KURAN KATİBİ
← Hadis Külliyatı

Sunen-i Ibn Mace

Ibn Mace · 4.319 hadis

Sunen-i Ibn Mace, 829 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Ebu Katade (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize kıldırdığı öğle namazının ilk iki rek'atinde (Fatihadan sonra) Kur'an okurdu ve (gizli okuduğu ayetlerden) bazısını zaman zaman bize duyururdu.»" Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai daha uzun metin halinde rivayet etmişlerdir

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 830 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Bera' bin A'zib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize öğle namazını kıldırırdı. Okuduğu Lokman ve Zariyat suresinden olan ayetlerden bazısını Ondan işitirdik." Ayrıca Nesai’de bu hadis’i tahric etti. AÇIKLAMA : Ebu Katade'nin hadisini Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de daha uzun metin halinde rivayet etmişlerdir. Buhari, Müslim ve Ebu Davud'daki metin, mealen şöyle başlar: 'Resulullah (s.a.v.) bize namaz kıldırırdı. Öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rek'atlerinde Fatiha'yı ve birer sureyi okurdu. Bazen ayeti bize duyururdu...' Bu rivayetlerden anlaşılıyor ki, gizli olan öğle ve ikindi namazlarında Fatiha'dan veya Ondan sonra okunan sureden mesela bir ayeti açıktan okumak caizdir. İster bunu kasden yapsın, ister sehven yapsın farketmez. Ve bundan dolayı sehv secdesi gerekmez. Bazıları: Sehv secdesi gerekir demişlerse de bu hadis o kavli reddeder. Keza bazıları: Gizli namazlarda kıraatı gizli yapmak, namazın sıhhatının şartıdır. Yani gizli namazlarda okunan ayetlerden bir tanesini açıktan okumak namazı bozar, demişlerse de bu hadis o görüşü de reddeder. Nevevi: Nebi (s.a.v.), gizli namazlarda okuduğu ayetlerden birisini açıktan okumakla, bunun caiz olduğunu ve gizli okumanın namazın sıhhati için şart olmayıp, ancak sünnet olduğunu beyan etmek istemiştir, diye yorum yapılmıştır. Şöyle bir ihtimal da var. Nebi (s.a.v.) namaz kıldırırken tam huşu' ve huzura daldığı için, okuduğu ayetlerden birisi zaman zaman sesli olarak mübarek ağzından çıkmış olabilir, demiştir. Tıybi: Hadiste anlatılmak istenen mana şudur ki: Nebi (s.a.v.) Fatiha'nın ve ondan sonra okuduğu sure'nin bazı kelimelerini cemaata duyuracak şekilde sesli okurdu. Taki ne okuduğu bilinebilsin, demiştir. İbnü'l-Melik de Tıybi'nin sözüne şu sözü eklemiştir: Nebi (s.a.v.)'in ne okuduğu cemaat tarafından bilinsin. Ta ki müslümanlar da benzer namazlarda benzer sureler okusun. Sindi de bu hadisi açıklarken şöyle der: Gizli namazlarda kıraatin az bir kısmının sesli okunmasının zarar vermediği, bu hadiste anlaşılıyor. Bir namazda gizli ve açık kıraatı tatbik etmek maksadı güdülmemiştir. Nebi (s.a.v.)'in maksadı şu olabilir: Gizli namazlarda da kıraat vardır. Maksad bu ise, zaruret olmadıkça gizli namazlarda açıktan okumanın caizliği hadisten çıkarılamaz. Ancak bu yoruma şöyle itiraz edilebilir: Nebi (s.a.v.) gizli namazlarda kıraatin bir kısmını sesli yapmakla bu hükmü hissettirmesi zarureti yoktur. Bu sebeple en uygunu şöyle demektir : Gizli namazlarda kıraatin bir parçasını sesli yapmak caizdir. Bera' bin Azib (r.a.)'in hadisini Nesai de rivayet etmiştir. Onun hadisi de Nebi (s.a.v.)'in öğle namazında Fatiha'dan sonra buna sure eklediğine ve gizli namazda okunan ayetlerden bir tanesinin sesli okunmasının caizliğine delalet eder

Derece: Daif

Sunen-i Ibn Mace, 831 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

İbn-İ Abbas (r.a.)'dan, O da annesi (Ebu Bekir bin Şeybe demiştir ki: Annesinin adı Lübabe r.a.'dir.) rivayet ettiğine göre annesi; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, akşam namazında; Mürselat (suresini) okuduğunu işitmiştir. Tahric: Bu Hadis’i Kütüb-i sitte sahiplerinin hepsi rivayet etmiştir. 4BUHARİ HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN MÜSLİM HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN TİRMİZİ HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN EBU DAVUD HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 832 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Cübeyr bin Mut'im (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: «Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, akşam namazında Tur (suresini) okuduğunu işittim.» Cübeyr (r.a.), bu hadisten başka bir hadiste şöyle demiştir: «Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in; {أم خلقوا من غير شيء أم هم الخالقون، إلى قوله، فليأت مستمعهم بسلطان مبين} ayetlerini okuduğunu İşittiğim zaman, az kaldı kalbim uçuyordu.» Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 833 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

İbn-i Ömer (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), akşam namazında Kafirun ve İhlas (surelerini) okurdu

