KURAN KATİBİ
← Hadis Külliyatı

Sahih-i Buhari

Imam Buhari · 7.521 hadis

Sahih-i Buhari, 6999 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Abdullah b. Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Bu gece rüyamda kendimi Kabe'nin yanında buldum. Orada esmer bir adam gördüm ki, o görmekte olduğum esmer erkeklerin en güzeliydi. Onun kulak memelerini geçmiş bir saçı vardı ki o da görmekte olduğum saçların en güzel türünden olup, bunları taramıştı ve bu saçlardan su damlıyordu. Bu zat iki adam üzerine -yahut iki kişinin omuzları üzerine- dayanarak Kabe'yi tava! ediyordu. Ben 'Bu kimdir?' diye sordum. 'Bu, Meryem'in oğlu Mesih'tir' denildi. Sonra birden kıvırcık saçlı, sağ gözü şaşı, sanki salkımındaki emsalinden dışarı çıkmış iri bir üzüm tanesi gibi olan bir adamla karşılaştım. 'Bu kimdir?' diye sordum. Bana 'Deccal, Mesih'tir' denildi

Sahih-i Buhari, 7000 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

İbn Abbas r.a. adamın birinin Resulullah'a geldiğini ve "Bana bu gece rüyamda ... gösterildi" dediğini nakleder. Bu hadisin baş tarafı 7046 numarada da var. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Geceleyin görülen rüya." Yani bir kimsenin geceleyin gördüğü rüya gündüz gördüğü rüya ile bir midir yoksa birbirinden farklı mıdır? Bunların her birinin zamanı arasında farklılık var mıdır? Buhari attığı bu başlıkla Ebu Said'in naklettiği "Rüyanın en sadık olanı, seher vakti görülenidir" şeklindeki hadise işaret etmektedir. Bu hadisi Ahmed b. Hanbel merfu olarak nakletmiş, İbn Hibban sahih olduğunu belirtmiştir. (Ahmed b. Hanbel, III, 68; İbn Hibban, Sahih, XIII, 407) Nasr b. Yakub ed-Oineveri'nin ifadesine göre gecenin başlarında görülen rüya geç çıkar. Gecenin ikinci yarısından sonra görülen ise görüldüğü anın durumuna göre farklı hızda çıkar. Rüyaların içinde en çabuk çıkanı seher vakti görülendir. Özellikle tan yeri ağardığı esnada görülen rüya en hızlı çıkandır. "Dün gece uyuduğum bir sırada bana yeryüzünün hazinelerinin anahtarlan getirildL" Bu hadisin genişçe bir açıklaması inşallah İ'tisam bölümünde gelecektir

Sahih-i Buhari, 7001 numaralı hadis

Enes b. Malik r.a. şöyle anlatmıştır: Resulullah, Milhan kızı Ümmü Haram'ı ziyaret etmek maksadıyla arasıra yanına giderdi. Ümmü Haram, Ubade b. esSamifin nikahı altında idi. Bir gün Resulullah yine ziyaret maksadıyla onun yanına geldi. Milhan ona yemek ikrametti ve başını taramaya başladı. Resulullah bir süre uyudu, sonra gülümseyerek uyandı. [-7002-] Ümmü Haram olayın devamını şöyle nakletti: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Ya Resulallah! neye gülüyorsun?" diye sordu. Resulullah "Rüyamda bana ümmetimden bir kısım mücahidlerin şu deniz ortasında tahtlar üzerindeki hükümdarlar gibi -veya tahtlar üzerine kuru/muş hükümdar/ar misali- gemilere binerek Allah yolunda deniz savaşına gittikleri gösterildi de ona gülüyordum!" buyurdu. -İfadeyi veya diye şüphe ile söyleyen ravi İshak'tır.- Ümmü Haram şöyle devam etti: Ben "Ya Resulallah! Beni de o deniz gazilerinden kılması için Allah'a dua ediver!" diye rica ettim. Resulullah da ona dua buyurdu. Sonra başını yastığa koydu. (Bir müddet daha uyudu.) Sonra yine gülümseyerek uyandı. Bunun üzerine yine ben tekrar "Ya Resulallah! neye gülüyorsun?" diye sordum. Resulullah bu defa da önce dediği gibi "Bana yine ümmetimden bazı kimselerin -tıpkı birincide olduğu gibi- Allah yolunda gazaya gittikleri gösterildi." Ümmü Haram şöyle dedi: Ben Resulullah'a "Ya Resulallah! Beni de onlardan kılması için Allah'a dua ediver!" dedim. Resulullah "Sen önceki gazilerdensin!" buyurdu. (Enes b. Malik dedi ki:) "Ümmü Haram, Muaviye b. Ebu Süfyan'ın zamanında deniz gazasında gemiye binmişti; fakat denizden karaya çıktıkları zaman Ümmü Haram bindirildiği hayvandan düştü de oracıkta can verdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İbn Sırın 'Gündüz görülen rüya, gece görülen rüya gibidir' demiştir." İmam Buhari burada Nebi s.a.v.'in Ümmü Haram'ın yanında uyuduğundan söz eden Enes hadisine yer vermiştir. Bu hadisin geniş bir açıklaması İsti'zan bölümünde geçmişti

