(جحدهم الحق) :
(Onların hakkı inkâr etmeleri):
قال ابن إسحاق: وكان رفاعة بن زيد بن التابوت من عظماء يهود، إذا كلم
رسول الله صلى الله عليه وسلم لوى لسانه، وقال: أرعنا سمعك يا محمد، حتى
نفهمك، ثم طعن في الإسلام وعابه. فأنزل الله فيه: ألم تر إلى الذين أوتوا
نصيبا من الكتاب يشترون الضلالة ويريدون أن تضلوا السبيل والله أعلم
بأعدائكم، وكفى بالله وليا، وكفى بالله نصيرا. من الذين هادوا يحرفون الكلم
عن مواضعه، ويقولون سمعنا وعصينا واسمع غير مسمع، وراعنا 4: 44- 46، (أي
راعنا سمعك) ليا بألسنتهم، وطعنا في الدين، ولو أنهم قالوا سمعنا
وأطعنا واسمع وانظرنا، لكان خيرا لهم وأقوم، ولكن لعنهم الله بكفرهم فلا
يؤمنون إلا قليلا 4: 46.
وكلم رسول الله صلى الله عليه وسلم رؤساء من أحبار يهود، منهم: عبد الله
ابن صوريا الأعور، وكعب بن أسد، فقال لهم: يا معشر يهود، اتقوا الله
وأسلموا، فو الله إنكم لتعلمون أن الذي جئتكم به الحق، قالوا: ما نعرف ذلك
يا محمد: فجحدوا ما عرفوا، وأصروا على الكفر فأنزل الله تعالى فيهم يا أيها
الذين أوتوا الكتاب آمنوا بما نزلنا مصدقا لما معكم من قبل أن نطمس وجوها
فنردها على أدبارها، أو نلعنهم كما لعنا أصحاب السبت، وكان أمر الله مفعولا
4: 47.
Türkçe Tercüme
(Hakkı İnkâr Etmeleri)
İbn İshak dedi ki: Rifâa b. Zeyd b. et-Tâbût, Yahudilerin büyüklerindendi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem kendisiyle konuştuğunda dilini eğip büker ve "Kulağını bize çevir ya Muhammed, seni anlayalım" derdi. Sonra İslam'a dil uzatır ve onu kusurlu göstermeye çalışırdı. Bunun üzerine Allah onun hakkında şu ayeti indirdi: "Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Sapıklığı satın alıyorlar ve sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar. Allah düşmanlarınızı sizden daha iyi bilir. Dost olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter. Yahudi olanlardan bir kısmı, kelimeleri yerlerinden kaydırırlar ve 'İşittik ve karşı geldik', 'İşit, işitmez olası' ve 'Râinâ' derler; dillerini eğip bükerek ve dine dil uzatarak. Eğer onlar 'İşittik ve itaat ettik', 'İşit' ve 'Bizi gözet' deselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, küfürleri sebebiyle onları lanetlemiştir; artık pek az inanırlar." (Nisâ 4: 44-46) (Yani "râinâ" derken dillerini eğip bükerek kulağını bize çevir demek istiyor, hem de dine dil uzatıyorlardı.)
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, Yahudi hahamlarının ileri gelenleriyle de konuştu; bunlar arasında Abdullah b. Sûriyâ el-A'ver ve Ka'b b. Esed de vardı. Onlara şöyle dedi: "Ey Yahudi topluluğu, Allah'tan korkun ve Müslüman olun. Vallahi siz de bilirsiniz ki size getirdiğim şey haktır." Onlar ise "Biz böyle bir şey bilmiyoruz ya Muhammed" dediler; bildikleri hakkı inkâr edip küfür üzere direttiler. Bunun üzerine Allah Teâlâ onlar hakkında şu ayeti indirdi: "Ey kendilerine kitap verilenler! Yanınızdakini doğrulayıcı olarak indirdiğimize iman edin; yoksa bazı yüzleri silip de arkalarına çevirmeden yahut Cumartesi halkını lanetlediğimiz gibi onları da lanetlemeden önce. Allah'ın emri mutlaka yerine gelecektir." (Nisâ 4: 47)
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.