KURAN KATİBİ
← Hadis Külliyatı

Sahih-i Buhari

Imam Buhari · 7.521 hadis

Sahih-i Buhari, 5935 numaralı hadis

Dress

Ebu Bekir r.a.'ın kızı Esma r.anha'dan rivayete göre, bir kadın Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in huzuruna gelerek: "Ben kızımı evlendirdim. Daha sonra bir hastalığa yakalandığı için başı{nın saçları) döküldü. Kocası ise bu kızın durumu sebebiyle bana çok ısrar ediyor. Onun saçlarına saç ekleteyim mi, dedi. Bunun üzerine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem saç ekleyen ve saç ekleten kadınlar hakkında ağır sözler söyledi. " Bu Hadis 5936 ve 5941 numara ile de var

Sahih-i Buhari, 5936 numaralı hadis

Dress

Ebu Bekir r.a.'ın kızı Esma'dan: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem saç ekleyen ve saç ekleten kadına lanet etmiştir" dediği rivayet edilmiştir

Sahih-i Buhari, 5937 numaralı hadis

Dress

İbn Ömer r.a.'dan rivayete göre Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Allah saç ekleyen ve saç ekleten kadına da, döğme yapan ve döğme yaptıran kadına da lanet etmiştir." Nafi: el-Veşm (denilen döğme çeşidi), dişlerin etrafındaki diş etlerinde olur demiştir. Bu Hadis 5940,5942 ve 5947 numara ile de var

Sahih-i Buhari, 5938 numaralı hadis

Dress

Said İbn el-Müseyyeb'den, dedi ki: "Muaviye Medine'ye geldiği son seferinde gelip bize bir hutbe verdi. Bu arada bir top saç çıkartarak: Ben bunu Yahudilerden başka bir kimsenin yapacağını sanmıyordum. Şüphesiz Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem buna -yani saça saç ekleyen kadına- yalan ve batıl adını vermiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Saça" ondan başka "bir şeyler eklemek" suretiyle onu ziyadeleştirmek. "Muhafızın elindeki bir tutam saçı eline aldı. .. Nerede alimleriniz?" Daha önce İsrailoğulları ile ilgili bahiste, bu hadiste o gün için Medine'de ilim adamlarının azlığına işaret olduğu belirtilmiş idi. Bu işe gösterdiği tepki hususunda ilim adamlarının yardımını almak yahut bundan önce böyle bir işe tepki göstermeyip susmaları dolayısıyla onların bu yaptıklarının uygun olmadığını söylemek için huzura getirilmelerini de istemiş olabilir. "Şüphesiz İsrailoğulları ... helak olmuştur." Sözü geçen Said İbn elMüseyyeb'in naklettiği rivayette "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu saç ekleme işine zur (yalan) adını verdiği haberi ulaşmıştır" denilmektedir. Katade'nin, Said'den diye naklettiği Müslim'deki rivayette ise "o zuru (yalanı) nehyetmiştir" şeklindedir. Hadisin sonlarında da: "Dikkat edin, işte zur (yalan) denilen şey de budur" ifadesi yer almaktadır. Katade dedi ki: Bununla kadınların saçlarını bez parçaları ile artırmaların! kastetmektedir. Bu hadis. ister saç, ister başka bir şeyolsun, saça bir şeyler ekletmenin yasaklığı hususunda cumhurun lehine bir delildir. Cabir radıyallahu anh'ın rivayet ettiği: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadının saçına herhangi bir şeyeklemesini yasaklamıştır" hadisi de desteklemektedir. Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir. el-leys, Ebu Ubeyde'den ve onun da pek çok fakihten naklettiğine göre bu hususta yasaklananın, saça saç ekletme olduğu kanaatindedir. Kadın, saçına bez ve daha başka saçın dışında birşeyler ekleyecek olursa yasağın kapsamına girmez. Ebu Davud sahih bir senedie Said İbn Cubeyr'den şöyle dediğini rivayet etmektedir: el-Karamil'de bir beis yoktur. Ahmed de böyle demiştir: el-Karamil ise "karmel"in çoğulu olup dalları uzun, yumuşak bir bitkidir. Burada kastedilen şey ise örükler halinde yapılan ve kadının saçına eklediği ipek ya da yün iplerdir. "Kadının gereksiz yere saçına saç ekletmesi ve saçlarını traş etmesi." Kadının saçına saç ekletmesi suretiyle saçını artırması haram olduğu gibi, zaruret olmadan saçlarını traş ettirmesi de haramdır. Taberi, Süfyan kızı Ümmü Osman yoluyla İbn Abbas'tan şöyle dediğini rivayet etmektedir: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kadının saçlarını traş etmesini yasaklamıştır." Bu hadis Ebu Davud'da bu yolla "kadınların (ihramdan çıkarken) saçlarını traş etmek yükümlülükleri yoktur. Onların yükümlülükleri saçlarını kısaitmaktan ibarettir" lafzı iledir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır. "Ağır sözler söyledi." Yani diğer rivayette açıkça ifade edildiği gibi lanet okudu. Aişe'nin rivayet ettiği hadiste de ondan saça saç ekletmeye ruhsat verdiğine dair nakledilen rivayetin batıl oluşuna da açık bir delalet vardır. Muaviye'nin rivayet ettiği hadiste ise (dökülen yahut kesilen) saçın olduğu halde bırakılmasının caiz olup onu gömmenin vacip olmadığını göstermektedir. Hadisten Çıkan Diğer Sonuçlar 1- İmam minber üzerinde yasak olan şeyleri ifade eder. Özellikle de yaygın bir hal aldığını gördüğü da açık ve yaygın bir şekilde reddederek bu işin yasaklığını daha bir vurgular ve işlenmesinden sakınılmasını söyler. 2- Bir masiyet işleyen kimseleri, daha önceden aynı masiyeti işleyenlerin helak edilmesini söyleyerek korkutup uyarıro Nitekim yüce Allah: "Bu, zalimlerden uzak değildir." (Hud, 11183) diye buyurmuştur. 3- Hutbe esnasında, dini bir masıahat için daha önce bir şeyi görmemiş olanı göstermek üzere herhangi bir şeyi el uzatıp almak caizdir. 4- İçine düşülen halden sakındırmak maksadıyla İsrailoğullarına ve diğerlerine dair hadisler söz konusu edilebilir