Sahih-i Buhari, 7002 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Enes b. Malik r.a. şöyle anlatmıştır: Resulullah, Milhan kızı Ümmü Haram'ı ziyaret etmek maksadıyla arasıra yanına giderdi. Ümmü Haram, Ubade b. esSamifin nikahı altında idi. Bir gün Resulullah yine ziyaret maksadıyla onun yanına geldi. Milhan ona yemek ikrametti ve başını taramaya başladı. Resulullah bir süre uyudu, sonra gülümseyerek uyandı. [-7002-] Ümmü Haram olayın devamını şöyle nakletti: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e "Ya Resulallah! neye gülüyorsun?" diye sordu. Resulullah "Rüyamda bana ümmetimden bir kısım mücahidlerin şu deniz ortasında tahtlar üzerindeki hükümdarlar gibi -veya tahtlar üzerine kuru/muş hükümdar/ar misali- gemilere binerek Allah yolunda deniz savaşına gittikleri gösterildi de ona gülüyordum!" buyurdu. -İfadeyi veya diye şüphe ile söyleyen ravi İshak'tır.- Ümmü Haram şöyle devam etti: Ben "Ya Resulallah! Beni de o deniz gazilerinden kılması için Allah'a dua ediver!" diye rica ettim. Resulullah da ona dua buyurdu. Sonra başını yastığa koydu. (Bir müddet daha uyudu.) Sonra yine gülümseyerek uyandı. Bunun üzerine yine ben tekrar "Ya Resulallah! neye gülüyorsun?" diye sordum. Resulullah bu defa da önce dediği gibi "Bana yine ümmetimden bazı kimselerin -tıpkı birincide olduğu gibi- Allah yolunda gazaya gittikleri gösterildi." Ümmü Haram şöyle dedi: Ben Resulullah'a "Ya Resulallah! Beni de onlardan kılması için Allah'a dua ediver!" dedim. Resulullah "Sen önceki gazilerdensin!" buyurdu. (Enes b. Malik dedi ki:) "Ümmü Haram, Muaviye b. Ebu Süfyan'ın zamanında deniz gazasında gemiye binmişti; fakat denizden karaya çıktıkları zaman Ümmü Haram bindirildiği hayvandan düştü de oracıkta can verdi." Fethu'l-Bari Açıklaması: "İbn Sırın 'Gündüz görülen rüya, gece görülen rüya gibidir' demiştir." İmam Buhari burada Nebi s.a.v.'in Ümmü Haram'ın yanında uyuduğundan söz eden Enes hadisine yer vermiştir. Bu hadisin geniş bir açıklaması İsti'zan bölümünde geçmişti

Sahih-i Buhari, 7003 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Harice b. Zeyd b. Sabit'in nakline göre Ensar'dan bir kadın olan Ümmü'l-Ala Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bey'at etmişti. Ümmü'l-Ala hadisin ravisi Harice'ye (Hicrette) Muhacirleri aralarında kura ile taksim ettiklerini haber vererek şöyle dedi: Bizim payımıza Osman b. Maz'un düşmüştü. Onu evlerimizde konuk ettik, fakat Osman'ın (bir müddet sonra) ölüm sebebi olan o ağrısı tuttu. Vefat edince yıkandı ve kendi elbisesi içine kefenlendi. Sonra Resulullah cenazesinin yanına geldi. Ümmü'l-Ala şöyle devam etti: Ben (cenazeyi tezkiye ederek) "Ey Ebü'sSaib! Allah'ın rahmeti üzerine olsun! Benim şahadetim şudur ki: Allah muhakkak sana ikram etmiştir!" dedim. Bunun üzerine Resulullah "Allah Teala'nın ona ikram buyurduğunu nereden biliyorsun?" Ben de "Ya Resulallah! Babam sana feda olsun! Allah ona ne zaman ikram eder?" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Yemin ederim ki ona yakfn gelmiştir ve yine Allah'a yemin ederim ki ben de onun için hayır umuyorum. Yine Allah'a yemin ederim ki -ben Allah'ın Resulü iken- bana (Allah tarafından) ne muamele edileceğini bilemem!" buyurdu. Bunun üzerine Ümmü'l-Ala dedi ki: "Vallahi bundan sonra ben kimseyi asla tezkiye etmiyorum

Sahih-i Buhari, 7004 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Bu hadis Zührl' den de bu şekilde nakledilmiştir. Onun rivayetinde şöyle bir ifade yer almaktadır: "Bana (Allah tarafından) ne muamele edileceğini bilemem." Ümmü'l-Ala: "Resulullah'ın bu sözü beni kederlendirdi. Ardından uyudum. Rüyamda Osman'a ait akmakta olan bir pınar gördüm. Uyanınca bu rüyayı Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e haber verdim. Resulullah "(Bu gördüğün akan pınar) onun amelidir" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Kadınların rüyası." İbn Battal saliha ve mu'min olan kadının gördüğü rüyanın "Salih mu'minin rüyası Nebilik cüzlerinden bir cüzdür" hadisine dahil olduğu noktasında ittifak olduğunu belirtmiştir. İmam Buhari bu bölümde Osman b. Maz'un olayı ile Ümmü'l-Ala'nın onun akan bir pınara sahip olduğunu görmesini konu alan hadise yer vermiştir. Bu hadisin açıklaması Cenaiz bölümünün baş taraflarında geçmişti

Sahih-i Buhari, 7005 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Resulullah s.a.v.'in sahabilerinden ve süvarilerinden Ebu Katade el-Ensarı şöyle demiştir: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim şöyle buyuruyordu: "Rüya Allah tarafındandır. Hulm de şeytandandır. Herhangi biriniz hoşlanmadığı bir rüya görecek olursa (uyanınca hemen) sol tarafına tükürsün ve ondan Allah 'a sığınsın. Bu suretle o rüya, o kişiye zarar verrryez

