(ما حدث بين هشام وزملائه، وبين أبي جهل، حين اعتزموا تمزيق الصحيفة) :
Sahifeyi yırtmaya karar verdiklerinde Hişam ile arkadaşları arasında ve Ebu Cehil arasında geçenler
فاتعدوا خطم الحجون ليلا بأعلى مكة، فاجتمعوا هنالك. فأجمعوا أمرهم
وتعاقدوا على القيام في الصحيفة حتى ينقضوها، وقال زهير: أنا
أبدؤكم، فأكون أول من يتكلم. فلما أصبحوا غدوا إلى أنديتهم، وغدا زهير بن
أبي أمية عليه حلة، فطاف بالبيت سبعا، ثم أقبل على الناس فقال: يا أهل مكة،
أنأكل الطعام ونلبس الثياب، وبنو هاشم هلكى لا يباع ولا يبتاع منهم، والله
لا أقعد حتى تشق هذه الصحيفة القاطعة الظالمة.
قال أبو جهل: وكان في ناحية المسجد: كذبت والله لا تشق، قال زمعة بن
الأسود: أنت والله أكذب، ما رضينا كتابها حيث كتبت، قال أبو البختري:
صدق زمعة، لا نرضى ما كتب فيها، ولا نقر به، قال المطعم بن عدي:
صدقتما وكذب من قال غير ذلك، نبرأ إلى الله منها، ومما كتب فيها، قال
هشام ابن عمرو نحوا من ذلك. فقال أبو جهل: هذا أمر قضي بليل، تشوور فيه
بغير هذا المكان. (قال) : وأبو طالب جالس في ناحية المسجد، فقام المطعم
إلى الصحيفة ليشقها، فوجد الأرضة قد أكلتها، إلا «باسمك اللهم» .
Türkçe Tercüme
Hişam ile arkadaşlarının, sahifeyi yırtmaya karar verdikleri sırada Ebu Cehil ile aralarında geçenler:
Mekke'nin en yüksek yerinde bulunan Hacun boğazında geceleyin buluşmak üzere sözleştiler ve orada toplandılar. İşi kararlaştırdılar ve sahifeyi bozuncaya kadar bu konuda birlikte hareket etmek üzere birbirlerine söz verdiler. Zuheyr dedi ki: Ben size öncülük edeyim, ilk konuşan ben olayım. Sabah olunca meclislerine gittiler. Zuheyr b. Ebu Ümeyye üzerinde güzel bir elbise olduğu halde çıktı, Beytullah'ı yedi kez tavaf etti, sonra insanlara dönüp şöyle dedi: Ey Mekke halkı! Biz yemek yiyip elbise giyerken, Haşimoğulları helak olsun da onlarla alışveriş bile yapılmasın öyle mi? Vallahi, bu haksız ve akrabalık bağını kesen sahife yırtılıncaya kadar oturmayacağım.
Mescidin bir köşesinde bulunan Ebu Cehil dedi ki: Yalan söylüyorsun, vallahi o sahife yırtılmayacak. Zem'a b. Esved dedi ki: Asıl sen yalan söylüyorsun vallahi, biz onun yazılmasına da razı olmamıştık, o yazıldığında. Ebu'l-Buhteri dedi ki: Zem'a doğru söyledi, onda yazılanlara razı değiliz ve bunu kabul etmiyoruz. Mut'im b. Adiy dedi ki: İkiniz de doğru söylediniz, başka türlü söyleyen yalan söylemiştir; biz o sahifeden ve içinde yazılanlardan Allah'a sığınırız. Hişam b. Amr da buna benzer sözler söyledi. Bunun üzerine Ebu Cehil dedi ki: Bu, geceleyin kararlaştırılmış bir iştir, başka bir yerde müzakere edilmiş.
(Ravi) dedi ki: Ebu Talib, mescidin bir köşesinde oturuyordu. Mut'im, sahifeyi yırtmak üzere ona doğru kalktı; baktı ki güve onu yemiş, "Bismikellahümme (Senin adınla ey Allahım)" ibaresi dışında hiçbir şey kalmamış.
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.