KURAN KATİBİ
← Hadis Külliyatı

Sunen-i Ibn Mace

Ibn Mace · 4.319 hadis

Sunen-i Ibn Mace, 41 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

El-Muğire b. Şu'be r.a.'den; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir; “Kim bir hadisin uydurma olduğunu bildiği veya zan ettiği halde benden rivayette bulunursa iki yalancıdan birisi de kendisidir.”

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 42 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Yahya b. Ebi'l-Musa’dan rivayet edildiğine göre kendisi İrbad İbni Sariye’den şöyle söylediğini işitmiştir; Resulullah s.a.v. bir gün bizde kaldı.Kalpleri titreten ve gözleri yaşartan çok korkutucu bir mev'ize ile bize vaaz etti. O’na denildi ki; “Ya Resulullah s.a.v. vedalaşan kimsenin yaptığı vaaz gibi nasihat ettin. Bize tavsiyelerde bulun.” Bunun üzerine Resulullah s.a.v. buyurdular ki; “Takvaya yapışınız ve başınızdaki Halife bir köle dahi olsa onu dinleyip itaat etmeye sarılınız. Siz benden sonra şiddetli ihtilafı göreceksiniz. Onun için benim sünnetime ve hidayete mazhar kılınmış olan Hulafa’yı Raşidin’in sünnetine yapışınız. Bu sünnetleri dişlerinizle sıkıca tutunuz. (Yahut karşılaştığınız eziyetlere tahammül için dişlerinizi sıkınız.) İhdas edilen (dinde dayanağı olmadan dine sokulmak istenen) şeylerden sakının. Çünkü her bid'at dalalettir.”

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 43 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Abdurrahman b. Amr es-Selemi’nin, İrbad b. Sariye r.a.'den şöyle söylediğini işittim, dediği rivayet edilmiştir; Resulullah s.a.v. buyurdular ki; “Ben sizi, gecesi gündüzü gibi apaydın olan (en küçük şüpheyi kabul etmeyen gayet açık) bir din üzerinde bıraktım. Benden sonra ancak helak olanlar, o din'den (başka yönlere) sapar. Siz'den kim yaşarsa fazla ihtilafa şahid olacaktır. O'nun için bilip tanıdığınız sünnetime ve hidayete erdirilmiş olan Hulafa’yı Raşidin’in sünnetlerine yapışınız.Bunları dişlerinizle sıkıca tutunuz. Başınızdaki halife siyah bir köle bile olsa ona itaatten ayrılmayınız. Çünkü mu'min, (tevazu ve uysallığı bakımından) burnuna yular takılmış deve gibidir hangi tarafa sevkedilirsa uyar.”

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 44 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

İrbad b. Sariye r.a.'den şöyle dediği rivayet edilmiştir; “Resulullah s.a.v. bize sabah namazını kıldırdı. Sonra (mübarek) yüzünü bize döndürüp çok tesirli bir vaaz irad buyurdu. (Ravi İrbad, bundan sonra 42 ve 43 nolu hadiste anlattığımızın benzerini anlattı.)”

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 45 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Cabir b. Abdillah r.a.'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir; Resulullah Sallallahu Aleyhi ve sellem hutbe okuduğu zaman gözleri kızarır, sesi yükselir ve öfkesi şiddetlenirdi. Sanki, kendisi, düşman ordusunu gözetleyen “Muhakkak düşman, size sabahleyin baskın yapacak, akşam hücum edecektir”, diyen bir gözcü idi. (Tehlikeye karşı halkı uyarır), ve “Kıyamet günü ile ben bunlar gibi gönderildim” derdi. Böyle söylerken şehadet parmağı ile onun yanındaki orta parmağı birleştirirdi. Sonra derdi ki; “Konuşulan sözlerin en hayırlısı Allah Teala’nın Kitabıdır. Yolların en güzeli Muhammed s.a.v.’in yoludur. İşlerin en kötülerinden biri de (Nebi s.a.v.’den) sonra ihdas edilen (Din'e sokulmak istenen) asılsız şeylerdir. Bid'atlar dalalettir. ”Resulullah s.a.v. hutbelerinde şöyle de derdi; “Kim (ölüp de) mal bırakırsa, (bıraktığı mal) onun mirasçılarınadır. Kim (ölüp de karşılıksız) borç bırakırsa veya (bakıma muhtaç) çoluk çocuk bırakırsa onun borcunu ödemek ve aile efradına bakmak bana aittir.”