Derece: Shadh

Sunen-i Ibn Mace, 834 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Bera' bin A'zib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber (bir yolculukta) yatsı namazını kılmıştır ve : Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, (o namazın bir rek'atinde} Tin (suresini) okuduğunu işittim, demiştir." Diğer tahric: Buhari, Müslim Tirmizi, Nesai ve Ebu Davud

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 835 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Bera' hin A'zib (r.a.)'den rivayet edildiğine yöre yukarıdaki hadisin mislini söylemiş ve bu arada şunu da söylemiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den güzel sesli yahut kıraatlı hiç bir insanı dinlemiş değilim. Diğer tahric: Buhari, Müslim Tirmizi, Nesai ve Ebu Davud

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 836 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Muaz bin Cebel (r.a.) arkadaşlarına yatsı namazını kıldırdı da onlara namazı uzattı. (Durum, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve SellemJ'e iletilince) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem) (Muaz'a) : «(Halka imamlık ettiğin zaman) Şems, A'la, Leyi ve Alak sürelerini oku.» buyurmuştur." Diğer tahric: Buhari, Müsiim ve Nesai

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 837 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Ubade bin es-Sanıit (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Selleın) şöyle buyurdu, demiştir : «Namazda Fatiha (suresini) okumayan'ın hiç bir namazı yoktur.» Diğer tahric: Buhari, ezan; Müslim, salat; Tirmizî, mevakit, tefsir sure; Nesai, iftitah; Ebu Davud, salat, Darimî salat; Muvatta, nida; Ahmed b. Hanbel, II, 285, 290, 460, 487; V, 314, 316, AÇIKLAMA : Ebu Davud'un süneninin "Namazında Fatiha'yı terkeden habı»nda el-Menhel şöyle der: ''Hadisteki ''Namaz'' kelimesi, lügattaki manası olan duada kullanılmamış olup şer'i manası olan özel ibadette kullanılmıştır. Çünkü Şari-i Hakim ... kelimelerin lügat manalarını anlatmak için degil dini manalarını tanıtmak için gönderilmiştir. Bu nedenle onun sözleri daima ıstılahi manaya yorumlanır. Şu halde hadisin anlamı şudur: ''Namazda Fatiha suresini okumayanın şeriata uygun hiç bir namazı yoktur.. Yani Fatiha suresini okumadan kıldığı namaz, şer'an namaz anlamını taşımaz. Hal böyle olunca: Hadiste «Sıhhatli» veya «Yeterli» yahut "Mükemmel'' kelimesini takdir ederek meali şöyledir, diye bir yorum'a gerek yoktur . ''... okumayanın (sıhhatlı) hiç bir namazı... '' veya, ''... okumayanın (yeterli) hiç bir..'' yahut, ''... okumayanın (mükemmel) hiç bir... '' Faraza: ''Namaz yoktur'' denemezse, o zaman cümlenin hakiki manasına en yakın olan mecazi manası seçilir. Yani ''SıhhatlI '' veya, Yeterli .. kelimesi takdir edilir. Ve meal şöyle olur: ''Namnazda Fatiha (suresini) okumayanın (sıhhatlı) hiç bir namazı yoktur.'' veya: ''... okumayanın (yeterlil hiç..'' Hadıste "Mükemmel'' kelimesi takdir edilmekle hakiki manaya en uzak olan mecazi mana alınamaz. Çünkü daha yakın manayı almak mümkündür. Diger taraftan " ... sıhhatlı (veya) yeterli namaz yoktur.'' denilince ''... mükemmel namaz yoktur '' manası da ifade edilmiş olur. Fakat ''... mükemmel namaz yoktur ..'' denilirse " ... sıhhatlı namaz yoktur.'' manası ifade edilmiş olamaz. Zira bir namaz mükemmel olmamakla beraber sıhhatlı ve yeterli olabilir. Hadis; yukarıda anlatıldığı gibi namazda Fatiha okumayanın namazının şer'i bir namaz sayllamayacağına ve sahih olmadığına delildir. NAMAZDA FATİHA OKUMAK FARZ MI? 1- İbnü'l-Münzir'in nakline göre Ön er, Osman bin Ebi'l-As, İbn-i Abbas, Ebu Hureyre ve Ebu Said-i Hudri (r.a.) : ''Namazda Fatiha okumak farzdır, onun yerine başka sureler ve ayetler okumak kafi gelmez. Ancak onu okumaya gücü yetmeyenin, başka ayetler okuması caizdir.''demişlerdir, Sahabilerle tabiilerin ve onlardan sonra gelen alimlerin cumhurunun kavli budur, Malik, Şafii ve Ahmed bin Hanbel'in mezhebieri de budur. Şer'i namazın oluşması için Fatiha suresinin okunmasının gerekliligine delalet eden delillerden birisi de Darekutni'nin Ubade bin es-Samit (r.a.)'den rivayet ettiği şu hadistir: ''Namazda Fatiha okumayan adamın kıldığı namaz yeterli değildir.'' Darekutni bunun isnadının sahih oldugunu söylemiştir. Başka bir delil de İbn-i Huzeyme'nin, kendi sahihinde Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet ettiği şu hadistir. ''İçinde Fatiha okunmayan namaz yeterli değildir.'' 2- Hanefi alimlerine göre namazda Fatiha okumak farz değildir. Kur'an-ı Kerim'in her hangi bir ayetini okumak farzdır. Fatiha'yı okumak ise vacibtir. Onlar: Fatiha'nın okunmasının gerekliliği ahad hadisi ile sabittir. 