Sahih-i Buhari, 5939 numaralı hadis

Dress

Alkame'den, dedi ki: "Abdullah (İbn Mes'ud) güzelleşmek ıçın ve Allah'ın yaratmasını değiştirmek için döğme yapan, yüzlerinin tüylerini aldıran ve dişlerini inceltip törpületen kadınlara lanet okudu. Ümmü Yakub adındaki bir kadın: Bu da ne oluyor, dedi. Abdullah: Ben ne diye Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in lanet ettiği kimseye lanet etmeyeyim ki? Hem bu Allah'ın Kitabında da vardır, dedi. Kadın: Allah'a yemin ederim ki ben mushafın iki kabı arasında bulunanı baştan sona okudum, bunu bulamadım, dedi. Bunun üzerine Abdullah İbn Mesud: Allah'a yemin ederim, eğer gerçekten ser. onu okumuş olsaydın, hiç şüphesiz onu bulurdun, dedi (ve:) "Rasul size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan uzak durun."lo buyruğunu okudu." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Yüzlerinin tüylerini yolduranlar." (Bu anlamdaki): el-Mütenemmisat lafzı "mütenemmisa"nın çoğ\,.lludur. Bu da tüylerinin yolunmasını isteyen kadın demektir. "en-Namisa" ise bu işi bizzat yapan kadına denir. en-Nimas da yüzlerdeki tüylerin cımbız ile alınması demektir. Bu iş için kullanılan alete bundan dolayı "minmas" adı verilir. Nimas'ın sadece kaşları inceltmek ya da düzeltmek için kaşların kıllarını izale etmenin özel adı olduğu da söylenmiştir. Ebu Davud, Sünen adlı eserinde şunları söylemektedir: Namisa inceltmek amacı ile kaşın tüylerini, saçlarını cımbızla alan demektir. Bu açıklamayı yaptığı yerde de daha önce "diş_ lerini törpületip inceltenler" başlığında geçen İbn Mesud yolu ile rivayet edilen hadisi kaydetmektedir. Taberi der ki: Kadının, Allah'ın kendisini yaratmış olduğu hilkate güzelleşmek amacıyla fazlalıklar eklemesi yahut bir şeyler eksiltmesi yolu ile hilkatini değiştirmeye kalkışması caiz değildir. Bunu ister kocası için yapsın, ister başkası için yapsın, fark etmez. Mesela, kaşları birbirine bitişik olan bir kadının, kaşlarının arasını, kaşlarının birbirinden ayrı olduğu izlenimini vermek için alması ya da aksini yapması gibi ... Nevevi der ki: Kadının sakal, bıyık yahutalt dudağının altında, çenesi üzerinde tüy çıkması hali, bu yasağın dışında, istisna kabul edilir. Bu gibi tüylerini izale etmesi haram değildir. Hatta müstehaptır. Derim ki: Ancak buradaki mutlak ifade, kocanın izin vermesi ve bunu bilmesi kaydına bağlıdır. Aksi takdirde bu durum yoksa gerçeği gizleyip saklama dolayısı ile bu işi yapması yasaklanır. - Bazı Hanbeli alimleri de şöyle demiştir: Eğer kaşların aldırılması kötü kadınların ayırt edildiği en açık belirtilerden ise yasaktır. Aksi takdirde tenzihen mekruhtur. Bir rivayete göre kocanın izniyle caizdir. Ancak bu yolla görenin aldatılması söz konusu ise haram olur. Hanbelı alimleri derler ki: Kocanın izni ile olması şartıyla ağda yapmak, allık kullanmak ve süslenmek caizdir. Çünkü bu da kadının kocasına karşı zınetlenmesi kabilindendir. Nevevi der ki: Sözü geçen işleri yaparak süslenmek caizdir. Ağda (yüzdeki tüyleri yolmak) müstesnadır. Çünkü bu nimas kabilindendir