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 46 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Abudullah İbni Mes'ud r.a.'den, Resulullah s.a.v.’in şöyle buyurduğu mervidir; -Kitap ve sünnetten başka uyulması gerekli üç’üncü bir şey yoktur. Sözlerin en güzeli Allah Teala’nın kelamı ve yolların en güzeli Muhammed s.a.v.’in yolu, siretidir. Dikkat! (sonradan) dinde ihdas edilmek istenen şeylerden sakının. Çünkü şer işlerden biriside ihdas edilen şeylerdir. (Dinde) icad edilen her şey bid'attır. Bid'atlar dalalettir. Dikkat! emel ve arzularınız uzayıp size ecelinizi unutturmasın. Aksi takdirde kalpleriniz katılaşır. Dikkat! Gerçekten gelici olan (ölüm ve ondan sonraki diriliş ve ahiret ahvali gibi) şey(ler) yakındır. Hakikaten gelmiyecek- olmayacak olan şey, uzak sayılır. Dikkat! Şakavetli (bedbaht), ancak o kimsedir ki annesinin karnında iken şaki olur, mes'ud adam da ancak o kimsedir ki başkasından ibret alır. Dikkat! Mu'minle döğüşmek küfür ehlinin ve ona sövmek fasıkların işidir. Müslüman için üç günden fazla süre ile (din) kardeşini bırakması (ona küs durması) helal değildir. Dikkat! Yalancılıktan şiddetle kaçının. Çünkü ne ciddi ne de şaka yollu yalancılık mübah değil, müslümanın şanına yakışmaz. Sakın kimse, yerine getirmiyeceği bir şeyi (küçük yaştaki) çocuğuna (bile) vaad etmesin. Çünkü yalancılık gerçekten fücura (şerre) sürükler. Şer de cehenneme götürür. Doğrulukta muhakkak (insanı) birr’e yöneltir. Birr de cennete götürür. Doğru adam için “O doğrudur doğru söyledi birr’i (islamın hayır saydığı şeyleri) işledi” denir. Yalancı kişi için de “O, yalan söyledi şer işledi” denir. Dikkat! Kul gerçekten yalan söyleye söyleye bu hali kendisine şiar edinir. Nihayet yalancılığı itiyad haline getiren bu idmanlı yalancı, Allah Teala’nın divanında <Kezzab> olarak yazılır.”

Derece: Daif

Sunen-i Ibn Mace, 47 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Aişe r.anha.'dan; şöyle dediği rivayet edilmiştir, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şu ayeti (Al-i İmran suresinin 7. ayeti) okudu. (Ayetin meali): “Sana kitabı gönderen O’dur.O’nun bir kısım ayetleri muhkemdir. Kur'an’ın esası bunlardır. Diğer bazı ayetlerde müteşabihlerdir. İşte, kalplerinde şüphe bulunanlar, fitne aramak ve tevil yoluna gitmek için müteşabih ayetlere uyarlar. Halbuki onların tevillerini Allah’tan başkası bilemez. İlimde otorite olanlar ise “Biz ona (= müteşabihlere) inandık hepsi rabbimizin indindendir” derler. Bunları ancak kamil akıl sahipleri düşünür.” Sonra Resulullah s.a.v. buyurdular ki; “Ya Aişe! Müteşabih ayetleri tutup muhkem ayetleri bırakmak sureti ile Kur'an’ı Kerim’de mücadele etmek isteyenleri gördüğünüz zaman Allah Teala’nın; “İşte kalplerinde şüphe bulunanlar…” kavli celili ile kasdettiği insanlar onlardır! İşte böyle adamlardan sakının (=onlarla oturup konuşmayın. Zira, onlar bid'at ehlinin ta kendileridir. Sapık akidelerinin sizlere bulaşmaması ve müstehak oldukları tahkir ve ihanet için onları terk ediniz.)”