'Ahad' hadisi ile sabit olan bir şey farz olmaz, vacib olur. Onsuz namaz sahihtir. Fakat Fatiha'yı terkeden kişi günah işlemiş olur, demişlerdir. Delilleri ise; .... ''Artık Kur'an'dan kolay geleni okuyun .'' [Müzemmil 20] ayetidir. Hanefi alimleri: Ayet, kolay olanın okunmasının istendiğini kesinlikle belirtiyor. Bunda bir muhayyerlik vardır. Yani namaz kılan kişi serbesttir. Kur'an-ı Kerim'in neresini okumak ona kolay geliyor isa orayı okuyabilir. Eğer Fatiha'yı okumak farz olsaydı, muhayyerlik hükmünün mensuh olması gerekecekti. Halbuki kat'i delil olan mezkur ayet zanni delil olan ahad hadisi ile mensuh olmaz, demişlerdir. Onların bir delili de Buhari ve Müsliın'in Ebu Hureyre (r.a.)'den merfu' olarak rivayet ettikleri ve namazı hatalı kılan zata Nebi (s.a.v.)'in namaz tarifine ait hadisinde şöyle buyurulmuş olan ifadedir: .........''... sonra Kur'an belleyip okuyabildigini oku...'' Bu ayeti delil gösteren Hanefi alimleri: Hürmet bakımından Kur'an'ın bütün sureleri eşittir. Nitekim cünüb adam hiç bir ayetini okuyamaz. Abdestsiz kimse mushafın hiç bir yerini elleyemez, demişlerdir. Onlara göre hadisten maksad, Fatiha okumayanın namazının sahih olmadığı değil, mükemmel olmadığını bildirmektir. CUMHUR'UN HANEFİ ALİMLERİNE CEVABI .........[Müzemmil 20] ayeti farz namazdaki kıraat miktarı hakkında değil, gece namazı hakkındadır. Yani geceleyin kolayınıza gelen namazı kılınız. ''kat'i delil, zanni delil ile mensuh olmaz. Halbuki eğer Fatiha'yı okumak farzdır, dense, ayetle getirilmiş olan muhayyerlik mensuh olur.'' şeklindeki gerekçeye gelince bu da varid değildir. Çünkü nesih durumu yoktur. Itlak ve takyid vardır. Yani ayet mutlaktır. Hadis onu takyid etmiş olur. İbham ve tefsir kabilindendir, demek de mümkündür. Namazını hatalı kılan zat'a Nebi (s.a.v.)'in; emri mücmel olup, Fatiha'nın okunmasını emreden hadislerle açıklanmıştır. Üstelik, Ebu Davud, Ahmed bin Hanbel ve İbn-i Hibban'ın rivayetlerinde Peygamber (s.a.v.)'in o adama: ... "Sonra Ümmü'l-Kur'an'ı oku'' buyurduğu bildirilmiştir. Kur'an surelerinin hürmet bakımından eşit olması namazda okunmalarının yeterliliği yönünden de eşit olmasını gerektirmez. Kaldı ki Fatiha'nın okunmasının gerekliliği sahih hadislerle sabittir. Hadisteki: ''....namazı yoktur.'' cümlesindeki olumsuzluğun namaz'ın mükemmelliğine ait olmayıp namazın aslına ve sıhhatına ait olduğu hususu yukarıda anlatılmıştır. EI-Menhel yazarı, ''Namazında kıraati terkedenin babı'' nda eumhurun görüşünü ve Hanefi alimlerinin görüşünü yukarıda anlattığım şekilde naklettikten sonra şöyle der: ''Yukarıda verilen malumat'tan bilmiş oldun ki Fatiha suresini okumanın namazın rükünlerinden sayılması ve onsuz kılınan namazın sahih olmaması kavli kuvvetlidir. FATİHA HER REK'ATTE FARZ MI? Namazda Fatiha okumak farzdır, diyen alimler bu hususta ihtilaf etmişlerdir: 1-Şafii, Ahmed bin Hanbel, Evzai, Ebu Sevr, Ali ve Cabir'e göre imam ve tek başına namaz kılanın bütün rek'atlerde Fatiha okumaları farzdır. Maliki alimlerinin sahih kavil de budur. (İmam'a uyan kimse hakkındaki ayrıntılı bilgi bundan sonraki babta verilecektir.) Delilleri: I- Namazını hatalı kılan zata Nebi (s.a.v.), namazı tarif ederken ilk rek'atte yapılacak şeyleri anlattıktan sonra: .... ''Sonra namazının her rek'atinde, onları (anlatılanları) yap.'' buyurmuştur. Bunu Buhari rivayet etmiştir. II- Buhari ve Ahmed'in Malik bin el-Huveyris (r.a.)'den merfu olarak rivayet ettikleri: ........... ''Benim namaz kılışımı gördüğünüz gibi namaz kılınız'' hadisidir. Nebi (s.a.v.)'in her rek'atte Fatiha okuduğu bilinmektedir. III- Müslim'in Ebu Katade (r.a.)'den rivayet ettiği; ''ResululIah (s.a.v.) öğle ve ikindinin ilk iki rek'atlarında Fatiha'yı okurdu ve (Fatiha'dan sonra okuduğu) ayeti zaman zaman bize duyururdu. Son iki rek'atte Fatiha okurdu.'' 2- Hasan-ı Basri, Davud ve İshak'a göre, namazın herhangi bir rek'atinde Fatiha ve ondan sonra Kur'an'dan bir parça okumak vacibin yerine getirilmesi için kafidir. Bir rek'atta Fatiha, başka bir rek'atta da ayetler okumak yine vacibin ifası için yeterli sayılır. Bunların delili de Ubade (r.a.)'ın (837 nolu) hadisidir. Bunlar: 'Hadiste namazda Fatiha okunması emredilmiştir. Bir defa okununca emir yerine getirilmiş olur. Her rek'atte okunması gerekir, diye başka bir delil varsa ona dönülür, demişlerdir. Bu görüşe şöyle cevab verilir: Yukarıda beyan edilen deliller, her rek'atta Fatiha okumanın gerekliliğine delalet ederler. 3- Zeyd bin Ali ve en-Nasır'a göre ilk iki rek'atta Fatiha okumak farzdır. Son iki rek'atta Fatiha yerine başka ayetler okumak veya tesbihat yapmak da caizdir. Ebu Hanife'nin görüşü bu görüşe benzer. Şu farkla ki, Ebu Hanife'ye göre ilk iki rek'atta kıraat farzdır. Fatiha okumak farz değil vacibtir. Yani Fatiha okunmayıp başka sure veya ayetler okunursa farz yerine getirilmiş olur. Sadece vacib terk edilmiş olur. Zeyd bin Ali ve en-Nasır'ın delili: Ali bin Ebi Talib (r.a.)'ın ilk iki rek'atte kıraat ettiğine ve son iki rek'atta tesbihat yaptığına dair rivayet olunan hadistir. Halbuki bu hadis zayıftır. Çünkü el-Harise el-A'ver'in rivayetinden gelmedir. Bu adam hadis hafızları yanında zayıflıkla meşhur bir kezzabtır. Bunların ikinci delili de Hanefi alimlerinin gösterdikleri .....[Müzemmil 20] ayetidir. Bu ayetin delil olup olmayacağı hakkında yukarıda yeterli bilgi verilmiştir. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH’I İÇİN BURAYA TIKLAYIN

