بيان حقيقة النعمة وأقسامها (1/6)
Nimetin hakikatinin ve kısımlarının beyanı (1/6)
اعلم أن كل خير ولذة وسعادة بل كل مطلوب ومؤثر فإنه يسمى نعمة ولكن
النعمة بالحقيقة هي السعادة الأخروية وتسمية ما سواها نعمة وسعادة إما غلط
وإما مجاز كتسمية السعادة الدنيوية التي لا تعين على الآخرة نعمة فإن ذلك
غلط محض وقد يكون اسم النعمة للشى صدقا ولكن يكون إطلاقه على السعادة
الأخروية أصدق فكل سبب يوصل إلى سعادة الآخرة ويعين عليها إما بوسطة واحدة
أو بوسائط فإن تسمية نعمة صحيحة وصدق لأجل أنه يفضي إلى النعمة الحقيقية
والأسباب المعينة واللذات المسماة نعمة نشرحها بتقسيمات القسمة الأولى أن
الأمور كلها بالإضافة إلينا تنقسم إلى ما هو نافع في الدنيا والآخرة جميعا
كالعلم وحسن الخلق وإلى ما هو ضار فيهما جميعا كالجهل وسوء الخلق وإلى ما
ينفع في الحال المضر في المآل كالتلذذ باتباع الشهوة وإلى ما يضر في الحال
ويؤلم ولكن ينفع في المآل كقمع الشهوات ومخالفة النفس فالنافع في الحال
والمآل هو النعمة تحقيقا كالعلم وحسن الخلق والضار فيهما هو البلاء تحقيقا
وهو ضدهما والنافع في الحال في المآل بلاء محض عند ذوي البصائر وتظنه
الجهال نعمة ومثاله الجائع إذا وجد عسلا فيه سم فإنه يعده نعمة إن كان
جاهلا وإذا علمه علم أن ذلك بلاء سيق إليه والضار في الحال النافع في المآل
نعمة عند ذوي الألباب بلاء عند الجهال ومثاله الدواء البشع في الحال مذاقه
إلا أنه شاف من الأمراض والأسقام وجالب للصحة والسلامة فالصبي الجاهل إذا
كلف شربه ظنه بلاء والعاقل يعده نعمة ويتقلد المنة ممن يهديه إليه ويقربه
منه ويهيىء له أسبابه فلذلك تمنع الأم ولدها من الحجامة والأب يدعوه إليها
فإن الأب لكمال عقله يلمح العاقبة والأم لفرط حبها وقصورها تلحظ الحال
والصبي لجهله يتقلد منة من أمه دون أبيه
ويأنس إليها وإلى شفقتها ويقدر الآب عدو له ولو عقل لعلم أن الأم عدوا
باطنا فى سورة صديق لأن منعها إياه من الحجامة يسوقه إلى أمراض وآلام أشد
من الحجامة ولكن الصديق الجاهل شر من العدو العاقل وكل إنسان فإنه صديق
نفسه ولكنه صديق جاهل فلذلك تعمل به مالا يعمل به العدو
قسمة ثانية اعلم أن كل الأسباب الدنيوية مختلطة قد امتزج خيرها بشرها
فقلما يصفو خيرها كالمال والأهل والولد والأقارب والجاه وسائر الأسباب ولكن
تنقسم إلى ما نفعه أكثر من ضره كقدر الكفاية من المال والجاه وسائر الأسباب
وإلى ما ضره أكثر من نفعه في حق أكثر الأشخاص كالمال الكثير والجاه الواسع
وإلى ما يكافىء ضرور نفعه وهذه أمور تختلف بالأشخاص فرب إنسان صالح ينتفع
بالمال الصالح وإن كثر فينفقه في سبيل الله ويصرفه إلى الخيرات فهو مع هذه
التوفيق نعمة في حقه ورب إنسان يستضر بالقليل أيضا إذ لا يزال مستصغرا له
شاكيا من ربه طالبا للزيادة عليه فيكون ذلك مع هذا الخذلان بلاء في حقه
قسمة ثالثة اعلم أن الخيرات باعتبار آخر تنقسم إلى ما هو مؤثر لذاته لا
لغيره وإلى مؤثر لغيره وإلى مؤثر لذاته ولغيره فالأول ما يؤثر لذاته لا
لغيره كلذة النظر إلى وجه الله تعالى وسعادة لقائه وبالجملة سعادة الأخرى
التي لا انقضاء لها فإنها لا تطلب ليتوصل بها إلى غاية أخرى مقصودة وراءها
بل تطلب لذاتها الثاني ما يقصد لغيره ولا غرض أصلا في ذاته كالدراهم
والدنانير فإن الحاجة لو كانت لا تنقضى بها فكانت هي والحصباء بمثابة واحدة
ولكن لما كانت وسيلة إلى اللذات سريعة الإيصال إليها صارت عند الجهال
محبوبة في نفسها حتى يجمعوها ويكنزوها ويتصارفوا عليها بالربا ويظنون أنها
مقصودة ومثال هؤلاء مثال من يحب شخصا فيحب بسببه رسوله الذي يجمع بينه