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 48 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Ebu Usame r.a.'den, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğu nakledilmiştir; “Hiçbir kavim hidayete erdikten sonra, batılı hak ve hakkı batıl göstermek suretiyle mücadele ve çekişmelerde bulunmadıkça dalalete düşmemiştir.” Sonra Resulullah s.a.v. şu ayeti (=Zuhruf suresinin 58’inci ayeti) okudu; “Ve (senin kavmin) dediler ki “Bizim ilahlarımız (olan melekler) mi daha hayırlı, yoksa O (Meryem oğlu İsa) mı?” (Ey Muhammed!) onlar (gerçeği anlamak için değil) sırf bir mücadele olarak sana bu misali veriyorlar. Doğrusu onlar çok çekişici bir kavimdir.”

Derece: Hasan Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 49 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Huzeyfe r.a.'den edilen rivayete göre Resulullah s.a.v. buyurdular ki; “Allah Teala, bid'at sahibinden oruç, namaz, sadaka, hac, umre, cihad, tevbe ve fidye'den hiçbir şey kabul etmez. Kıl hamurdan çıktığı gibi o da İslam’dan çıkar.”

Derece: Mawdu

Sunen-i Ibn Mace, 50 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Abdullah İbni Abbas r.a.'den, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle dediği rivayet edilmiştir; “Bid'at sahibi, bid'atini bırakmadıkça, (şefaatçiler şefaat etseler bile) Allah Teala onun amelini kabul etmeyecektir.” Zevaid de şöyle denmiştir: Zehebi, bu hadis’in isnadındaki ravilerin tümünün mechul olduğunu söylemiştir

Derece: Daif

Sunen-i Ibn Mace, 51 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Enes b. Malik r.a.'den Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem‘in şöyle buyurduğu mervidir; “Batıl ve haksız yolda iken mücadeleyi bırakana cennetin kenarlarında, hak yolda iken cidal (ve çekişmeleri) terk edene cennetin ortasında ve huyunu güzelleştirene cennetin en a'la mevkiinde köşk yapılır.” Bu hadis’i Tirmizi (Birr ve sıla da) tahric etmiş ve ‘’Hasen’dir’’ demiştir

Derece: Sanad Daif

Sunen-i Ibn Mace, 52 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Abdullah b. Amr b. El-As r.a.'den, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in (veda haccında) şöyle dediği rivayet edilmiştir; Allah Teala, ilmi insanlar(ın göğüslerin)den sökmek (silmek) suretiyle almaz. Lakin alimlerin ruhlarını kabzetmek suretiyle alır. Neticede hiçbir alim bırakmayınca halk bir takım cahilleri (alimlerin yerinde) reis edinirler. Onlara (dini sorular) sorulur. Onlar da bilmeden fetva verirler ve böylece hem kendileri dalalete giderler hem de halkı dalalete düşürürler.”

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 53 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Ebu Hureyre r.a.'den Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir; “(Bir alim'in verdiği) yanlış fetva yüzünden hataya düşen kişiye günah yoktur. Bütün vebal, yalnız fetva veren (alim)'in boynundadır.”

Derece: Hasan

Sunen-i Ibn Mace, 54 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Abdullah b. Amr r.a.'dan; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in şöyle dediği rivayet edilmiştir; Dini ilim(lerin aslı) üçtür. Bunlar (ve bunları bilebilmek için bilinmesi gerekli ilimler ile bunlardan çıkarılan ilimler)in ötesinde kalan ilimler(in bilinmesi) fazla (zaruri değil)dir. (Bu üç ilim) muhkem ayet(ler), sabit sünnet ve adil fariza (miras payı) ile ilgili ilimlerdir

Derece: Daif

Sunen-i Ibn Mace, 55 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Muaz b. Cebel r.a.'den; şöyle dediği rivayet edilmiştir; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni Yemen’e (Vali olarak) gönderdiği zaman buyurdular ki; “Sakın, bildiğin (şer’i kaynaklar) dan başka bir şeyle hüküm verme ve meseleleri hal etme. Eğer bir müşkülün olursa onu aydınlığa kavuşturuncaya kadar veya mesele hakkında bana mektup yazınca (ve cevap alınca)ya kadar dur (bekle).” -Bu hadisi Sadece İbn-i Mace rivayet etti

