءهم أما ترينهم كيف يجمعون
ما لا يأكلون ويبنون ما لا يسكنون ويؤملون ما لا يدركون يبنى كل واحد قصرا
مرفوعا إلى جهة السماء ومقره قبر محفور تحت الأرض فهل في الدنيا حمق
وانتكاس أعظم من هذا يعمر الواحد دنياه وهو مرتحل عنها يقينا ويخرب آخرته
وهو صائر إليها قطعا
أما تستحيين يا نفس من مساعدة هؤلاء الحمقى على حماقتهم واحسبى أنك لست
ذات بصيرة تهتدى إلى هذه الأمور وإنما تميلين بالطبع إلى التشبه والاقتداء
فقيسى عقل الأنبياء والعلماء
والحكماء بعقل هؤلاء المنكبين على الدنيا واقتدى من الفريقين بمن هو أعقل
عندك إن كنت تعتقدين في نفسك العقل والذكاء
يا نفس ما أعجب أمرك وأشد جهلك وأظهر طغيانك عجبا لك كيف تعمين عن هذه
الأمور الواضحة الجليلة ولعلك يا نفس أسكرك حب الجاه وأدهشك عن فهمها أو ما
تتفكرين أن الجاه لا معنى له إلا ميل القلوب من بعض الناس إليك فاحسبى أن
كل من على وجه الأرض سجد لك وأطاعك أفما تعرفين أنه بعد خمسين سنة لا تبقين
انت ولا أحد ممن على وجه الأرض ممن عبدك وسجد لك وسيأتى زمان لا يبقى ذكرك
ولا ذكر من ذكرك كما أتى على الملوك الذين كانوا من قبلك فهل تحس منهم من
أحد أو تسمع لهم ركزا فكيف تبيعين يا نفس ما يبقى أبد الآباد بما لا يبقى
أكثر من خمسين سنة إن بقى هذا إن كنت ملكا من ملوك الأرض سلم لك الشرق
والغرب حتى أذعنت لك الرقاب وانتظمت لك الأسباب كيف ويأبى إدبارك وشقاوتك
أن يسلم لك أمر محلتك بل أمر دارك فضلا عن محلتك فإن كنت يا نفس لا تتركين
الدنيا رغبة في الآخرة لجهلك وعمى بصيرتك فما لك لا تتركينها ترفعا عن خسة
شركائها وتنزها عن كثرة عنائها وتوقيا من سرعة فنائها أم ما لك لا تزهدين
في قليلها بعد أن زهد فيك كثيرها وما لك تفرحين بدنيا إن ساعدتك فلا تخلو
بلدك من جماعة من اليهود والمجوس يسبقونك بها ويزيدون عليك في نعيمها
وزينتها فأف لدنيا يسبقك بها هؤلاء الأخساء فما أجهلك وأخس همتك وأسقط رأيك
إذ رغبت عن ان تكونى في زمرة المقربين من النبيين والصديقين في جوار رب
العالمين أبد الآبدين لتكونى في صف النعال من جملة الحمقى الجاهلين أياما
قلائل فيا حسرة عليك إن خسرت الدنيا والدين فبادرى ويحك يا نفس فقد أشرفت
على الهلاك واقترب الموت وورد النذير فمن ذا يصلى عنك بعد الموت ومن ذا
يصوم عنك بعد الموت ومن ذا يترضى عنك ربك بعد الموت
ويحك يا نفس مالك إلا أيام معدودة هى بضاعتك إن اتجرت فيها وقد ضيعت
أكثرها فلو بكيت بقية عمرك على ما ضيعت منها لكنت مقصرة في حق نفسك فكيف
إذا ضيعت البقية وأصررت على عادتك أما تعلمين يا نفس أن الموت موعدك والقبر
بيتك والتراب فراشك والدود أنيسك والفزع الأكبر بين يديك أما علمت يا نفس
أن عسكر الموتى عندك على باب البلد ينتظرونك وقد آلوا على أنفسهم كلهم
بالأيمان المغلظة أنهم لا يبرحون من مكانهم ما لم يأخذوك معهم أما تعلمين
يا نفس أنهم يتمنون الرجعة إلى الدنيا يوما ليشتغلوا بتدارك ما فرط منهم
وأنت في أمنيتهم ويوم من عمرك لو بيع منهم بالدنيا بحذافيرها لا شتروه لو
قدروا عليه وأنت تضيعين أيامك في الغفلة والبطالة ويحك يا نفس أما تستحيين
تزينين ظاهرك للخلق وتبارزين الله في السر بالعظائم أفتستحيين من الخلق ولا