وبينه ثم ينسى في محبة الرسول محبة الأصل فيعرض عنه طول عمره ولا يزال
مشغولا بتعهد الرسول ومراعاته وتفقده وهو غاية الجهل والضلال الثالث ما
يقصد لذاته ولغيره كالصحة والسلامة فإنها تقصد ليقدر بسببها على الذكر
والفكر الموصلين إلى لقاء الله تعالى أو ليتوصل بها إلى استيفاء لذات
الدنيا وتقصد أيضا لذاتها فإن الإنسان وإن استغنى عن الشيء الذي تراد سلامة
الرجل لأجله فيريد أيضا سلامة الرجل من حيث إنها سلامة فإذن المؤثر لذاته
فقط هو الخير والنعمة تحقيقا وما يؤثر لذاته ولغيره أيضا فهو نعمة ولكن دون
الأول فأما مالا يؤثر إلا لغيره كالنقدين فلا يوصفان أنفسهما من حيث إنهما
جوهران بأنهما نعمة بل من حيث هما وسيلتان فيكونان نعمة في حق من يقصد أمر
ليس يمكنه أن يتوصل إليه إلا بهما فلو كان مقصده العلم والعبادة ومعه
الكفاية التي هي ضرورة حياته استوى عند الذهب والمدر فكان وجودهما وعدمهما
عنده بمثابة واحدة بل ربما شغله وجودهما عن الفكر والعبادة فيكونان بلاء في
حقه ولا يكونان نعمة
قسمة رابعة اعلم أن الخيرات باعتبار آخر تنقسم إلى نافع ولذيذ وجميل
فاللذيذ هو الذي تدرك راحته في الحال والنافع هو الذي يفيد في المآل
والجميل هو الذي يستحسن في سائر الأحوال والشرور أيضا تنقسم إلى ضار وقبيح
ومؤلم وكل واحد من القسمين ضربان مطلق ومقيد فالمطلق هو الذي اجتمع فيه
الأوصاف الثلاثة أما في الخير فكالعلم والحكمة فإنها نافعة وجميلة ولذيذة
عند أهل العلم والحكمة وأما في الشر فكالجهل فإنه ضار وقبيح ومؤلم وإنما
يحس الجاهل بألم جهله إذا عرف أنه جاهل وذلك بأن يرى غيره عالما ويرى نفسه
جاهلا فيدرك ألم النقص فتنبعث منه شهوة العلم اللذيذة ثم قد يمنع الحسد
والكبر والشهوات البدنية عن التعلم فيتجاذبه متضادان فيعظم ألمه فإنه إن
ترك التعلم تألم بالجهل ودرك النقصان وإن اشتغل بالتعلم تألم بترك الشهوات
أو بترك
Türkçe Tercüme
Nimetlerin Gerçek Mahiyeti ve Bölümleri
Bil ki her hayır, her zevk, her mutluluk, hatta her istenen ve etkili şey nimetdir denilir. Ancak gerçekte nimet, ahiret mutluluğudur. Bunun dışında kalan şeylere nimet ve mutluluk denilmesi ya hatasız ya da mecazlıdır. Örneğin, ahirete yardımcı olmayan dünyevi mutluluğa nimet denilmesi saf bir hatadır. Bazen bir şeye nimet adını vermek doğru olabilir, ama onu ahiret mutluluğuna nispet ederken daha doğru olur. Bütün etmenler, ister doğrudan ister aracılar vasıtasıyla olsun, ahiret saadeti sağlayan ve ona yardımcı olan her şeye nimet demek doğru ve sadıktır, çünkü o gerçek nimete götürür.
Şartlandırmayla şöyle bölünür: İnsana nispet edilen bütün konular iki taraftan faydalı olan ve her iki taraftan zararlı olan, bu dünyada faydalı ama sonradan zararlı olan, bu dünyada zararlı ve ıstırap veren ama sonradan faydalı olan diye dörde bölünür. Dünya ve ahiret için faydalı olan, mesela ilim ve güzel ahlak gibi, gerçek nimettir. Her iki taraftan zararlı olan, bilgisizlik ve kötü ahlak gibi, gerçek belalıdır. Şu anda faydalı ama sonradan zararlı olan, şehvetin peşinde koşmanın zevki gibi, akıl sahipleri nezdinde saf belâdır; cahiller onu nimet sanırlar. Örneği, açlık çeken biri zehir içeren bal bulsa, cahil ise bunu nimet sayar; akıl sahibi ise bunun kendisine gönderilen belâ olduğunu bilir.