Sahih-i Buhari, 7006 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

İbn Ömer'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Uyuduğum bir sırada bana silt dolu bir kadeh verildi. Bu kadehten o kadar içtim ki, süte kanma eserlerinin ta tırnaklarından sızdığını hala duyuyorum. Sonra artanını Ömer'e verdim." Sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. Resulullah "İlim ile" cevabını verdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada süt görme." Yani rüyada süt görüldüğünde bu ne ile tabir edilecektir? Mühelleb şöyle demiştir: Süt fıtrat, sünnet, Kur'an ve ilme delalet eder. Biz de şunu ekleyelim: Bazı merfu hadislerde sütün fıtratla tabir edildiği yer almaktadır. Nitekim Bezzar'ın, Ebu Hureyre'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Rüyada görülen süt fıtrattır" buyurmuştur. Taberani'de Ebu Bekre'nin nakline göre Resulullah "Her kim rüyasında süt içtiğini görürse bu fıtrattır" buyurmuştur. Eşribe bölümünün baş tarafında Ebu Hureyre hadisinde Resulullah'ın süt kadehini alınca Cebrail'in ona "Sana fıtratı gösteren Allah'a hamdolsun" dediği yer almaktaydı. "Bunu ne ile tabir ettin?" İbnü'l-Arabi şöyle der: Süt, Allahu Teala'ın kan ve fışkı gibi pis şeylerden süzüp, çıkarmış olduğu hoş bir nzıktır. Bu açıdan süt ilme benzer. İlim de Allahu Teala'ın cehaletin karanlığından ortaya çıkardığı bir nurdur. Rüyada ilme bir örnek getirilmiştir. Bazı arifler şöyle derler: Sütü fışkı ile kan arasından süzüp çıkaran yaratıcı, marifeti de şek ve cehalet arasından çıkanp yaratmaya ve o ameli, gafletten ve hatadan korumaya da kadirdir. Bu mesele o kişinin dediği gibidir fakat ilmin öğrenmekle elde edileceği yolunda bir düzenli kural vardır. O arifin sözünü ettiği şey ise harikulade olarak bazen vuku bulabilir. Bu takdirde sözkonusu ilim keramet kabilinden olur. İbn Ebi' Cemre şöyle der: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem rüyada görülen sütü, kendisine bir şarap, bir de süt kadehi getirildiğinde ve kendisi sütü tercih ettiğinde Cebrail ona "Fıtratı seçtin" demesine kıyasen ilimle te vii etmiştir. Hadisten Çıkan Sonuçlar 1- Makamı ve mertebesi büyük olan bir kimse, gördüğü rüyayı kendisinden daha aşağı olan kimselere anlatabilir. 2- Bir alim bazı meseleleri gündeme getirerek etrafında bulunan kişilere bunun tabirini teklif ederek onları deneyebilir. 3- Öğrencinin sahip olduğu tevil ilmini hocasının eseri olarak takdim etmesi edeptendir. İbnü'I-Arabi' şöyle der: Öyle anlaşılıyor ki Resulullah s.a.v. sahabilerden o rüyayı tevil etmesini istemedi. Onun asıl istediği söz konusu rüyanın tabirini kendisine sormalarıdır. Nitekim sahabiler Hz. Nebi'in maksadını anlamışlar, ona bunun tevilini sormuşlar, Resulullah da cevabını vermiştir. İlim talibi olan kimselerin her durumda bu edebe uymaları uygun ve isabetlidir. İbnü'I-Arabi' şöyle devam eder: 4- Hz. Nebi'in Allah'l bilme noktasındaki derecesine hiçbir kime ulaşamaz. Zira o sütü o derece içmiştir ki ona kanıp doyma, tırnaklarının ucundan sızmıştır. İçtiği sütün artığını Hz. Ömer' e vermesi ise onun Allah'ı bilme noktasında ulaştığı dereceye işaret etmektedir ki Hz. Ömer Allah konusunda hiç kimsenin kınamasına aldırmazdı. 5- Rüyaların arasında geçmişe, şimdiye ve geleceğe delalet edenler vardır. Resulullah'ın gördüğü bu rüya geçmişe tevil edilmiştir. Zira onun bu rüyası gerçekleşmiş olan bir hususu canlandırmaktadır. Çünkü Resulullah kendisine verilen ilme sahip olmuştu. Hz. Ömer de böyle idi. Efendimizin görmüş olduğu bu rüyanın faydası, kendisine verilen ilimle, Ömer' e verilen ilim arasındaki münasebetin derecesinin bilinmesidir

Sahih-i Buhari, 7007 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Abdullah b. Ömer r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle anlatmıştır: "Uyuduğum bir sırada bana süt dolu bir kadeh verildi. Bu kadehten o kadar içtim ki kamp doymayı ta parmak uçlarımdan çıkarken duyuyordum. Sonra artanım Ömer b. el-Hattab'a verdim." Resulullah'ın etrafında bulunan sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. O da "ilim ile" diye cevap verdi

Sahih-i Buhari, 7008 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Ebu Said el-Hudrl'nin nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ben uyuduğum esnada insanlar bana arz olunuyorlardı. Üstlerinde gömlekler vardı. Bu gömleklerin kimi memelere ulaşıyor, kimi daha kısa idi. Bu sırada Ömer b. el-Hattab benim yanıma uğradı. Onun üstünde (eteklerini yerde) sürüklediği bir gömlek vardı." Sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. Resulullah "din ile" cevabını verdi