تستحيين من الخالق ويحك أهو أهون الناظرين عليك أتأمرين الناس بالخير وأنت
متلطخة بالرذائل تدعين إلى الله وأنت عنه فارة وتذكرين بالله وأنت له ناسية
أما تعلمين يا نفس أن المذنب أنتن من العذرة وأن العذرة لا تطهر غيرها فلم
تطمعين في تطهير غيرك وأنت غير طيبة في نفسك ويحك يا نفس لو عرفت نفسك حق
المعرفة لظننت أن الناس ما يصيبهم بلاء إلا بشؤمك ويحك يا نفس قد جعلت نفسك
حمارا لإبليس يقودك إلى حيث يريد ويسخر بك ومع هذا فتعجبين بعملك وفيه من
الآفات ما لو نجوت منه رأسا برأس لكان الربح في يديك وكيف تعجبين بعملك مع
كثرة خطاياك وزللك وقد لعن الله إبليس بخطيئة واحدة بعد أن عبده مائتى ألف
سنة وأخرج آدم من الجنة بخطيئة واحدة مع كونه نبيه وصفيه ويحك يا نفس ما
أغدرك ويحك يا نفس ما أوقحك ويحك يا نفس ما أجهلك وما أجرأك على المعاصى
ويحك كم تعقدين فتنقضين ويحك كم تعهدين فتغدرين ويحك يا نفس أتشتغلين مع
هذه الخطايا بعمارة دنياك كأنك غير
مرتحلة عنها أما تنظرين إلى أهل القبور كيف كانوا جمعوا كثيرا وبنوا
مشيدا وأملوا بعيدا فأصبح جمعهم بورا وبنيانهم قبورا وأملهم غرورا ويحك يا
نفس أما لك بهم عبرة أما لك إليهم نظرة أتظنين أنهم دعوا إلى الآخرة وأنت
من المخلدين هيهات هيهات ساء ما تتوهمين ما أنت إلا فى هدم عمرك منذ سقطت
من بطن أمك فابنى على وجه الأرض قصرك فإن بطنها عن قليل يكون قبرك أما
تخافين إذا بلغت النفس منك التراقى أن تبدو رسل ربك منحدرة إليك بسواد
الألوان وكلح الوجوه وبشرى بالعذاب فهل ينفعك حينئذ الندم أو يقبل منك
الحزن أو يرحم منك البكاء والعجب كل العجب منك يا نفس أنك مع هذا تدعين
البصيرة والفطنة ومن فطنتك أنك تفرحين كل يوم بزيادة مالك ولا تحزنين
Türkçe Tercüme
السادسة في توبيخ النفس ومعاتبتها
Ölümden sonra. İşte bunun için beşer sâdı sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Kud-s Ruhu'nun kalbime nefhettiği şey şudur: Kimi seversen (sevseydin) bilsin ki ondan ayrılacaksın; ne istersen yap, çünkü onun karşılığını bulacaksın; nasıl yaşamak istersen yaşa, çünkü sen öleceksin." Eyvah sana ey nefs! Senin bilmediğin mi ki, dünya nimetlerine bakan ve onunla anısan her kişi, ölüm onun arkasında beklemekte iken aslında ayrılış anında kendisine büyük pişmanlıklar hazırlamaktadır? O, yok olup giden zehirden başkası almamaktadır ve bilmemektedir. Ya da geçmiş insanlara bakmıyor musun? Nasıl bina yaptılar, yükseltiler, sonra gittiler ve boş bıraktılar? Allah'ın onların ülkelerini ve evlerini nasıl düşmanlarına miras kıldığını görmüyor musun? Onları görmüyor musun? Yemeyecekleri malı toplarlar, oturmayacakları yerleri bina ederler, elde edemeyecekleri şeyleri umut ederler. Biri gök tarafına yükseltilmiş bir saray inşa eder, oysa onun ikameti yeryüzünün altına kazılmış bir mezardır. Dünyada bundan daha büyük aptallık ve baştan savma var mı? Biri dünyasını imar eder oysa ondan kesinlikle ayrılacaktır; âhiretini harap eder oysa şüphesiz ona gidecektir.