Sahih-i Buhari, 5940 numaralı hadis

Dress

İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem saç ekleyen kadına, saç ekleten kadına, döğme yapan kadına ve döğme yaptıran kadına lanet etmiştir

Sahih-i Buhari, 5941 numaralı hadis

Dress

Esma'dan, dedi ki: "Bir kadın Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e: Ey Allah'ın Rasulü; benim kızım kızamığa yakalandı ve bundan dolayı da saçları kırılıp döküldü. Ben onu evlendirdim. Saçına bir şeyler ekleyeyim mi, diye sordu.• Bunun üzerine Allah Rasulü: "Allah saçına ekleme yapana da, saçı eklenmiş olana da lanet etmiştir" buyurdu

Sahih-i Buhari, 5942 numaralı hadis

Dress

Abdullah İbn Ömer r.a.'dan, dedi ki: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim -yahut: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu-: "Allah döğme yapan kadına da, döğme yaptıran kadına da, saça ekleme yapan kadına da, saçına ekleten kadına da lanet etsin. Yani Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem lanet okudu

Sahih-i Buhari, 5943 numaralı hadis

Dress

Ebu Mes'ud r.a.'dan, dedi ki: "Allah, -güzellik için Allah'ın hilkatini değiştiren kadınlara- döğme yapan kadınlara, döğme yaptıran kadınlara, tüylerini (kaşiarının tüylerini) aldıran kadınlara, dişlerini törpületip incelten kadınlara lanet etmiştir. Hem ben, Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in lanet ettiği ve Allah'ın Kitabında da kendisine lanet edilmiş olanlara ne diye lanet etmeyeyim?" Fethu'l-Bari Açıklaması: "Saçına ekleme yapılan ... " Bir başlık önce buna dair bahisler geçmiş bulunmaktadır. "Saçına saç ekleten", yani saçına bir şeyler ekletilmesini isteyen. "Kızamık", deride dağınık olarak çıkan ve çiçeğin bir türü olan kırmızı su toplamış kabarcıklardır

Sahih-i Buhari, 5944.2 numaralı hadis

Dress

Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Nazar değmesi haktır" diye buyurdu ve döğme yapmayı yasakladı