Sahih-i Buhari, 7009 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Ebu Said el-Hudri şöyledemiştir: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittim: "Uyuduğum sırada insanlar bana arz olunuyorlardı. Üstlerinde gömlekler vardı. Bu gömleklerin kimi memelere varıyor, kimi bundan daha kısa idi. Ömer b. el-Hattab da bana arz olundu. Onun üstünde (eteklerini yerde) sürüklediği bir gömlek vardı" buyurdu. Sahabiler "Ya Resulallah! Bunu ne ile tabir ettin?" diye sordular. Resulullah "din ile" diye cevap verdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada gömleğini yerde sürükleme." Tabir alimleri şöyle derler: Gömleğin dinle tabir edilmesi şu açıdandır: Gömlek, dünyada aYret yerini örter. pin ise ahirette insanı örter ve her türlü istenmeyen durumdan korur. Bu konuda temel dayanak Allahu Teala'ın "Takva elbisesi. .. işte o daha hayırlıdır"(Araf, 26) ayet-i kerimesidir. Araplar fazilet ve iffeti "kamis=gömlek" kelimesi ile ifade ederler. Nitekim Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Hz. Osman'a "Allah sana öyle bir gömlek giydirecek ki onu çıkarma"(Ahmed b. Hanbel, VI, 86, 114, 149; Tirmizi, Menakıb; İbn Mace, Mukaddime) ifadesinde geçen "kamis" kelimesi bu kabildendir. Bu hadisi Ahmed b. Hanbel, Tirmizi, İbn Mace rivayet etmişler, İbn Hibban sahih olduğunu belirtmiştir. Tabir alimleri "kamis= gömlek"in din ile tabir edileceğini, gömlek uzunluğunun o kişinin ardından eserlerinin baki kalacağını gösterdiği noktasında ittifak etmişlerdir. Hadis-i şerif dine mensup olan kimselerin dinde azlık, çokluk, kuwet, zayıflık bakımından birbirlerinden farklı olduklarını ifade etmektedir. Bunun açıklaması İman bölümünde geçmişti. Gömleğini yerde sürüyerek yürümek, rüyada övülen uyanıkken kınanan şeylerden olan fiillerden birisidir. Çünkü uyanıkken gömleği uzatıp, yerlerde sürüme konusunda tehdit gelmiştir. Hadisten çıkan sonuçlar 1. Rüya tabiri meşrudur. 2. Tabiri bilen kimsenin -rüyayı gören kendisi bile olsa- bunu başkalarına sorması caizdir. 3. Faziletli bir kimsenin mertebesini ortaya çıkarmak maksadıyla sahip olduğu faziletlerle kendisini övmek meşrudur. Bunun yerinin kişinin övdüğü şahsın bu yüzden kendini beğenmek gibi fitneye düşeceğinden emin olunduğu durumlar olduğu gayet açıktır. Hadiste Hz. Ömer'in faziletini gösteren ifadeler vardır. İbnü'l-Arabı şöyle demiştir: Nebi s.a.v.'in gömleği "din" ile tabir etmesi, elbisenin bedenin avretini örttüğü gibi, dinin cehalet avretini örtmesindendir. İbnü'l-Arabi şöyle devam eder: Hz. Ömer'den başkalarına gelince, gömleği memelerine ulaşan kimse -birtakım günahları işliyor olsa bile- kalbini küfürden koruyan kişidir. Gömleği bundan daha kısa olup, avret yeri açıkta olan ise ayaklarını günaha gitmekten alıkoymayandır. Giydiği gömlek ayaklarını örten ise takva ile her türlü günahtan sakınan kimsedir. Gömleğini arkasından sürükleyen kişi halis ve salih amelle bundan daha fazlasını yapandır. İbn Ebi Cemre özetle şöyle der: Hadisteki "nas=insanlar" kelimesinden maksat "kamis" kelimesi "din" ile tabir edildiğinden dolayı "mu'minler"dir. İbn Ebi Cemre şöyle devam eder: Öyle anlaşılıyor ki maksat bu Muhammed ümmetinin belirli bir kesimi, hatta bazılarıdır. "Din" den maksat ise dinin emirlerine sarılma, yasaklarından kaçınmaya hırsla yapışmak örneğinde olduğu gibi, onun gereğine göre amel etmektir. Hz. Ömer'in bu konuda yüce bir makamı vardır. İbn Ebi Cemre şöyle devam eder: Bu hadisten anlaşıldığına göre rüyada görülen gömlek, -güzelolsun veya olmasın- giyen kişinin dindarlığıyla tabir edilir. Gömlekteki nükte şudur: Gömleği giyen kimse dilerse üzerinden çıkarır, dilerse üzerinde bırakır. Allahu Teala mu'minlere iman elbisesini giydirip, onlar bu vasfa bürününce bu konudaki mükemmelolan elbisesi vücudunu tam olarak örten olurken, mükemmelolmayan böyle olmamıştır. Elbisenin eksikliği bazen iman eksikliği nedeniyle olurken, bazen amel eksikliği sebebiyle olabilir. Doğruyu en iyi Allahu Teala bilir. Bir başka alim ise şöyle der: Dünyada gömlek, avret yerini örter. Bunun fazlası kınanmıştır. Ahirette ise bu sırf bir zinettir. Gömleğin tabirinin onun uzunluğu veya kısalığı, güzelliği veya çirkinliğine göre olması uygun düşmüştür. Gömlek ne kadar uzun olursa onu giyenin fazileti o kadar olur ve herkese din veya ilim ya da güzellik veya ağırbaşlılık ya da bir zümre içinde ön safta olma gibi kendisine layık olan şey nispet edilir. Bunun zıttı bu sıralanan niteliklerin zıttı demektir

