Sahih-i Buhari, 4629 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Abdullah'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: "İmanlarına herhangi bir haksızlık karıştırmayanlar" ayeti indiği zaman, Hz. Nebi'in ashabı: "Hangimiz zulmetmedi ki?" dedi. Bunun üzerine, "Kuşkusuz şirk, büyük bir haksızlıktır, "Lukman 13 ayeti nazil oldu. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buharı burada İbn Mes'eıd'dan nakledilen rivayete yer verdi. Bu rivayetin açıklaması, "Kitabu'l-iman"da tekrara ihtiyaç bırakmayacak derecede ayrıntılı biçimde yapllmıştı
Sahih-i Buhari, 4630 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Nebiinizin amcasının oğlu İbn Abbas, Nebi'in saIJaIJiihu aleyhi ve seIJem şöyle buyurduğunu nakletmiştir: Hiçbir kula, "Ben Yunus İbn Matta'dan daha hayırlıyım" demek yakışmaz
Sahih-i Buhari, 4631 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Ebu Hureyre'den Nebi'in saIJaIJiihu aleyhi ve seIJem şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: Hiçbir kula, "Ben Yunus İbn Matta'dan daha hayırlıyım" demek yakışmaz. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhar! bu başlık altında İbn Abbas ve Ebu Hureyre'den nakledilen "Hiçbir ku la, 'Ben Yunus İbn Matta'dan daha hayırlıyım' demek yakışmaz," hadisine yer verdi. Bu rivayetin açıklaması "KitCibu'l-enbiyd"da yapılmıştı
Sahih-i Buhari, 4632 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Mücahid, İbn Abbas'a "Sad suresinde secde ayeti var mı?" diye sormuş. O da "Evet, var," dedikten sonra "Biz O'na İshak ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u da armağan ettik, "(En'am 84) ayetinden başlayarak "Onların yoluna uy" ayetine kadar okumuş, ardından da "Davlıd da onlardan biriydi," demiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhar! bu başlık altında, "Sad Suresi"ndeki secde ayeti hakkında İbn Abbas'tan gelen hadise yer verdi. Bu hadisin açıklaması "Sad Suresilinin tefsirinde gelecektir. (Hadis no: 4807) Hz. Nebi'in nesheden bir nass ininceye kadar kendisinden önce gönderilmiş şeriatlarla ibadet edip etmediği konusunda alimler farklı görüşler benimsemişlerdir. Kimileri ibadet ettiğini söylemiş, bu ve buna benzer ayetleri delil olarak göstermiştir. Kimileri de ibadet etmediği görüşünü benimsemiştir. Bu ayeti kerimenin delilolarak gösterilmesine de şu şekilde cevap vermişlerdir: Burada "önceki Nebie uymak" ile, kendisine inen şeriata uygun konularda onlara tabi olmak kastedilmiştir. Söz konusu uygunluk iemalen olsa bile, Hz. Nebi ayrıntılarda onlara uyardı. Şafillerin çoğuna göre bu görüş doğrudur. İmamu'l- Harameyn ve ona tabi olanlar da bunu tercih etmiştir. İlk görüşü ise İbn Hacib benimsemiştir. Her şeyin doğrusunu en iyi Allah bilir
Sahih-i Buhari, 4633 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Cabir İbn Abdillah'dan rivayet edildiğine göre, o, Hz. Nebi'i şöyle derken işitmiştir: Allah Yahudilerin belasını versin! Çünkü Yüce Allah onlara hayvanların iç yağını haram kıldığı zaman,. onu erittiler ve sattılar. Sonra da onun bedelini yediler. Fethu'l-Bari Açıklaması: İbn Ebı Hatim, Saıd İbn Cübeyr kanalıyla İbn Abbas'ın şöyle dediğini nakletmiştir: "Tırnaklı hayvanlar, tırnaklarının arası açık olmayan yani ayrık olmayan hayvanlardır. Deve ve deve kuşu bunlardandır." Bu rivayetin senedi hasendir. Saıd İbn Cübeyr, .....Havaya "bağırsaklar" anlamına gelir, demiştir. Bu rivayeti İbn Cerir et-Taberi ondan nakletmiştir. Taberi bu kelime hakkında şöyle demiştir: ".....Havaya, .....haviyye kelimesinin çoğuludur. Haviyye de, karnın içeren, toplanan ve yuvarlak hale gelen kısmıdır. Bağırsaklar da bu bölgededir." İmam Buharı bu başlık altında Cabir'den nakledilen hadisi vermiştir. Bu hadisin açıklaması "Kitabu'l-buyu"nun sonlarında yapılmıştı
