KURAN KATİBİ
← es-Sîretü'n-Nebeviyye

(ما أنزل الله تعالى في أبي لهب) :

(Allah Teâlâ'nın Ebû Leheb hakkında indirdiği ayetler)

فجعلت قريش حين منعه الله منها، وقام عمه وقومه من بني هاشم، وبني المطلب

دونه، وحالوا بينهم وبين ما أرادوا من البطش به، يهمزونه ويستهزءون به

ويخاصمونه، وجعل القرآن ينزل في قريش بأحداثهم، وفيمن نصب لعداوته منهم،

ومنهم من سمي لنا، ومنهم من نزل فيه القرآن في عامة من ذكر الله من الكفار،

فكان ممن سمي لنا من قريش ممن نزل فيه القرآن عمه أبو لهب بن عبد المطلب

وامرأته أم جميل بنت حرب بن أمية، حمالة الحطب، وإنما سماها الله

تعالى حمالة الحطب، لأنها كانت- فيما بلغني- تحمل الشوك فتطرحه على طريق

رسول الله صلى الله عليه وسلم حيث يمر، فأنزل الله تعالى فيهما: تبت يدا

أبي لهب وتب ما أغنى عنه ماله وما كسب، سيصلى نارا ذات لهب وامرأته حمالة

الحطب في جيدها حبل من مسد 111: 1- 5.

قال ابن هشام: الجيد: العنق. قال أعشى بني قيس بن ثعلبة:

يوم تبدى لنا قتيلة عن جيد ... أسيل تزينه الأطواق

وهذا البيت في قصيدة له. وجمعه: أجياد. والمسد: شجر يدق كما يدق الكتان

فتفتل منه حبال. قال النابغة الذبياني، واسمه زياد بن عمرو بن معاوية:

مقذوفة بدخيس النحض بازلها ... له صريف صريف القعو بالمسد

وهذا البيت في قصيدة له. وواحدته: مسدة.

Türkçe Tercüme

(Allah'ın Ebu Leheb Hakkında İndirdiği Ayetler)

Kureyş, Allah Peygamber'i (sallallahu aleyhi ve sellem) kendilerinden koruyunca ve amcası ile kavmi Beni Hâşim ve Beni Muttalib onu himaye edip aralarına girerek Kureyş'in ona zarar verme isteklerine engel olunca, ona iğneleyici sözler söylemeye, alay etmeye ve husumet göstermeye başladılar. Kur'an ise Kureyş'in yaptıkları ve içlerinden düşmanlığa kalkışanlar hakkında inmeye başladı. Bunlardan bir kısmının adı bize bildirildi, bir kısmı hakkında ise Kur'an, Allah'ın zikrettiği kâfirlerin geneli içinde indi.

Bize adı bildirilen Kureyşlilerden, hakkında Kur'an inen kişi, amcası Ebu Leheb b. Abdulmuttalib ile karısı, Harb b. Ümeyye'nin kızı Ümmü Cemil idi; o "odun taşıyan kadın" diye anılırdı. Allah Teâlâ onu "odun taşıyan kadın" diye adlandırdı, çünkü -bana ulaştığına göre- dikenli çalıları taşıyıp Resulullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) geçtiği yola serpiyordu. Bunun üzerine Allah Teâlâ ikisi hakkında şu ayetleri indirdi:

"Ebu Leheb'in iki eli kurusun, kurudu da! Malı ve kazandıkları ona fayda vermedi. O, alevli bir ateşe girecektir. Karısı da, boynunda hurma liflerinden bir ip olduğu halde odun taşıyıcısı olarak (o ateşe girecektir)." (111: 1-5)

İbn Hişam dedi ki: "Cîd" boyun demektir. Beni Kays b. Salebe'nin şairi A'şâ şöyle demiştir:

"Ketile bize göründüğü gün, gerdanlıkların süslediği düzgün bir boynu vardı."

Bu beyit, ona ait bir kasidedendir. Çoğulu "ecyâd"dır. "Mesed" ise, keten dövüldüğü gibi dövülüp ondan ipler bükülen bir ağaçtır. Nâbiga ez-Zübyânî -asıl adı Ziyad b. Amr b. Muâviye'dir- şöyle demiştir:

"Etli kalın kısımları sıkıca örülmüş, deve yularının makarası gibi ses çıkaran, mesed ipinden dokunmuş (bir ip)."

Bu beyit de ona ait bir kasidedendir. Tekili "mesede"dir.

Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.