KURAN KATİBİ
İhyâu Ulûmi'd-Dîn

بيان ترك الطاعات خوفا من الرياء ودخول الآفات (5/5)

Riya korkusu ve zararların girmesi endişesiyle ibadetleri terk etmenin açıklanması (5/5)

الحسن فسعى به إلى الحجاج وحكى له كلامه فلم يلبث الحسن أن أتته رسل الحجاج

فقالوا أجب الأمير فقام الحسن وأشفقنا عليه من شدة كلامه الذي تكلم به فلم

يلبث الحسن أن رجع إلى مجلسه وهو يبتسم وقلما رأيته فاغرا فاه يضحك إنما

كان يتبسم فأقبل حتى قعد في مجلسه فعظم الأمانة وقال إنما تجالسون بالأمانة

كأنكم تظنون أن الخيانة ليست إلا في الدينار والدرهم إن الخيانة أشد

الخيانة أن يجالسنا الرجل فنطمئن إلى جانبه ثم ينطلق فيسعى بنا إلى شرارة

من نار إني أتيت هذا الرجل فقال أقصر عليك من لسانك وقولك إذا غزا عدو الله

غزا كذا وكذا وإذا أغزى أخاه أغزاه كذا لا أبالك تحرض علينا الناس أما إنا

على ذلك لانتهم نصيحتك فأقصر عليك من لسانك قال فدفعه الله عني

وركب الحسن حمارا يريد المنزل فبينما هو يسير إذا التفت فرأى قوما

يتبعونه فوقف فقال هل لكم من حاجة أو تسألون عن شيء وإلا فارجعوا فما يبقى

هذا من قلب العبد فبهذه

العلامات وأمثالها تتبين سريرة الباطن

ومهما رأيت العلماء يتغايرون ويتحاسدون ولا يتوانسون ولا يتعاونون فاعلم

أنهم قد اشتروا الحياة الدنيا بالآخرة فهم الخاسرون

اللهم ارحمنا بلطفك يا أرحم الراحمين

Türkçe Tercüme

Riyadan Korkularak İbadetten Kaçınmak ve Niyetlerdeki Hastalıklar (5/5)

Hasan'a sîsî yapan kişi durumu Haccac'a iletti ve onun sözlerini anlattı. Hasan'ın Haccac'ın elçileri tarafından çağrıldığı uzun olmadı. Elçiler "Emiri cevaplandır" dediler. Hasan kalktı ve biz, daha önce söylediği sert sözler yüzünden onun hakkında endişelendik. Fakat Hasan'ın Haccac'tan geri dönüp meclisine oturması da uzun sürmedi. Gülümseyerek geldi. Ben pek nadir gördüm onu ağzını açıp gülüyü. O yalnızca tebessüm ederdi. Meydana geldi ve meydanda oturdu. Sonra emanete dair önemli sözler söyledi ve şöyle dedi: "Siz amanete bağlı olarak burada toplanıyorsunuz. Sanki hainlik yalnızca dinar ve dirhemlerde olur diye düşünüyorsunuz! Halbuki en büyük hainlik budur: Bir adam bizim yanımızda oturur, ona emin olur, sonra kalkar ve bizi ateş saçan birinin yanına koşar! Ben bu adama gittim ve ona dedim: Dilin ve sözüne karş ol! Düşman Allah'a karşı gazaya çıktığında şöyle şöyle çıkıyor diye söylüyorsun, kardeşine gazaya gitmesini söylediğinde de böyle böyle söylüyorsun. Bırak! Aman, insanları bize karşı kışkırtıyorsun. Bilsin ki biz bunlara aldırmayız. Senin nasihatınıza rağmen iste; diline karşı ol!" Sonra Allah onu benden uzaklaştırdı.

Hasan bir eşeğe bindiyse eve dönmek istiyordu. Yolda giderken birden dönüp baktı ve arkasını takip eden bir topluluk gördü. Durdu ve dedi: "Sizin bir işiniz mi var? Birşey mi soracaksınız? Yoksa dönün! Şu kalp de insanda bundan başka ne kalır ki!" Bu ve benzer işaretlerle kulun iç dünyası, gizli niyeti ortaya çıkar.

Bilginleri birbirlerine düşkün, birbirlerine haset eden, birbirlerini sevmeyen, birbirlerine yardım etmeyen gördüğün zaman; bilki onlar dünya hayatını ahiret karşılığında satmışlardır ve işte onlar zararlı olanlardır.

Ya Allah, bize lütfunla merhamet et, ey merhamet edenlerin en merhamet lisi.

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.