Sahih-i Buhari, 7010 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Kays b. Abbad şöyle demiştir: Ben Sa'd b. Malik ve İbn Ömer'in yer aldığı bir halkada idiin. Derken Abdullah b. Selam uğradı. Oradakiler "Bu, cennet ehlinden olan bir adamdır!" dediler. Ben de ona "Buradakiler senin hakkında şunu şunu söylediler" dedim. Abdullah b. Selam "Sübhanallah! Onlara hakkında bilgileri olmayan bir sözü söylemeleri uygun olmaz. Ben sadece şöyle bir rüya görmüştüm: Sanki yemyeşil bir bahçenin içine konulmuş bir sırık vardı. Bu sırık orada dikilmişti. Bu sırığın başında da bir kulp vardı. Aşağısında ise bir minsaf (hizmetçi) vardı. Bana 'Bu sırığa çık' denildi. Ben de çıktım ve hatta tepedeki kulpu elime aldım. Nihayet bu rüyamı Resulullah'a anlattım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Abdullah, bu en sağlam kulpa yapışmış olarak vefat edecektir" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada yeşillikler ve yeşil bahçe görmek." el-Kayravani şöyle demiştir: Bitkisi tanınmayan bahçe tazeliği ve güzel ihtişamıyla İslam'la tabir olunur. Bahçe ayrıca faziletli mekan şeklinde de tabir edilir. Bazen Mushaf, ilim kitapları, alim ve benzeri şekilde tabir edildiği de olmuştur. "el-Minsaf el-Vasif." Bu ifade, habere sonradan girmiştir. Kelime, İbn Sirin'in tefsiridir. Zira haberin Müslim'deki rivayeti "Bana bir minsaf (hizmetçi) geldi" şeklindedir. İbn Avn minsafın hizmetçi olduğunu söylemiştir. Hadis aynı zamanda Abdullah b. Selam'ın menkıbesi mahiyetindedir

Sahih-i Buhari, 7011 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Aişe r.anha'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "(Ya Aişe!) Sen iki kere rüyamda bana gösteri/din. Bir adam ipekten bir parça üzerinde senin suretini taşıyordu. O adam 'Bu (senin müstakbel) eşindir' diyordu. Şimdi ben o sureti keşfediyorum, o suret sendin." Bu söz üzerine ben 'Eğer bu rüyam Allah tarafından gösterilmiş ise Allah bunu gerçekleştirecektir' dedim

Sahih-i Buhari, 7012 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Aişe r.anhs'nın nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: "Ben seninle evlenmeden önce bana rüyadg iki kere gösteri/din. Ben meleği ipekten bir kumaş parçası üzerinde senin suretini taşırken gördüm. Ona 'Bu kumaş parçasını aç!' dedim. Melek de onu açtı. Bir de baktım ki o sendin. Ben eğer bu rüya Allah tarafından ise o bunu gerçekleştirecektir dedim. Sonra melek seni bir ipek parçası üzerinde taşırken ikinci defa bana gösterildin. Ben ona 'Bu parçayı aç!' dedim. O da açtı; Bir de baktım ki o suret sendin. Bunun üzerine ben 'Eğer bu rüya Allah tarafından gösteri/miş ise Allah bunu gerçekleştirecektir' dedim." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada ipek elbise görmek." İmam Buhari bu ve bundan önceki konuyla ilgili olarak Hz. Aişe r.anhs'nın naklettiği hadise yer vermiştir. Bu hadis, Resuluilah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in kendisiyle evlenmeden önce onu rüyada görmesine dairdir. Söz konusu hadis, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in Medine'ye hicretinden önceki sıreti bölümünde geçmişti. Kurtubi şöyle der: Resulullah s.a.v., Hz. Aişe r.anha'yı uyanıkken gördüğü gibi rüyada da gördüğünü ifade etmek istemektedir. Netice olarak rüyada kastedilen başkası değil, Hz. Aişe radıyallShu anhS olmaktadır. Hammad b. Seleme kendi rivayetinde kastedilenin kim olduğunu şu şekilde açıklamaktadır: "Hz. Hatice'nin vefatından sonra ipekten bir kumaş parçası içinde bana bir kadın getiri/di. " İbn Battal şu açıklamayı yapar: Rüyada kadın görmek birkaç şekilde tabir edilir. Bir tabire göre rüyada kadın görmek, kişinin bizzat o gördüğü kadınla veya benzeriyle evleneceği şeklinde tabir edilir. Bazen rüyada görülen kadın, dünyalık elde etme veya dünyada bir mertebe kazanma ya da rızık genişliği olarak tabir edilir. Rüya tabircilerinin bu konudaki görüşleri bundan ibarettir. Bazen rüyada görülen kadın, onunla birlikte rüyayı görenin başına gelecek olan bir fitneye delalet edebilir. Rüyada kadınların ipek elbise giymeleri evlenmeye, rahatlamaya, zenginliğe, kilo almaya delalet eder. Tabirciler insanın bedenini sarması dolayısıyla bütün giysilerin kişinin vücuduna delalet ettiğini söylemişlerdir. Özellikle de elbise örfte insanların toplum içindeki mertebeleri ve ahvalinin göstergesi olduğunda tabir böyle olacaktır

Sahih-i Buhari, 7013 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Ben cevami'u'l-kelim (özlü ve kapsamlı sözler) ile gönderildim. Bana (bir aylık mesafedeki düşman gönülIerine) korku salmak suretiyle yardım edildi. Bir de ben uyuduğum sırada bana yeryüzünün hazinelerinin anahtarları getirildi de benim elime konuldu. " Ebu Abdullah şöyle demiştir: Belağ yoluyla bize ulaştığına göre "cevami'u'lkelim", Allahu Teala'ın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem' den önceki kitaplarda yazılı olan birçok şeyleri bir, iki veya buna benzer meselede toplamasıdır. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada elde anahtarlar görme" Yani bir kimse rüyasında elinde anahtarlar görürse bu nasıl tabir edilir? Tabirciler şöylederler: Anahtar mal, izzet ve otoritedir. Her kim bir anahtarla herhangi bir kapıyı açtığını görürse, gücü kuweti olan bir kimsenin yardımıyla ihtiyacım giderir. Elinde anahtarlar gördüğü takdirde o kişi büyük bir güce ve kuwete kavuşur

