KURAN KATİBİ
← Siyer

17. Bedir Gazvesi (624)

Hicretin ikinci yılında, Müslümanların Mekke'de bıraktıkları mallara el koyan Kureyş'in Şam'dan dönen büyük ticaret kervanı Medine yakınlarından geçiyordu. Efendimiz kervanı karşılamak üzere üç yüz beş kişiyle yola çıktı. Kervanın başındaki Ebu Süfyan yol değiştirdi, ama Mekke'den kalkan yaklaşık bin kişilik ordu geri dönmeyip Bedir kuyularına dayandı. Müslümanlar kervan için çıkmış, kendilerini üç kat kalabalık, tepeden tırnağa silahlı bir ordunun karşısında bulmuşlardı.

Efendimiz ashabıyla istişare etti. Muhacirler adına konuşanlar gibi, ensar adına Sa'd bin Muaz da destanlık bir bağlılık gösterdi: 'Sen bize denizi gösterip dalsan, biz de seninle dalarız.' Gece boyunca Efendimiz ellerini açıp yalvardı: 'Allah'ım! Bana verdiğin sözü yerine getir. Eğer şu bir avuç topluluk helak olursa, yeryüzünde Sana ibadet eden kalmaz.'

Savaş, o devrin adetince mübarezeyle başladı; Hamza, Ali ve Ubeyde, Kureyş'in üç namlı savaşçısını devirdi. Ardından Allah'ın melek ordularıyla desteklediği müminler, kendilerinden üç kat büyük orduyu bozguna uğrattı. Ebu Cehil dahil müşriklerin yetmiş büyüğü öldürüldü, yetmişi esir alındı; Müslümanlar on dört şehit verdi. Esirlere iyi davranıldı; fidye veremeyen okur-yazar esirler, on Müslüman çocuğa okuma yazma öğretme karşılığında serbest bırakıldı. Bedir, Kur'an'ın ifadesiyle 'Furkan günü' — hak ile batılın ayrıldığı gün — oldu ve Müslümanlığı Arabistan'da hesaba katılan bir güç haline getirdi.