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 838 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Ebü's-Saib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi Ebu Hureyre (r.a.)'den şunu işitmiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kim, içinde Fatiha okumadığı bir namaz kılarsa o namaz noksandır, tamam değildir.» buyurmuştur. Ben: «Ya Eba Hureyre ! Şüphesiz ki ben zaman zaman imamın arkasında olurum.» dedim. Bunun üzerine Ebu Hureyre (r.a.), kolumu tutup bastırdı ve : «Ya Farislit Fatihayı gizli oku.» diye cevap verdi. Diğer tahric: Malik, Ahmed, Müslim. Ebu Davud, Nesai ve Tirmizi AÇIKLAMA : Rivayetlerin çoğunda Fatiha suresinin ayetleri ve ifade ettikleri yüce özelliklere de işaret vardır, Ve hadis metni uzuncadır, EI-Menhel yazarı şöyle der: ''Hadiste 'Salat = Namaz' kelimesi mutlak geçtiği için farz ve nafile bütün namazları kapsar, Darekutni'nin Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)'dan rivayet ettigi: ''Kim farz veya nafile namaz kılarsa içinde Fatiha'yı okusun." Hadis bu kapsamayı onaylar. Hadiste geçen: ..."Ümmü'I-Kitab" lafzı Fatiha'nın isimlerinden birisidir. Bu lafzın manası: ''Kur'an-ı Kerim'in anası'' demektir. Fatiha'ya bu adın verilmesinin sebebi, Kur'an-ı Kerim'in ana maksadlarının Fatiha'da toplanmış olmasıdır. Şöyle ki; Fatiha'da Allah Teala'ya layıkı vechile hamd ve sena, ilahi emir ve yasağa itaat, uhrevi mükafat ve ceza, dünya ve ahiret halleri, hidayet yolundakilere övgü ve sapıkları zem etmek gibi önemli maksatlar yer almıştır. خداج Hidac: Noksanlıktır. .....''tam değildir." lafzı Nebi (s.a.v.)'in buyruğundan olup 'Hidac'ın açıklamasıdır, Ravinin sözü olabilir. Bu takdirde hadise müdrectir (yani sonradan eklenmiştir). Bu hadis, imam, münferid ve imamın arkasında namaz kılana'yı kapsar. Hadis, namazda Fatiha okumak farzdır, diyen cumhur için bir delildir. Bazı alimler: Hadis, içinde Fatiha okunmayan namazın noksan olduğunu bildirmiş, noksanlık ise namazın bozulmasını gerektirmez, demişlerdir. Eğer bu noksanlığın namazın ifsadını gerektirdiğine delalet eden bir alamet ve delil bulunmasaydı, bunların dediği doğru olurdu. Fakat Darekutni'nin rivayet etmiş olduğu ve bir önceki hadisin izahında geçen hadis, bu noksanlıkla kılınan namazın yeterli olmadığını belirtmiştir. İbn-i Abdi'l-Berr: 'Namazda Fatiha okumanın vacib olmadığını söyleyenler, Nebi (s.a.v.)'in ''Noksandır.'' ifadesi Fatiha'sız kılınan namazın caizliğine delalet eder. Ve noksan olan namaz caizdir, demişlerdir. Bu söz hatalıdır. Çünkü noksan olan bir şey tamamlanmış sayılmaz, Namazını tamamlamadan çıkan bir kimsenin yeniden ve tam olarak kılması gerekir, Bu itibarla noksanlığını itiraf ettiği halde, caiz olduğunu iddia edenlerin iddialarını ispatlayıcı delil göstermeleri gerekir', demiştir. (EI-Menhel yazarı el-Baci'den de İbn-i Abdi'l-Berr'in sözüne benzer bir nakil yapmıştır.) Ebu's-Saib: . "Ben zaman zaman imam'ın arkasında olurum'' sözü ile şunu demek istiyor: 'Ben imama uyduğum zaman Fatiha'yı okuyacak mıyım?' Ebu Hureyre (r.a.), cevabı dikkatle dinlemesini sağlamak maksadıyla Ebu's-Saib'in kolunu tutup bastırmıştı. Ve: "Ey Farisi! Fatiha'yı gizli oku'' diye cevab vermiştir. İmama uyan kimse, gizli ve açık bil'umum namazlarda Fatiha okur, diyen Şafii için bu hadis delildir