Sahih-i Buhari, 7014 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Abdullah b. Selam şöyle demiştir: Kendimi rüyada bir bahçe içinde gördüm. Bahçenin ortasında bir direk vardı. Bu direğin en yüksek yerinde de bir tutulacak kulp vardı. Bana "Haydi bu direğe çık!" denildi. Ben "Gücüm yetmez!" dedim. Bunun üzerine yanıma bir hizmetçi geldi ve arkamdan elbisemi kaldırdı. Ben direğe çıktım ve oradaki kulpa sımsıkı yapıştım. Derken o kulba sımsıkı yapışır bir halde iken uyandım. Daha sonra bu rüyamı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlattım. Bana "Gördüğün bu bahçe, İslam bahçesidir. O direk de İslam'ın belkemiğidir. O kulp da çok sağlam olan kulptur. Sen ölünceye kadar İslam dinine yapışarak yaşayacaksın" dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada sağlam kulpa ve halkaya yapışma." İmam Buhari bu konuda Abdullah b. Selam hadisine yer vermiştir. Tabireiler rüyada görülen meçhul halka ve kulp ona yapışanın dininde güeünü ve ihlasını gösterir, demişlerdir

Sahih-i Buhari, 7015 numaralı hadis

İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Ben rüyada elimde ipekten bir kumaş parçası olduğunu ve nereye meyledersem beni oraya doğru uçurduğunu gördüm. Bu rüyamı (kızkardeşim) Hafsa'ya anlattım. [-7016-] O da bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarmış. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Senin kardeşin salih bir adamdır" veya 'Abdullah salih bir adamdır" buyurmuş. Fethu'l-Bari Açıklaması: Hadiste geçen "........" kökünden olup, bir şeye meyletti demektir.' "Senin kardeşin salih bir adamdır" veya "Abdullah salih bir adamdır." Bu hadis Gece namazı bölümünde geçmişti. Ubeydullah b. Ömer'in Nafi vasıtasıyla İbn Ömer' den, Müslim' de yer alan rivayeti şöyledir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'İbn Ömer gece namazı kılmış olsaydı, ne iyi bir genç -veya- ne iyi bir adamdır' buyurmuş. İbn Ömer şöyle der: Ben yatağa yattığımda sabaha kadar hiç kalkmazdım. Nafi der ki: İbn Ömer bu olaydan sonra gece namazını kılıyordu. (Müslim, Fadiıilü's-sahiıbe)

Sahih-i Buhari, 7016 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

İbn Ömer r.a. şöyle demiştir: Ben rüyada elimde ipekten bir kumaş parçası olduğunu ve nereye meyledersem beni oraya doğru uçurduğunu gördüm. Bu rüyamı (kızkardeşim) Hafsa'ya anlattım. [-7016-] O da bunu Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e aktarmış. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Senin kardeşin salih bir adamdır" veya 'Abdullah salih bir adamdır" buyurmuş. Fethu'l-Bari Açıklaması: Hadiste geçen "........" kökünden olup, bir şeye meyletti demektir.' "Senin kardeşin salih bir adamdır" veya "Abdullah salih bir adamdır." Bu hadis Gece namazı bölümünde geçmişti. Ubeydullah b. Ömer'in Nafi vasıtasıyla İbn Ömer' den, Müslim' de yer alan rivayeti şöyledir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'İbn Ömer gece namazı kılmış olsaydı, ne iyi bir genç -veya- ne iyi bir adamdır' buyurmuş. İbn Ömer şöyle der: Ben yatağa yattığımda sabaha kadar hiç kalkmazdım. Nafi der ki: İbn Ömer bu olaydan sonra gece namazını kılıyordu. (Müslim, Fadiıilü's-sahiıbe)