Şu anda zararlı ve acı veren ama sonradan faydalı olan ise akıl sahipleri için nimettir, cahiller için belâdır. Örneği, iğrenç tat olan ama hastalıkları iyileştiren ve sağlığa getiren ilaçtır. Cahil çocuk bunu içmeye zorlandığında belâ sanır; akıllı kişi ise onu nimet sayar ve ona yönlendireni minnet altında tutar. Bu yüzden anne çocuğunu hicramedan menederken, baba onu teşvik eder. Çünkü baba akılının kemaline göre sonucu görür, anne aşırı sevgisi ve eksikliğinden dolayı sadece şimdiki hali görür. Çocuk cehali sebebiyle annesini babasına öncelemek isteyip annasına karşı güvenli hisseder ve babasını düşman telakki eder. Oysa akıllı olsa bilebilir ki anne, gizli bir düşmandır; çünkü onu hicramedan uzak tutması daha büyük hastalıklara ve ıstıraçlara yol açar. Ancak cahil dost, akıllı düşmandan daha kötüdür. Her insan kendisinin dostudur, fakat cahil bir dosttur; bu yüzden ona düşman bile yapmaz böyle şeyler.
İkinci Bölüm: Bil ki bütün dünyevi etmenler karışık olup iyiliği şerre karışmıştır; nadir olarak tamamen iyi olanlar vardır, mesela mal, aile, çocuk, akrabalar, makam gibi şeyler. Bunlar şöyle bölünür: Zararı faydası aşan mesela yeterli malı ve makamı; ve faydası zararını aşan mesela çok para ve geniş makam, çoğu insanlar için; ve zararı faydayı dengeleyen konular. Bu şeyler insanların durumlarına göre değişir. Bazen salih bir insan çok mal olsa da fayda görür, onu Allah yolunda harcar ve hayırlara yönlendirir; böylesi durumda bu tevfik onun için nimettir. Bazen bir kişi çok az maldan da zarar görür, çünkü hep yetersiz sayıp Rabbinden şikâyet eder ve artışını talep eder; böylesi durumda bu terk onun için belâdır.
Üçüncü Bölüm: Hayırlar başka bir açıdan, kendi itibarıyla etkili olan, başka şey için etkili olan ve hem kendi itibarıyla hem başkası için etkili olan diye bölünür. Birincisi, kendi itibarıyla sadece etkili olan, mesela Allah'ın yüzünü görmenin zevki ve O'yla karşılaşmanın mutluluğu, yani sonu olmayan ahiret saadeti gibi; bu onun dışında başka maksada ermek için talep edilmez, sadece kendi itibarıyla talep edilir. İkincisi, başkası için talep edilen ve kendi itibarıyla hiçbir maksadı olmayan, mesela dirhamlar ve dinârlar gibi; ihtiyaç bu parayla biterse, altın çakıl taşı gibi olur. Ancak bu lezzatlara çabuk erişmenin aracı olduğundan cahilnezinde kendi itibarıyla sevilen olmuş, onu toplarlar, kumbaraya atarlar, faizle alışveriş ederler ve onu maksad sanarlar. Bunlara benzer olan, birini seven kişi onun elçisini sevip onunla arasında birleştiren elçisini severse, sonra elçisini sevmekte asılı olanı unutup, ömür boyu yüz çevirmişse ve elçisinin bakımı ve hizmetinde meşgul olmuş olması, son derece cehalet ve sapkınlıktır. Üçüncüsü, hem kendi itibarıyla hem başkası için talep edilen, mesela sağlık ve selamettir. Çünkü bunlar talep edilir ki onun sayesinde Allah'a ulaştıran zikir ve fikir yapabilsin, ya da dünyevi lezzatleri istife etmek için ona erişsin. Ancak aynı zamanda kendi itibarıyla da talep edilir. Çünkü insan kendisinin bu şeyin yönelik olduğu amaca ihtiyaç duymasa bile, yine selameti bir salametin olması itibariyle talep eder. Bundan dolayı sadece kendi itibarıyla etkili olan şey, hakikatte hayrın ta kendisi ve nimettir. Hem kendisi hem başka için etkili olan ise nimettir, ama birincisinden aşağıdır. Ama sadece başkası için etkili olan, mesela altın ve gümüş, kendi itibarlarıyla birer cevher olmak itibariyle nimet denilmez, sadece birer vasıta olmak itibariyle. Böylece bunlar, başka bir amaca ulaşmanın vasıtası olmaksız elde edilemey
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.