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 839 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Farz veya diğer namazların her rekaünde Fatiha'yı ve bir sureyi okumayanın hiç bir namazı yoktur.»" Not: Zevaid'de: Bu, zayıftır. Senedindeki Ebü Süfyan es-Sa'di'nin zayıflığı üzerinde alimlerin ittifak ettiklerini İbn-i Abdi'I-Berr söylemiştir. Lakin Katade Ebu Süfyan'a mutabaat etmiştir. İbn-i Hibban. kendi sahihinde öyle rivayet etmiştir, denmiştir

Derece: Daif

Sunen-i Ibn Mace, 840 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Aişe (r.anha)'den şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim: «İçinde Fatiha okunmayan her namaz noksandır.»" Diğer tahric: Buhari, Ahmed. Tahavİ ve Beyhaki

Derece: Hasan Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 841 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki : «İçinde Fatiha okunmayan her namaz noksandır, her namaz noksandır.» Not: Zevaid'de, isnadının hasen olduğu bildirilmiştir. Diğer tahric: Buhari, Beyhaki ve Darekutni

Derece: Hasan Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 842 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Ebu'd-Derda (r.a.)'den rivayet (edildiğine göre bir adam ona (namazda okumanın hükmünü) sorarak : 'İmam okuduğu halde ben (de) okuyacağım (mı)?' demiş. Ebü'd Derda demiştir ki: 'Bir adam, her namazda okumak var mı?' diye Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e (soru) sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de; «Evet! (Her namazda okumak vardır.)» buyurdu. Bunun üzerine kavimden bir zat: '’Bu, vacib oldu." dedi." AÇIKLAMA : Zevaid yazarı: İsnacldaki Muaviye bin Yahya es-Sadafi zayıf olduğundan isnad zayıftır, demiştir. Fakat Nesai, başka bir senedie rivayet etmiştir. Oradaki metin şöyledir: Kesir bin Mürre el-Hadrami'den rivayet edildiğine göre, kendisi Ebu'd-Derda (r.a.)'den şunu işittim, demiştir: "Resulullah (s.a.v.)'e: Her namazda kıraat var mı? diye soruldu, Resulullah (s.a.v.): ''Evet!'' buyurdu. (Bunun üzerine) Ensar'dan bir adam: Bu kıraat vacib oldu dedi.. Ebu'd-Derda (r.a.) bunu söyledikten sonra bana döndü. Ben cemaat içinde ona en yakın bir yerde oturmuştum. Şöyle dedi: ''İmam cemaata namaz kıldırdığı zaman onun kıraatı bence hepsi için yeterdir. Ben böyle bilirim.'' Nesai'nin rivayetinden anlaşıldığına göre imarn'ın arkasında namaz kılındığı zaman Ebu'd-Derda (r.a.)'e göre imam'ın kıraatı cemaat için de kafidir. Bu takdire göre Nebi (s.a.v.)'e sorulan soru, imam'ın arkasında kılınan namaza ait değildir, cevabta soruya uygun yorumlanır. Yani imam ve münferid kıraat etmek zorundadır. İmam'ın arkasındaki cemaat için bu zorunluluk yoktur. Müellifin rivayetine göre soru sahibi imam'ın arkasında iken kıraat edip etmeyeceğini Ebu'd-Derda (r.a.)'e sormuş o da Nebi (s.a.v.)'e ''Her namazda kıraat var mı? diye sorulan soruya: Nebi (s.a.v.): ''Evetl'' buyurmuştur. Orada bulunan bir zat da: ''Kıraat vacib oldu.'' demiştir. Bu rivayete göre Ebu'd-Derda (r.a.) imam'a uyan kişinin kıraat etmesinin gerekliliğine hükmetmiş olur. Müellifin isnadının zayıflığını yukarda naklettik. Sindi: ''Bu vacib oldu.'' cümlesinin manası: ''Her namazda kıraat'ın varlığına ait hüküm sabit oldu." demektir, der