Sahih-i Buhari, 7017 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Ebu Hureyre r.a.'in nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Zaman yaklaşınca mu'minin rüyası hemen hemen hiç yalan çıkmaz. Çünkü mu'minin rüyası, Nebiliğin kırk altı cüzünden bir cüzdür. Nebilikten cüz olan bir şey yalan çıkmaz." Muhammed b. Sirin şöyle dedi: Benim kanaatim de budur. İbn-i Sirin şöyle devam eder: Rüyanın üç çeşit olduğu söyleniyordu. İnsanın içinden geçenler, şeytanın korkutması ve Allah tarafından olan müjde. Kim rüyada hoşlanmayacağı bir şey görürse bunu hiç kimseye söylemesin ve kalkıp namaz kılsın. İbn-i Sirin şöyle devam eder: Rüyada tasma görmek hoş karşılanmazdı. Onlar ayağa vurulan bağı bukağıyı hoş görürlerdi ve ayağa vurulan bağ, dinde sebat anlamına gelir denirdi. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada ayaklarının bağlı olduğunu görmek." Yani bir kimse rüyada ayaklarının bağlı olduğunu görse bunun tabiri nedir? Haberin mutlak olarak zahiri, tüm çeşitleri ile rüyada görülen bağın dinde sebat olarak tabir edileceğini göstermektedir. Fakat tabirciler, bunu başka bir karine bulunmaması şartına bağlamışıardır. Sözgelimi bir kimse yolcu veya hasta ise ayak bağı, o kişinin yolculuğunun veya hastalığının uzayacağına delalet eder. Aynı şekilde bir kimse sözkonusu bağda fazladan bir nitelik görse, mesela ayağının gümüş bir bağ ile bağlandığını görse bu, o kişinin evleneceğine delalet eder. Ayağa vurulan bağ altından ise bu o kişinin arzulamış olduğu bir mala delalet eder. Bu bağ pirinçten (sarı) ise bu hoşlanılmayan bir şeyin başa geleceğine ya da elden çıkacak bir mala delalet eder. Ayak bağı kurşundan ise bu zayıf ve gevşek bir işe delalet eder. Bağ iptense dinle ilgilidir. Tahtadan olduğu takdirde içinde nifak olan bir meseleye delalet eder. Ahşaptan ise rüyayı görenin bir töhmete uğrayacağına delalet eder. Sözkonusu bağ bir hırka veya ipten ise bu devam etmeyecek bir işe delalet eder. "Zaman yaklaşınca mu'minin rüyası hemen hemen hiç yalan çıkmaz." Hattabi Mealimu's-Sünen isimli eserinde şöyle der: "Zamanın yaklaşması"nın ne anlama geldiği konusunda iki görüş ileri sürülmüştür. Birincisine göre bunun manası gece ile gündüzün zamanının birbirine yaklaşmasıdır. Tabirciler şöyle derler: Rüyanın en doğru çıkanı, geceyle gündüzün birbirine eşit olduğu ve meyvelerin olgunlaştığı zamanlardır. Hattabi bunu Garibu'l-Hadis isimli eserde Ebu Davud' dan nakleder sonra şöyle der: Tabirciler rüyaların dosdoğru olarak çıktığı zaman çiçeklerin açtığı, meyvelerin olgunlaştığı zamandır. Bu iki zaman, geceyle gündüzün birbirine eşit olduğu vakittir. Bu konudaki ikinci yaklaşıma göre "zamanın yaklaşması" kıyametin kopması yaklaştığında süresinin sona ermesi anlamınadır. Biz de şunu ekleyelim: Birinci yaklaşımın mu'minle kayıtlanması, uzak bir ihtimaldir. Çünkü tabiatın mutedil olduğu vakit mü'mine mahsus değildir. İbn Battal birinci yaklaşımın doğru olduğunu kesin bir dille ifade etmiştir. O, bu konuda Tirmizi'nin Ma'mer vasıtasıyla Eyyub'dan naklettiği habere dayanmaktadır. Sözkonusu habere göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Zamanın ahirinde mu'minin rüyası yalan çıkmaz. Onların içinde rüyası en doğru olan, sözü en doğru olandır. "(Tirmizi, Rüya) İbn Battal şöyle der: Buna göre hadisin manası şudur: Kıyamet yaklaştığında ve ilmin çoğu yeryüzünden alınıp, kargaşa ve fitne dolayısıyla dindarlığın dışa vuran alametleri yeryüzünden silindiğinde insanlar tıpkı fetret döneminde olduğu gibi kendilerini uyaran ve dinden silinmiş olan şeyleri yenileyen birisine ihtiyaç duyacaklardır. Tıpkı geçmiş ümmetierin Nebiler vasıtası ile uyarıldıkları gibi. .. Fakat bizim Nebiimiz, Nebilerin sonuncusu (Hatemü'l-Enbiya) olduğundan ve sözkonusu zaman fetret dönemine benzediğinden mahrum oldukları Nebilik yerine, müjdeleme ve uyarı müessesesi olan Nebiliğin bir cüzü olan sadık rüya verildi. Kurtubi el-Müfhim'de şöyle der: Hadiste zikri geçen "zamanın ahiri"nden maksat -Allah daha iyi bilir- Deccal'i öldürdükten sonra Meryem oğlu İsa ile birlikte bulunacak olan zümrenin zamanıdır. Müslim'in, Abdullah b. Ömer'den nakline göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: "Yüce Allah Meryem oğlu İsa'yı gönderir. O insanların içinde yedi yıl kalır. Bu süre zarfında birinin diğeriyle arasında hiçbir düşmanlık olmaz. Sonra Yüce Allah Şam tarafından soğuk bir rüzgar gönderir. Yeryüzünde kalbinde zerre kadar hayır veya iman bulunup da ruhu kabzedilmemiş hiç kimse kalmaz."(Müs!im, Fiten) Kurtub! şöyle der: Bu zamanın insanları asr-ı saadetten sonra bu ümmetin içinde durumu en iyi ve sözleri en doğru olan zümre olacaktır. Onların rüyaları yalan çıkmayacaktır. Buradan hareketle Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ifadesinin devamında "Onların içinde rüyası en doğru olanı, sözü en doğru alandır" buyurmaktadır. Bunun sebebi şudur: Çok doğru söyleyen kimsenin kalbi nurlanır, idraki güçlenir ve bu durumda manaları sahih bir şekilde tercih eder. Uyanık halde iken çoğunlukla doğru olan kimse de böyledir. Bu doğruluğu rüyasında da ondan ayrılmaz ve ancak doğru ve sadık rüya görür. Bu durum yalancı ve karıştıran kimsenin durumundan farklıdır. Çünkü yalancının kalbi bozuk ve karanlık olur. O ancak karmakarışık şeyler görür. Zaman zaman nadiren de olsa doğru sözlü kimse sahih olmayan şeyler görürken, yalancı sahih olanları görebilir. Fakat çoğunluk ve genelolan yukarda anlattığımız gibidir. Doğruyu en iyi Allah Teala bilir. "İnsanın içinden geçenler, şeytanın korkutması ve Allah tarafından olan müjde." Müslim'de yer alan bir rivayette Cabir şöyleanlatır: "Bedevinin biri Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gelerek "Ya Resulallah! Rüyamda başımın koparıldığını ve onun ardından gittiğim i gördüm" der. Bir başka rivayette ise "Başım yerinden çıktı ve ardından koştum" ifadesi yer almaktadır. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Şeytanın rüyada seninle oynamasını kimseye anlatma" buyurur.(Müs!im, Rüya) "Rüyada tasma görmek hoş karşılanmazd!. Onlar ayağa vurulan bağı hoş görürlerdi ve ayağa vurulan bağ, dinde sebat anlamına gelir denirdi." Mühelleb şöyle der: Rüyada görülen tasma, hoşlanılmayan şeylerle tabir edilir. Çünkü Yüce Allah kitabında: "Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde sıcak suya sürüklenecekler"(Mu'min 71) ayet-i kerimesinde onun cehennemliklerin niteliklerinden olduğunu haber vermektedir. Boyuna geçirilen halka bazen küfre delalet edebilir. Bazen eziyet veren kadın şeklinde tabir edilir. İbnü'l-Arabi' şöyle der: Tabirdıerin ayağa vurulan bağı bukağıyı sevmeleri, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in onu övülen kısımda zikretmesinden dolayıdır. Çünkü o "İmanın kaydı adam öldürmeyi engellemesidir. Bir mu'min başkasını öldürmez" buyurmuştur. (Abdurrezzak, Musannef, V, 298) Boyna vurulan halkaya gelince, bu anlam itibariyle şer'an çirkin görülmüştür. Yüce Allah şöyle buyurur: "Onu yakalayın da {ellerini boynuna} bağlayın."(Hakka 30) "Boyunlarında demir halkalar ve zincirler olduğu halde sıcak suya sürükleneeekler, sonra da ateşte yakılaeaklardır."(Mu'min 71- 72) "Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma."(İsra 29) "Nay dedikleri yüzünden elleri bağlanası ve lanet olasılar!" (Maide 64) Ayağa 'vurulan bağın dinde sebat olması, ayağı bağlı olan kimsenin yürüyememesinden kaynaklanmaktadır. Yüce Allah bunu insanın batıla yürümesine engelolan imana örnek olarak vermiştir. Nevevl'nin belirttiğine göre bilginler şöyle demişlerdir: Ayağa vurulan bağın sevimli olması, onun ayağa vurulmasından dolayıdır. Bu bağ insanı günahlara dalıp, kötülük işlemekten ve batıla sapmaktan alıkoyar. Boyuna vurulan bağın sevimsiz olması ise bunun boyuna vurulmasındandır. Bu da cehennemliklerin niteliğidir. Tabireiler ayağa vurulan bağ kişinin lehine gördüğü işte sebattır demişlerdir. Tabircilere göre kişi hem boynuna ve hem de ayağına bağ vurulduğunu görürse bu hoşlanılmayan şeyin fazlalığına delalet eder. Ellere vurulan bağ övülmüştür. Zira bu elleri kötülüğe uzanmaktan alıkoyar. Kişinin durumuna göre bazen ellere vurulan bağ cimrilik olarak tabir edilir. Tabireiler bir de şunu söylemişlerdir: Bir kimse iki elinin bağlanmış olduğunu görürse bu kişi eimridir. Buna karşılık elinin ve ayağının bağlanmış olduğunu gördüğü takdirde hapse veya sıkıntılı bir duruma düşer. Biz de şunu ekleyelim: Boyna vurulan bağ, bazı rüyalarda Hz. Ebu Bekir' de olduğu gibi övülmüştür. Ebu Bekir b. Ebi Şeybe'nin sahih bir senedIe nakline göre Mesruk şöyle anlatmıştır: Suhayb, Ebu Bekir' e uğrar ve ondan yüz çevirir. Ebu Bekir sebebini sorunca Suhayb "Elini Ensardan Ebü'l-Haşr'ın kapısının üzerinde bağlı gördüm" der. Bunun üzerine Ebu Bekir "Haşr gününe kadar dini m benim için muhafaza edilecek" der. (Abdurrezzak, Musannef, VI)

