(فرح المهاجرين بنصرة النجاشي على عدوه) :
(Muhacirlerin Necaşi'nin düşmanına karşı zaferine sevinmesi):
قالت: فو الله إنا لعلى ذلك، إذ نزل به رجل من الحبشة ينازعه في ملكه.
قالت: فو الله ما علمتنا حزنا حزنا قط كان أشد (علينا) من حزن حزناه
عند ذلك، تخوفا أن يظهر ذلك الرجل على النجاشي، فيأتي رجل لا يعرف من حقنا
ما كان النجاشي يعرف منه. قالت: وسار إليه النجاشي، وبينهما عرض النيل،
قالت: فقال أصحاب رسول الله صلى الله عليه وعلى آله وسلم: من رجل يخرج حتى
يحضر وقيعة القوم ثم يأتينا بالخبر؟ قالت: فقال الزبير بن العوام: أنا.
قالوا: فأنت. وكان من أحدث القوم سنا. قالت: فنفخوا له قربة فجعلها في
صدره، ثم سبح عليها حتى خرج إلى ناحية النيل التي بها ملتقى القوم، ثم
انطلق حتى حضرهم. قالت: فدعونا الله تعالى للنجاشي بالظهور على عدوه،
والتمكين له في بلاده. قالت: فو الله إنا لعلى ذلك متوقعون لما هو كائن، إذ
طلع الزبير وهو يسعى، فلمع بثوبه وهو يقول: ألا أبشروا، فقد ظفر
النجاشي، وأهلك الله عدوه، ومكن له في بلاده. قالت: فو الله ما علمتنا
فرحنا فرحة قط مثلها.
قالت: ورجع النجاشي، وقد أهلك الله عدوه، ومكن له في بلاده، واستوسق
عليه أمر الحبشة، فكنا عنده في خير منزل، حتى قدمنا على رسول الله صلى الله
عليه وسلم وهو بمكة.
Türkçe Tercüme
(Muhacirlerin, Necâşî'nin düşmanına karşı zafer kazanmasına sevinmesi):
Dedi ki: Vallahi biz bu hal üzere iken, Habeşistan'dan bir adam çıkageldi ve Necâşî'nin mülkü üzerinde onunla çekişmeye başladı.
Dedi ki: Vallahi, o zaman yaşadığımız kadar şiddetli bir hüzün yaşadığımızı hiç bilmiyorum. Çünkü o adamın Necâşî'ye galip gelmesinden korkuyorduk; öyle bir durumda bizim hakkımızı, Necâşî'nin bildiği gibi bilmeyecek bir adam gelirdi diye endişeleniyorduk. Dedi ki: Necâşî ona doğru yürüdü, aralarında Nil nehri vardı.
Dedi ki: Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ashabı dediler ki: "Hanginiz gidip toplulukların çarpışmasına şahit olur, sonra bize haber getirir?" Dedi ki: Zübeyr b. Avvâm dedi ki: "Ben giderim." Dediler ki: "Öyleyse sen." Zübeyr, topluluğun en genç yaşta olanlarındandı.
Dedi ki: Ona bir tulum şişirdiler, onu göğsüne bağladı, sonra onun üzerinde yüzerek Nil'in, toplulukların birbirleriyle karşılaştığı tarafına çıktı, ardından yürüyüp onların yanına vardı. Dedi ki: Biz de Allah Teâlâ'ya, Necâşî'nin düşmanına galip gelmesi ve ülkesinde iktidarının pekişmesi için dua ettik.
Dedi ki: Vallahi biz bu hal üzere olacak şeyi bekler dururken, birden Zübeyr koşarak göründü, elbisesini sallayıp şöyle diyordu: "Müjdeler olsun, Necâşî zafer kazandı, Allah düşmanını helâk etti ve onu ülkesinde iktidara pekiştirdi." Dedi ki: Vallahi, o zaman sevindiğimiz kadar hiçbir zaman sevindiğimizi bilmiyorum.
Dedi ki: Necâşî geri döndü; Allah düşmanını helâk etmiş, onu ülkesinde iktidara pekiştirmiş, Habeşistan işi de tamamen ona teslim olmuştu. Biz de onun yanında en güzel konaklama içinde kaldık, ta ki Mekke'de bulunan Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi ve sellem) yanına geldiğimiz vakte kadar.
Yapay zekâ destekli tercümedir; ilmî çalışmalar için aslına başvurunuz.