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 843 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Cabir hin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine yöre şöyle demiştir : Biz imamın arkasında öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rekatlerında Fatiha ve bir sure; son iki rek'atlerinde Fatiha okurduk. AÇIKLAMA : Sindi'den anlaşıldığına göre bu hadis Zevaid'dendir. Sindi, notta verilen bilgiyi Zevaid'den naklettikten sonra şöyle der: "Hadis, mevkuf olmakla beraber, merfu hükmündedir, denilebilir. (Çünkü bir sahabinin 'Peygamber (s.a.v.) hayatta iken biz şöyle ederdik.' ve benzeri mevkuf hadisler, merfu hükmündedir. Burada ise, sahabi; "Peygamber (s.a.v.) hayatta iken" ifadesini kullanmamıştır. Ama: "Biz şöyle ederdik." ifadesinin zahiri, yine Efendimizin devrine işaret gibidir. Bu sebeble, Sindi, böyle demiştir.) Şöyle bir ihtimal de vardır: Sahabiler, bu babta varid olan hadislerin umumiuğundan mezkur hükmü almışlardır. Bu takdirde onların uygulaması hadisin merfuluğuna delalet etmez. Bir de şu vardır: Cabir (r.a.)'in bu hadisi ile (850 nolu) hadisi arasında bir çelişki vardır. Çünkü orada: 'İmam'ın kıraatı, kendisine uyanların kıraatıdır.' demiştir. Buradaki hadis, oradaki hadise tercih edilir. Çünkü oradaki hadisin isnadı zayıftır. En az şöyle denilebilir. Bu hadis o hadisten kuvvetlidir. Hadis, imam'ın arkasında öğle ve ikindi namazlarını kılan kimsenin bütün rek'atlerinde Fatiha okuyacağına hükmeder. Malik, İbnü'l-Mübaare k, İshak ve Zühri için delil sayılır. Keza bütün namazların her rek'atinde Fatiha okunur diyen Şafiiler, Evzai, Mekhul, Ebu Sevr Ve Nasir için bir bakıma delil sayılabilir. Hadis, mezkur namazların ilk iki rek'atlerinde Fatiha'dan sonra sure okuma'nın meşruluğuna delalet eder. İmam'm arkasında iken Fatiha ve sure okumak hususundaki alimlerin görüşlerini, onüçüncü babtaki hadislerin izahını yaparken nakledeceğim

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 844 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Semure hin Cündüb (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bellediğim iki sekte vardır. İmran bin el-Husayn (r.a.) bunu kabul etmedi. Bunun üzerine, biz Medine'de bulunan Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'a mektub yazarak durumu sorduk. Ubeyy (r.a.), Semure (r.a.)'in Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den alınanı iyice hıfzettiğini, yazılı cevabla bildirdi. Ravi Said demiştirki: Biz, bu iki sekteyi (yer bakımından) Katade'ye sorduk. Katade dedi ki: Adam namaza girdiği zaman ve kıraattan boşaldığı zaman' Katade daha sonra dedi ki: 'Ve -ğayril mağdubi aleyhim veleddaaaalliin- (Fatihanın sonun) den sonra. Ravi dediki: Onlar İmamın kraatten boşaldığı zaman nefes alıncaya kadar selte yapmasından hoşlanırlardı. Diğer tahric: Bu hadis’in metnini Tirmizi ve Ebu Davud da rivayet etmişlerdir. NOT: (Semure bin Cündüb ile Semure bin Cündeb aynı kişidir.) Sekte durak demektir, burada açıktan (cehri) okuma sırasında ara vermek kasdedilmiştir. AÇIKLAMA 845’te