Sahih-i Buhari, 5945 numaralı hadis

Dress

Avn İbn Ebi Cuhayfe'den, dedi ki: "Ben babamı gördüm de şöyle dedi: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem kan aldırma bedelini, köpeğin parasını yemeyi, faiz yiyeni, faiz yedireni, döğme yapanı ve döğme yaptıranı (bu işleri yapmalarını) nehyetmiştir." Fethu'l-Bari Açıklaması: "Döğme yapan kadın." Buna dair açıklama az önce (5931.hadiste) geçmiş bulunmaktadır. "Babamı gördüm. Dedi ki: Nebi s.a.v. yasaklad!." Buhari bu hadisi böylece muhtasar olarak kaydetmiş bulunmaktadır. Buyu' (alışverişler) bölümünde (2086.hadis) tamamıyla kaydetmiştir. Lafzı şöyledir: "Babamın hacamat yapan (bir köle) satın aldığını ve onun hacamat aletlerini kırdığını gördüm. Ona bunun sebebini sordum ... " deyip hadisin geri kalan bölümlerini zikretmektedir

Sahih-i Buhari, 5946 numaralı hadis

Dress

Ebu Hureyre r.a.'dan, dedi ki: "Ömer'in huzuruna döğme yapan bir kadın getirildi. Bunun üzerine ayağa kalkarak: Allah adına size and veriyorum. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den döğme hakkında kim bir şeyler işitti, dedi. Ebu Hureyre dedi ki: Böyle demesi üzerine ben de kalktım ve: Ey mu'minlerin emiri, ben işittim, dedim. Bana: Ne işittin, diye sordu, Ebu Hureyre: Ben Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: (Ey kadınlar) döğme yapmayın, döğme yapılmasını istemeyin, buyururken dinledim, dedi

Sahih-i Buhari, 5947 numaralı hadis

Dress

İbn Ömer'den, dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem saç ekleyen kadına da, saç ekleten kadına da, döğme yapan kadına da, döğme yaptıran kadına da lanet etmiştir

Sahih-i Buhari, 5948 numaralı hadis

Dress

Abdullah (İbn Mes'ud) r.a.'dan, dedi ki: "Allah -güzelleşmek için ve Allah'ın hilkatini değiştirerek- döğme yapan kadınlara, döğme yaptıran kadınlara, yüzlerindeki tüyleri, kılları aldıran kadınlara, dişlerinin arasını törpületip birbirinden ayıran kadınlara lanet etmiştir. Hem ben Allah'ın Rasulünün lanet ettiklerine ne diye lanet etmeyeyim. Üstelik bu, Allah'ın Kitabında da olan bir şeydir." Fethu'l-Bari Açıklaması: el-Hattabi dedi ki: Bu hususlarda böyle ağır bir tehdidin varid olmasının sebebi, bunların aldatma ve kandırma ihtiva etmeleridir. Eğer bunlardan herhangi birisine ruhsat verilmiş olsa idi, diğer aldatma türlerinin de caiz görülmesine vesile olurdu. Diğer taraftan bu işlerde ilahi hikmetin değiştirilmesi de söz konusudur. İşte İbn Mesud'un hadisinde yer alan: "Allah'ın hilkatini değiştiren kadınlar" ifadesi ile buna işaret edilmektedir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Sahih-i Buhari, 5949 numaralı hadis