Ey nefs, bu aptallara onların aptallıklarına yardımcı olmaktan utanmıyor musun? Bilmelisin ki sen iyi görebilen biri değilsin ki bu işlere hidayete eressin; fakat tabiatın gereği taklid ve ittibaa eğilimlisin. Peygamberlerin, âlimlerin ve hükemânın aklını, dünyadaki bu batıl insanların aklıyla karşılaştır. Eğer kendinizde akıl ve zeka olduğuna inanıyorsanız her iki grubtan daha akıllı olanı takip edin.
Ey nefs, ne kadar şaşılacak durumun, ne kadar ağır cehaletin, ne kadar aşikâr taş çıkmanın var! Sana hayret! Nasıl bu kadar açık, kadir kapı hükümlerden göz kapatıyorsun? Belki sana, ululuk sevgisi sarhoş etmiş, onu anlamanı aptallaştırmıştır. Ya da düşünmüyor musun ki ululuk, insanların bazı kimseleri sana meyl etmesinden başka bir anlama gelmez? Farz et ki yeryüzündeki herkes sana secdeler vermiş, sana itaat etmiştir. Bilmediğin mi ki elli sene sonra ne sen kalacaksın ne de yeryüzündekilerden seni tapan ve sana secdeler veren bir kimse kalacak? Senin hatırın ve seni anlatanların hatırı da kaybolacak, tıpkı senden önceki meleklere olduğu gibi. Onlardan birisini duyu mu? Onlardan sesini işit mi? Peki, ey nefs, ecdedi ebede kalan bir şeyi, elli seneyi aşmayan bir şeyle nasıl satıyorsun? Gerçi sen yeryüzünün meleklerinden bir melek olsanız ve şark ve garb sana teslim olup, boyunlar sana itaat edip, sebeplerin senin için düzülüp, fakat geri çekilişinin ve saadetinin seni hatta mahalleni kara, dahası harap etmesi: kâhil mi gösterir mi? Eğer sen ey nefs, dünya nimetlerinden, ahiret cehaletin ve göz kesitin yüzünden vazgeçmesen de, on bin aylar temiz bırakıp, kötü hisselerin bolluğundan, hızlı yok oluşundan korkmaktan vazgeçmiyor musun? Veya çokları senden yüz çevirdikten sonra pek azından yüz çevirmediğin ne diye? Sana yardımcılık ederken daha seni yok etmeyen kişilerin cinsiyetinden bile yüz çevirmeden dünyanın sevinçli mi? Belki yardımcı olursa da, memleketiniz Yehudi ve Mecusilerin bir cemaaatinden bo değil, seni önde alıp, nimetinde seni aşan müzeyyince göstermez mi? Peh! Böyle dünyadaki zillet! Ne kadar cehil ve ne kadar hisse ve ne kadar düşük rey! Peygamberlerin ve sıddıkların yakınında tanrı dünyasının cennetinde ebedi olma istekli değilsin de, cehil halkının sırasında aptal bir ede azizler arasında pek az gün mi olmayı tercih ettin? Vah sana! Dünya ve dini kaybettin! Acele et ey nefs! Çünkü helâk kenarına geldin, ölüm yaklaştı, muhtâr bildirdi. Ölümden sonra senin için kim salâ kılacak? Ölümden sonra senin için kim oruç tutacak? Ölümden sonra senin için kim Rabbini hoşnut edecek?
Vah sana ey nefs! Sende sayılı günlerden başka bir şey yok, o da ticaretinde pazarladığın bir mallı. Hâlbuki çoğunu israf ettin. Eğer ömrünün bakiyesinde kaybettiklerin için ağlasan da nafile, çünkü nefsinin hakkına kâsırsan. Peki, bakiyeyi de israf edersen ve âdetine devam edersen? Bilmediğin mi ey nefs, ölüm senin vaktin, mezar senin evin, toprak senin yatağın, solucan senin arkadaşın, büyük korku senin önündedir? Bilmediğin mi ey nefs, ölüler ordularının şehrin kapısında seni bekleyip, hepsinin ağır yeminler yaptığını ki onlar yerlerinden kımıldamayacaklar, seni kendileriyle almadıkça? Bilmediğin mi ey nefs, onların dünyadaki hayata dönemek istediğini, bir gün bile dünyaya dönebilseler, yaşadıkları eksiğini tamamlamakla aşgını çekmek istediğini? Senin günün, onlardan bütün dünya karşılığında aşınmış olsa da, eğer gücü olsaydı almak isteyecek nerdeyse bir nefes. Sende öyleyken günleri gaflet ve boşluğunda
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.