Derece: Daif

Sunen-i Ibn Mace, 845 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Hasen(-i Basri) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Semure (bin Cündüb) (r.a.)'in şöyle dediğini söylemiştir: Ben, kıraattan önce bir sekte ve rüku' zamanı bir sekte olmak üzere namazda iki sekteyi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den hıfzettim/ İmran bin el-Husayn (r.a.), onun bu sözünü kabul etmedi. Bunun üzerine (durumu) Medine'ye, Ubeyy bin Ka*b (r.a.)'e yazdılar. Ubeyy (r.a.), Semure (r.a.)'ı tasdik etti. AÇIKLAMA (844 ve 845): Semure (r.a.)'in hadisinin ikinci metnini Ebu Davud ve Darekutni de rivayet etmişlerdir. Babın başılığında ve hadiste geçen 'Sekte'den maksad, 'susmak değil, açıktan okumaya ara vermektir. Çünkü varid olan rivayetler, Nebi (s.a.v.)'in, sekte yaptığında dua ile meşgul olduğunu te'yid ederler. EI-Menhel yazarı sektelerle ilgili rivayet olunan müteaddit metinlerin açıklaması ile ilgili olarak aşağıdaki malumatı vermiştir: Semure (r.a.), bazı rivayetlerde belirtildiği gibi bu sekteleri Nebi (s.a.v.)'den hıfzetmiştir. Birinci sekte, Allahu Ekber diyerek namaz'a girildiğinde henüz kıraata başlanmadan yapılırdı. Bu sekte, biraz uzunca idi. Çünkü bu sekte esnasında Nebi (s.a.v.). varid olan dua ile meşgul olurdu. İkinci sekte, kıraattan sonra ve rüku'ya varmak için tekbir alınmadan önce yapılırdı. Bu sekte hafiftir. Çünkü kıraat ile rüku' tekbiri arasında bir ara verinceye ve nefes alıncaya kadardı. İmran bin Husayn (r.a.), Tirmizi'nin rivayetinde belirtildiği gibi Semure bin Cündüb (r.a.)'e: Biz bir sekteyi hıfzettik, diyerek iki sekte oluşunu kabul etmemiş, bunun üzerine Medine'de bulunan Ubeyy (r.a.)'e yazdıkları mektubta, Semure (r.a.)'in anlattığı husus hakkında bilgi istemişler; Ubeyy (r.a.) de Semure (r.a.)'i tasdik etmiştir. (845 nolu) Hadise göre sektelerin birincisi kıraat'a başlamadan öncedir. İkincisi de rüku' tekbirinden öncedir. 844 nolu) Hadisin sonunda ravi Said'in sorusu üzerine Katade (r.a.)'in verdiği cevaba göre birinci sekte, diğer rivayette olduğu gibi kıraat'tan öncedir. İkincisi de hadisin zahirine göre yine kıraat bittikten sonra ve rüku' tekbirinden öncedir. Fakat Katade (r.a.) : -Bu- arada Fatiha bittiği zaman sekte olur.,. demiştir. Katade (r.a.)'in sözü iki manaya muhtemeldir; 1- Katade (r.a.), kıraat'tan önce ve sonra olmak üzere iki sekte mahallini bildirdikten sonra, üçüncü bir sekte mahallinin de bulunduğunu haber vermek istemiş ve bunun yerinin de Fatiha ile sure arasında olduğunu belirtmiştir. 2- Katade (r.a.), ikinci sekte mahallinin, Fatiha kıraatı bitiminde olduğunu kasdetmiş ve bu maksadını; '...ğayril mağdubi alayhim veleddallin.' 'i okuduğu zaman, demekle açıklamıştır. Ebu Davud, namazdaki sekteler hadisini müteaddit yollardan rivayet etmiştir. Bir rivayette : -Sektelerden birisi, taharrüm tekbiri alındığı zaman, diğeri de Fatiha ve sure kıraatının bittiği zamandır." denilmiştir. Başka bir rivayette: ''İkinci sektenin yeri, Fatiha bittiği zamandır'' denilmiştir, Üçüncü bir rivayet. (844 nolu) rivayetimize benzer. Yukarıda işaret edildiği gibi bu rivayet, sekte sayısının üçe çıkarıldığına muhtemeldir. Birincisi taharrüm tekbirinden sonradır. İkincisi Fatiha ile sure arasındadır. Üçüncüsü de sure bittikten sonradır. Bu rivayetlerin arasını şöyle bulmak mümkündür: Nebi (s.a.v.) namazda üç sekte yapardl. Birincisi taharrüm tekbirinden sonra, ikincisi Fatiha'dan sonra. üçüncüsü sureden sonra idi. Semure (r.a.) bir defasında sektelerin bir kısmını haber vermiş. bir başka zaman diğerlerini bildirmiştir, İbn-i Ebi Şeybe (r.a.)'in kendi kitabında el-Hasan (r.a.)'dan rivayet ettiği şu hadis, bu uzlaşmayı te'yid eder: Peygamber (s.a.v.)'in üç sektesi vardı: İftitah tekbirini aldığı zaman, Fatiha'ya başlayıncaya kadar; Fatiha'yı bitirdiği zaman, sure'ye başlayıncaya kadar ve sure'yi bitirdiği zaman rüku yapıncaya kadar (olan zamanlarda) idi.'' Alimlerin, bu husustaki görüşleri: Şafii, Ahmed bin Hanbel, Evzai ve İshak, namazda üç sektenin müstahab olduğuna hükmetmişlerdir: Birinci sekte. taharrüm tekbirinden sonra yapılır. O esnada iftitah duası okunur. Bu sekte. imam. ona uyan ve tek başına namaz kılan için müstehabtır. İkinci sektenin yeri Fatiha'dan sonra ve sure'den öncedir. Bu sekte, imam için müstahabtır. Şafiiler ve Hanbeliler: İmam bu sekteyi yaparken, ona uyanlar o esnada Fatiha'yı okusunlar ve bu sekteden gaye budur, demişlerdir. Üçüncü sektenin yeri. kıraat bittiği zaman ve henüz rüku'ya gidilmeden yapılır. Bundan maksad, rüku' tekbiriyle kıraat arasında bir ara vermek ve namaz kılanın nefes almasıdır

Derece: Daif

Sunen-i Ibn Mace, 846 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resuluüah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır. Bundan dolayı, imam tekbir aldığı zaman siz de tekbir alınız, okuduğu zaman susunuz; ğayril mağdubi aleyhim veleddallin dediği zaman ı amin, deyiniz, rükua gittiği zaman siz de rüku'a gidiniz, semi'allahu limen hamideh dediği zaman: Allahumme Rabbena ve lekel hamd deyiniz. Secde ettiğiniz zaman secde ediniz ve oturarak namaz kıldığı zaman, hepiniz oturarak namaz kılınız.» Diğer tahric: Nesai: Not : Sindi: Müslim, bu hadisi sahih saymıştır. Bunu zayıf gösterenlerin sözlerine itibar edilmiş, demiştir