Dress

Ebu Talha r.a.'dan, dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem: "Melekler, içinde köpek ve suretler bulunan bir eve girmezler" buyurdu. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Suretler" (anlamı verilen: et-tesavır lafzı), "tasvır"in çoğulu olup suret anlamındadır. Maksat, önce bunu fiilen yapmak ciheti ile, sonra da bunları kullanmak ve edinmek açısından hükmünü beyan etmektir. "Melekler girmez." Buyruğun zahirinden umum ifade ettiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Hafaza meleklerinin bundan istisna edildiği söylenmiştir. Çünkü Hafaza melekleri hiçbir durumda kişiden ayrılmazlar. İbn Vaddah, el-Hattabı ve başkaları bunu bu şekilde açık ve kesin olarak ifade etmişlerdir. "İçinde köpek bulunan bir eve." Ev (beyt)den kasıt, kişinin içinde yerleşik bulunduğu mekandır. İster bir bina, ister çadır, ister başka bir şeyolsun. Bunun da zahirinden anlaşılan, bunun her köpek hakkında genelolduğudur. Çünkü burada (köpek anlamındaki) "kelb" lafzı, nefyden sonra nekre (belirtisiz) olarak gelmiştir. el-Hattabı ile bir kesim ise, edinilmesine izin verilmiş köpeklerin istisna edildiği görüşündedirler. Bunlar ise av, davar ve ziraat için edinilen köpeklerdir. Kurtubi ise genel. ifadyi tercihe meyillidir. Nevevi de böyle demiş ve bunun için altı başlık sonra ibn Ömer'in rivayet ettiği hadiste kendisine işaretin geleceği küçük köpek yavrusu ile ilgili kıssayı buna delil göstermiştir. Nevevı der ki: Cibril bu husustaki mazeret apaçık olmakla birlikte eve girmemiştir. Eğer mazeret köpeklerin eve girmelerine engel teşkil etmeyen bir husus olsaydı, Cibril içeri girmekten geri kalmazdı. --- Nevevi'nin sözü burada bitti. ---- Kurtubi dedi ki: Köpeğin bulunduğu eve meleklerin girmesine engel teşkil edenin ne olduğu hususunda görüş ayrılığı vardır. Bu hususun köpeğinnecis olmasından ileri geldiği söylenmiştir. Bugörüş hadisin Müslim'de yer alan Aişe'den gelmiş kimi rivayet yollarında zikrediimiş bulunan "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem köpeğin bulunduğu yere su dökülmesini emir buyurdu" ifadesi ile de pekişmektedir. Sebebin köpeklerin şeytan türlerinden olması olduğu da söylenmiştir. Köpeklere bulaşan necaset dolayısıyla olduğu da söylenmiştir. Çünkü köpekler çokça necaset yer ve necasetler onlara bulaşır. Böylelikle köpeklerin değdikleri şeyler de necis olur. Melekler hususunda da görüş ayrılığı vardır. Bunun umumi olduğu söylenmiştir. Nevevi de bunu ileride gelecek Cibril kıssası ile desteklemiştir. Hafaza meleklerinin istisna edildiği de söylenmiştir. Ancak Nevevi, buna meleklerin yazmayı sürdürmekle birlikte evin kapısında bulunmak suretiyle girmemelerinin mümkün olabileceğini söyleyerek cevap vermiştir. Meleklerden maksadın rahmet ile inenler olduğu da söylenmiştir. el-Hattabi dedi ki: Meleklerin, içinde bulunduğu eve girmedikleri surete gelince, bulundurulması haram olan surettir. Bu da başı kesilmemiş yahut ileride iki başlık sonra gelecek olan "ayakla çiğnenen suretler" başlığında açıklanacağı üzere tahkir edilip küçümsenmeyen suretlerdir. İleride el-Hattabi'nin benimsediği bu görüşün desteklendiğine dair işaret de "melekler içinde suret bulunan bir eve girmezler" başlığında gelecektir. Şanı yüce Allah'ın Süleyman aleyhisselam'ı söz konusu ederken: "Onlar kendisine köşklerden, heykellerden, büyük havuzları andıran leğenlerden ve yerlerinde sabit (dağ gibi) kazanlardan istediğini yaparlardı."(Sebe, 13) diye buyurmuş olmakla birlikte; içinde suret bulunan yere meleklerin girmeyişinin izahı zor görülmüştür. Mücahid şöyle demiştir: O meleklerin yaptıkları heykeller (suretler) bakırdan idi. Bunu Taberi rivayet etmiştir. Katade de: Bu suretler ahşaptan ve camdan idi. Bunu da Abdurrezzak rivayet etmiştir. Buna cevap şöyledir: Bu, onların şeriatında caiz idi. Onlar Nebilerin ve ibadet bakımından onların durumunda olan aralarındaki salih kimselerin şekillerini onlara benzer şekilde ibadet edebilmek için yapıyorlardı. Ebu'ı-Aliye de şöyle demiştir: Bu şekilde suret yapmak, onların şeriatında haram değildi. Daha sonra bizim şeriatımızda buna dair yask geldi. Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde Aişe radıyallahu anha'nın rivayet ettiği Habeş topraklarında bulunan ve içinde suretler bulunan kilise ile ilgili kıssada Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğu sabittir: "Onlar aralarında salih bir adam öldü mü kabri üzerine bir mescid bina ederler ve o mescidde o suretleri yaparlardı. İşte onlar Allah nezdinde yaratılmışların en şerıileridir." Eğer bu işleri yapmak o şeriatte caiz olsaydı, Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in bu işi yapan kimseler hakkında yaratılmışların en şerıileri ifadesini kullanmaması gerekirdi. İşte bu da canlı varlıkların suretlerini yapmanın, suretlere tapanların ortaya Çıkardıkları sonradan meydana gelmiş bir fiil olduğunun delilidir. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır

Sahih-i Buhari, 5950 numaralı hadis

Dress

Müslim'den, dedi ki: "Biz Mesruk ile birlikte Yesar İbn Numeyr'in evinde idik. Mesruk onun sofasında bazı timsaller görünce, şöyle dedi: Ben Abdullah (İbn Mesud)'u şöyle derken dinledim: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i: Şüphesiz kıyamet gününde Allah nezdinde insanlar arasında azabı en şiddetli olanlar suret yapanlardır, buyururken dinledim

Sahih-i Buhari, 5951 numaralı hadis

Dress

Nafi'den rivayete göre Abdullah İbn Ömer r.a. kendisine Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in şöyle buyurduğunu haber vermiştir: "Şüphesiz bu suretleri yapan kimseler, kıyamet gününde azaba uğratılırlar. Onlara: Haydi yarattıklarımza hayat verin, denilir." Bu Hadis 7558 numara ilede var. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Şüphesiz Allah nezdinde insanlar arasında azabı en şiddetli olanlar suret yapanlardır." Yüce Allah: "Firavun hanedanını azabın en şiddetlisine sokun (denilecektir). "(Mu'min,46) buyruğu ile birlikte suret yapan kimsenin insanlar arasında azabı en şiddetli olacaklardan olması, açıklanması zor görülmüştür. Çünkü bu hadis stiret yapan kimsenin azabının Firavun hanedanından daha ağır olmasını gerektirir. Taberi buna şöyle cevap vermektedir: Burada kastedilen kimse, Allah'ın dışında kendisine ibadet edilen şeylerin suretini bilerek ve bu maksatla yapan kimsedir. Böyle bir kişi, bu işi dolayısıyla kafir olur. Bu sebeple böylesinin Firavun hanedanının girdiği çerçeveye girmesi uzak bir ihtimal değildir. Böyle bir kasıt gütmeye n kimse ise, suret yapmakla sadece isyankar olur. Nevevi der ki: İlim adamları şöyle demiştir: Canlı varlığın (insan ve hayvanın) suretini yapmak, ağır bir haramdır ve bu büyük günahlardandır. Çünkü böyle bir işe bu türden ağır bir tehditte bulunulmuştur. Onun bu sureti ister tahkir edilecek maksatlar için, ister başka bir maksatla yapmış olsun, fark etmez. Her durumda onun bu yaptığı haramdır. Yaptığı bu resim de ister elbise, ister yaygı, ister dirhem, ister dinar, ister bozuk para, ister kap, ister duvar, isterse de başka bir şey üzerinde olsun, yine fark etmez. Kendisinde canlı sureti bulunmayan şeylerin suretini yapmak ise haram değildir. Derim ki: Gölgesi olan ile olmayan suretlerin genelinin kapsam içerisinde olduğu kanaatini İmam Ahmed'in, Ali radıyallahu anh'dan diye rivayet ettiği hadis desteklemektedir. Buna göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Sizden hanginiz Medine'ye gidip, orada kırmadık put ve silmedik bir suret bırakmayacak." Başka bir hadiste: "Her kim bu kabilden bir şeyleri yapmaya tekrar dönerse Muhammed'in üzerine indirilmiş olanı inkar etmiş (kafir olmuş) olur" buyurulmuştur. el-Hattabı de şöyle demektedir: Suret yapanın cezasının büyüklüğü, suretlere Allah'ın dışında ibadet ediliyor olmasındandır. Diğer taraftan bu suretlere bakan kişi fitneye maruz kalır. Bazı nefisler de suretlere meyleder. Kurtubi'nin zikrettiğine göre de cahiliye dönemi insanları her bir şeyden put yapıyorlardı. Hatta onlardan bazıları kendi putlarını acve denilen hurmadan yapmış, sonra da acıkıp onu yemiştir