Sahih-i Buhari, 7018 numaralı hadis

Interpretation of Dreams

Ensar kadınlarından Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bey'at eden Ümmü'l-Ala şöyle anlatmıştır: Muhacirlerin (Mekke'den Medine'ye hicret ettiklerinde) ikamet edecekleri yerleri tespit etmek üzere Ensar kendi aralarında kur'a çektikleri zaman Osman b. Maz'un'un ikameti bizim aileye düşmüştü. Osman bizim evimizde bir müddet kaldıktan sonra hastalandI. Evimizde vefat edinceye kadar onun hasta bakıcılığını yaptık. Sonra onu kendi elbisesi içinde kefenledik. Derken Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanımıza geldi. Ben "Ey Ebü's-Saib! Allah'ın rahmeti üzerine olsun! Benim şahadetim şudur ki: Allah muhakkak sana ikram etmiştir!" dedim. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ''Allah Teala'nın ona ikram buyurduğunu nereden biliyorsun?" dedi. Ben de "Valiahi bilmiyorum" dedim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Osman'a muhakkak ki yakin gelmiştir. Ben de onun için Allah'tan hayır umarım ve yine ben -Allah'ın Resulü iken- bana ve size nasıl muamele edileceğini bilemem" buyurdu. Ümmü'l-Ala "Valiahi ben bundan sonra kimseyi tezkiye etmeye cesaret edemedim" dedi ve şöyle devam etti: "Rüyamda Osman b. Maz'un'un akan bir pınarı olduğunu gördüm. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem' e gelip, bu rüyamı kendisine anlattım. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem "(Bu gördüğün akan pınar) onun amelidir" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Rüyada akan pınar görme." Mühelleb şöyle demiştir: Rüyada akan pınar görmek birkaç şekilde tabir edilebilir. Pınarın suyu berraksa salih amelle tabir edilir, aksi takdirde başka türlü yorumlanır. Bir başkası şöyle demiştir: Rüyada akan pınar devam edip giden ameldir. Bu bir sadaka olabileceği gibi, ölünün bir canlıya veya ölüye yaptığı ya da icra ettiği bir iyilik de olabilir. Başka tabirciler ise şöyle demişlerdir: Su pınarı, rüyayı görenin durumu bilinmiyorsa nimet, bereket, hayır ve arzularına ulaşma olarak tabir edilir. Rüyayı gören kişi iffetli değilse başına ailesini ağlatacak bir musibet gelecek demektir