Derece: Hasan Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 847 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: İmam okuduğu zaman, siz susunuz. İmam oturduğu zaman her hangi birinizin ilk zikri teşehhüd olsun.»" AÇIKLAMA : Müslim, bu hadisi uzun bir metin halinde rivayet etmiştir. Onun rivayetinde: ....''İmam okuduğu zaman susunuz." cümlesi yoktur. Müslim; Cerir'in, Süleyman aracılığıyla Katade (r.a.)'den yaptığı rivayette mezkur cümlenin bulunduğunu söylemiştir. Müslim'in arkadaşı Ebu İshak demiştir ki: Ebu'n-Nadr'ın kız kardeşinin oğlu Ebu Bekir, bu hadis hakkında bir söz söyledi. Müslim, Ona: Sen, hıfzı Süleyman'dan daha kuvvetli adam mı istiyorsun? dedi. Ebu Bekir (r.a.), bu sefer Ona şunu sordu: Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisine ne dersin? Müslim; Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisi sahihtir, dedi. Ebu Hureyre' (r.a.)'in hadisinden maksad; onun, merfu' olarak rivayet ettiği: "Ve imam okuduğu zaman susunuz." hadisidir. Müslim: Bu hadis bence sahihtir, deyince; Ebu Bekir (r.a.) Ona: O halde bunu niçin kitabına almadın? diye sordu. Müslim: Ben, kendimce sahih olan her şeyi buraya koymuş değilim. Ben, buraya ancak ulama'nın ittifak ettikleri hadisleri koydum, dedi. Nevevi, bu hadisin açıklamasını yaparken şöyle der: ''Bilmiş ol ki; 've iza kerea fe ensitu..' ziyadesinin sıhhati hakkında hadis hafızları ihtilaf etmişlerdir. Beyhaki'nin Sünen-i Kebir'de Ebu Davud-i Sicistani'den rivayet ettiğine göre. bu ziyade mahfuz değildir. Keza Beyhaki aynı durumu Yahya bin Main, Ebu Hatim er-Razi, Darekutni ve el-Hafız Ebu Ali en-Nisaburi' den nakletmiştir.' Beyhaki'nin dediğine göre Ebu Ali el-Hafız: Bu lafız mahfuz değildir. Süleyman et-Teymi bu lafzı ilave etmekle Katade (r.a.)'in bütün arkadaşlarına muhalefet etmiştir. Şu lafızların Süleyman'ın ilavesinin zayıflığı üzerinde toplanmış olmaları, Müslim'in bu ilaveyi sahih görmesine tercih edilir. Kaldı ki, Müslim bu ziyadeyi senedli olarak sahihinde rivayet etmemiştir.'' Tirmizi'nin şerhi Tuhfe yazarı da bu ziyade hakkında uzun uzadı konuşmuştur. 'Cehri namazda imam'ın arkasındayken kıraatı terketmek babı'nda verdiği bilgi özetle şöyledir: Hanefi alimlerinin, imamın arkasındayken kıraat yapılmayacağına dair gösterdikleri delillerden birisi de, Ebu Musa el-Eş'ari ve Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayet edilen: 've iza kerea fe ensitu..' hadisidir. Ebu Hureyre (r.a.)'nin hadisini Tirmizi hariç, diğer Kütüb-i Sitte sahipIeri rivayet etmişlerdir. Ebu Musa (r.a.)'ın hadisini de Ahmed ve Müslim tahric etmişlerdir. Anılan iki sahabi'nin rivayet ettikleri hadislerde bulunup, Hanefi alimlerince delil olarak gösterilen mezkur cümle, hadis hafızlarmın ekserisi yanında mahfuz değildir. Mahfuz olduğu teslim edilse bile imam'ın arkasındayken okumanın yasaklığına delil gösterilmesi sıhhatlı değildir. Bunun çok yönden izahı vardır. Bunlardan birisi, mevcud hadisleri uzlaştırmak için bu cümlede emredilen susmak ile Fatiha'dan başka bir şey okumamak istenmiştir, şeklinde yapılan yorumdur. El-Hafız İbn-i Hacer, Fethu'I-Bari'de: 'Cehri naınazlarda imam'a uyan kişi, Fatiha okumaz, diyen Malikiler ve bu görüşteki alimler; 've iza kerea fe ensitu ' hadisini delil göstermişlerdir. Bu hadis sahihtir. Müslim, bu hadisi Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'den tahric etmiştir. Fakat bu görüş'e delaleti yoktur, Çünkü cemaat, imam okurken, susmayı ve Fatiha'yı okumayı beraber yürütebilir, Şöyle ki: İmam Fatiha'yı okurken cemaat dinler. İmam sekte yapınca cemaat Fatiha okur, Ve imam sure okuyunca cemaat onu dinler, sure'yi okuma, Buhari, Cüz'ul-Kıraat'ta: Eğer bu hadis sahih olsaydı şöyle yorumlanabilirdi: Cehri namazlarda cemaat Fatiha'dan başka bir şey okumaz, imam'ı dinler. İmam sekte yaptığında cemaat'ın fatiha okuması, bu hadise aykırı degildir, demiştir.' der. Ebu Hureyre (r.a.), Peygamber (s.a.v.)'in vefatından sonra, cehri namazlar olsun, gizli namazlar olsun, bütün namazlarda imam'ın arkasındayken kişinin Fatiha okumasına hükmederdi. Üzerinde konuşulan hadisin ravisi de kendisidir

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 848 numaralı hadis

Establishing the Prayer and the Sunnah Regarding Them

İbn-i Ukeyme (el-Leysi) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Ben, Ebu Hureyre (r.a.)'den şunu söylerken işittim: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabma bir namaz kıldırdı. O namazın sabah namazı olduğunu zannediyorum. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazdan sonra: «Sizden her hangi bir kimse (benimle beraber) okudu mu?» diye sordu. Bir adam ; Ben (okudum) dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben, (içimde): Bana ne oluyor ki Kur'an (okumuşum) da benimle münazaa ediliyor, diyorum» buyurdu." AÇIKLAMA 849’da

Derece: Sahih