Derece: Mawdu

Sunen-i Ibn Mace, 56 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Abdullah b. Amr b. el-As r.a.'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir; Ben Resulullah s.a.v.’den işittim buyurdular ki ; “Beni İsrail’in işi mutedil olarak devam ediyordu. Nihayet muhtelif milletlerden aldıkları esir kadınlardan doğma nesil türedi ve bu nesil re'y ile hüküm vermeye başlayınca kendileri dalalete gittiler ve Beni İsrail’i dalalete götürdüler, onların işleri anormale dönüştü .” Zevaid’de bu hadis’in isnadı zayıf görülmüştür

Derece: Daif

Sunen-i Ibn Mace, 57 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Ebu Hureyre r.a.'den; Şöyle demiştir; Resulullah s.a.v. buyurdu ki; “İman altmış veya yetmiş küsür bab (bölüm)dür. Bu derecelerin en aşağısı, yoldan zahmet verecekleri şeyi uzaklaştırmak –gidermek- ve en yüksek mertebesi la ilahe illallah demektir. Haya de imandan bir şu'bedir.”

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 58 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Abdullah b. Ömer radiyallahu anh'den; şöyle demiştir; Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir adam'ın, kardeşini haya dolayısı ile kınadığını işitti. Resulullah buyurdu ki; “Gerçekten haya imandan bir şu'bedir.” İBN-İ ÖMER R.A.’IN BUHARİ’DEKİ HADİS’İ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 59 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Abdullah r.a.'den; Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, dediği rivayet edilmiştir; “Kalbinde hardal zerresi ağırlığınca kibir bulunan kimse cennet'e girmiyecek ve kalbinde, hardal tanesi ağırlığınca iman bulunan kimse (ebedi) ateşe girmeyecektir.” Diğer tahric edenler: Müslim iman; Tirmizi, birr. Tirmizi: Bu hadis Hasen sahihtir demiştir. Bu konuda Ebû Hureyre, İbn Abbas, Seleme b. Ekva’ ve Ebû Saîd’den de hadis rivâyet edilmiştir

Derece: Sahih

Sunen-i Ibn Mace, 60 numaralı hadis

The Book of the Sunnah

Ebu Said-i Hudri r.a.’den yapılan rivayete göre kendisi Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in şöyle buyurduğunu söylemiştir; “Allah Teala, kıyamet günü mu'minleri cehennem ateşinden kurtarınca ve onlar güvenç içine girince birinizin, dünyada iken hakkını almak uğrunda arkadaşı ile yaptığı çekişmeden daha şiddetli bir tarzda mu'minler ateşe atılmış olan (din) kardeşleri için Rableri ile mücadeleye girişirler. Resulullah s.a.v. buyurdu ki ; mu'minler diyecekler ki: “Ey Rabbimiz! Kardeşlerimiz bizlerle namaz kılarlar, beraberimizde oruç tutarlar ve bizimle beraber hac ederlerdi. Sonra sen onları ateşe ithal ettin.” Allah buyuracak ki; “Gidin onlardan tanıdıklarınızı (Cehennemden) çıkarınız” mu'minler, bunun üzerine onlara varacaklar ve yüzlerinden onları tanıyacaklar. Çünkü ateş onların yüzlerini (yaptıkları secde sayesinde) yakmıyacaktır. Onların bir kısmı aşık kemiklerine, bir kısmı da bacaklarına kadar ateş içinde tutuşmuş vaziyettedir. Bunları çıkaracaklar sonra “Ey Rabbimiz! Bize emrettiğiniz adamları (tanıyabildiklerimizi) çıkardık.” Diyecekler. Sonra Allah (Teala) buyuracak ki: “Kalbinde bir dinar ağırlığınca iman olanları çıkarınız. Sonra kalbinde yarım dinar ağırlığınca, onları müteakib de kalblerinde hardal tanesi ağırlığında iman olanları çıkarınız.” Ebu Saidi Hudri dedi ki; Kim bunu doğrulamazsa bu ayeti okusun; ‘‘Şüphe yok ki Allah (Teala) zerre miktarı zulum etmez. Eğer zerre kadar bir iyilik olursa onun ecrini kat kat artırır ve kendi katından da büyük mükafat ihsan eder.’’ (Nisa)

Derece: Sahih