Sahih-i Buhari, 5952 numaralı hadis

Dress

İmran İbn Hittan'dan, dedi ki: "Aişe r.anha'nın kendisine anlattığına göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem evinde haç suretinde bozmadık hiçbir şeyi bırakmazdı

Sahih-i Buhari, 5953 numaralı hadis

Dress

Ebu Zür'a'dan, dedi ki:' "Ebu Hureyre ile birlikte Medine'de bir eve girdim. Evin üst taraflarında suret yapan bir suret yapıcı gördüm. Ebu Hureyre dedi ki: Ben Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'i şöyle buyururken dinledim: (Yüce Allah buyuruyor ki): Benim yarattığım gibi yaratmaya kalkışandan daha zalim kim olabilir? Haydi bir habbe yaratsınlar, haydi bir zerre yaratsınlar. Daha sonra (Ebu Hureyre) bir kap su getirilmesini istedi. Ellerini, kollarını, koltuk altlarına kadar yıkadı. Ben: Ey Ebu Hureyre! Bu (bu şekilde kollarını yıkaman) Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'den işittiğin bir şey midir, diye sordum. O: Bu, süsün varacağı son yerdir, dedi. " Bu Hadis 7559 numara ile de var. Fethu'l-Bari Açıklaması: "Evinde, kendisinde haç suretinde bozmadık hiçbir şey bırakmazdı." Buradaki "tesalıb" lafzı "salıb: haç"ın çoğuludur. Sanki Araplar, üzerinde haç sureti bulunan şeylere mastarı ad olarak kullanıp "taslıb" adını vermiş gibidirler. İbn Battal dedi ki: Bu hadiste Nebi s.a.v.'in ister gölgesi bulunsun, ister bulunmasın her türlü sureti bozduğuna, ister ayak altında çiğnenen olsun, olmasın elbiselerde, duvarlarda, yaygılar üzerinde, kağıt ve başka şeyler üzerine bulunsun onları bozduğuna delalet vardır. Derim ki: Bu görüş "tesavır: suretler" lafzı ile sabit olmuş rivayete dayanmaktadır. Ama "tesalıb: haçlar" lafzından böyle bir anlam çıkmamaktadır. Çünkü tesallb lafzında mutlak suret lafzından ayrı bir anlam bulunmaktadır. Zira salıb (denilen haç), suretlerden ayrı olarak Allah'tan başka kendisine ibadet olunan şeylerdendir. Allah'tan başka suretlerin hepsine ibadet edilmiş değildir. O halde ileride açıklaması geleceği üzere canlı olduğu için yasak kabul eden ve canlı olmadığı için yasak kabul etmeyen kimselerin görüşüne bunda delil bulunmaz. Eğer "nakz: silmekılten maksat izale etmek ise, bunların silinmesi de, duvarda bir nakış yahut onun hükmünde olanın silinmesi, yahut şeklinin kaybolmasına sebep olacak şekilde üstünün sıvanması da bunun kapsamına girer. "Sonra bir kap getirilmesini istedi ... süsün varacağı son yerdir." Cerır yoluyla gelen rivayette; "bu, süsün varacağı en son yerdir" denilmektedir. Ebu Hureyre bununla daha önce Abdest bölümünde ğurre ve tahdlin fazileti hakkında geçmiş olan hadise (136.hadis) işaret ediyor gibidir. Bunu, rivayet ettiği diğer hadis olan: "Müminin hilyesi (süsü) abdest alırken yıkadığı yere kadar ulaşır." hadisi desteklemektedir ki, bunun da açıklaması daha önceden geçmiş bulunmaktadır

Sahih-i Buhari, 5954 numaralı hadis

Dress

Aişe r.anha'dan rivayete göre, "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bir seferden döndü. Ben de bu sırada üzerinde birtakım timsaller (suretler) bulunan bir perde ile bana ait birtakım rafları örtmüş idim. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem onu görünce parçaladı ve: Kıyamet gününde insanlar arasında azabı en şiddetli olacaklar, Allah'ın yaratmasına benzer şeyler yapanlardır, buyurdu. Aişe dedi ki: Bu sebeple biz de o örtüyü bir yahut iki yastık yaptık