Sahih-i Buhari, 4634 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Abdullah şöyle demiştir: "Mu'minieri Allah'tan daha çok kötülüklerden koruyan yoktur. İşte bu yüzden O, kötülüklerin açığını da gizlisini de haram kılmıştır. Bir de Allah'tan daha çok Övülmeyi seven kimse yoktur. Bu yüzden O, kendisini övmüştür. [Hadisin ravilerinden Amr İbn Mürre'den şöyle dediği nakledilmiştir]: Ebu Vail'e "Sen bu sözü Abdullah'tan işittin mi?" diye sordum. O da, "Evet," cevabını verdi. Bunun üzerine "Peki bu sözü Hz. Nebi'e nispet etti mi?" diye sordum. O da yine, "Evet," cevabını verdi. Hadisin geçtiği diğer yerler: 4637, 7403. 8. BAB
Sahih-i Buhari, 4635 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, o, Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem şöyle buyurdu demiştir: "Güneş battığı noktadan doğuncaya kadar kıyamet kapmayacak. Güneşin batıdan doğduğunu görünce yeryüzündeki herkes iman edecek. İşte o vakit şu ayetin anlamı gerçekleşecektir: Önceden inanmamış kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. (En'am)
Sahih-i Buhari, 4636 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Ebu Hureyre'den Hz. Nebi'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Güneş battığı yerden doğuncaya kadar kıyamet kopmayacak. Güneş battığı yerden doğar ve insanlar da bunu görürse, herkes iman eder. İşte o vakit, hiçkimseye imanı bir fayda sağlamaz." [Ebu Hureyre şöyle demiştir: Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem bunu söyledikten sonra] ayet i [En'am 158] okudu. İmam Buhari burada Ebu Hureyre'den gelen ve güneşin batıdan doğacağını bildiren hadisi zikretti. Bu hadisin ayrıntılı açıklaması "Kitabu'r-rikak"ta yapılacaktır
Sahih-i Buhari, 4637 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
[Hadisin ravilerinden Amr İbn Mürre Ebu Vail'e] "Sen bu sözü Abdullah [İbn Mes'ud'dan] işittin mi?" diye sormuş. oda şöyle cevap vermiş: Evet. Hem de o, bu sözü Nebi s.a.v.'e nispet etti. Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: Kulları Allah'tan daha çok kötülüklerden koruyan yoktur. Bu yüzden O, açık ve gizli bütün kötülükleri haram kılmıştır. Allah'tan daha çok övülmeyi seven de yoktur. Bu yüzden O, bir çok ayette kendisini övmüştür. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buhar! bu başlık altında İbn Mes'ud'dan nakledilen "Kulları Allah'tan daha çok kötülüklerden koruyan yoktur. Bu yüzden O, açık ve gizli bütün kötülükleri haram kılmıştır," hadisine yer verdi. Bu hadisin açıklaması, "Kitdbu'ttevhid"de yapılacaktır. İbn Cerır ayette geçen ......fevahiş (kötülükler) kelimesi ile neyin kastedildiği konusunda tefsır alimlerinin farklı görüşler ileri sürdüklerini aktarmıştır. Mesela; bazı tefsirciler bu lafzı genel manada ele almışlardır. İmam Taberı bu doğrultuda Katade'den bir görüş nakletmiştir. Katade bu konuda şöyle demiştir: "Bu ayette gizli açık her türlü kötülük kastedilmiştir." Bazı tefsirciler ise bu lafzı belli bir kötülük olarak yorumlamıştır. İmam Taberı bu konuda İbn Abbas'ın şöyle dediğini nakletmiştir: "Cahiliyye döneminde Araplar, gizli yapılan zinada bir sakınca görmezlerdi. Ancak açıkça yapılan zinayı ayıplarlardl. Bu nedenle Allah Teala, zinanın gizlisini de, açığını da haram kılmıştır
Sahih-i Buhari, 4638 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Ebu Said Hudrilden rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Yüzüne tokat vurulmuş bir YahCıdi Hz. Nebile gelip; Ey Muhammed! Ensara mensup sahabilerinden biri yüzüme vurdu? diyerek şikayetini iletti. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem: - O adamı çağırın! diye talimat verdi. Etrafındakiler adamı çağırdılar. Hz. Nebi oda; - Onun yüzüne neden vurdun? diye sordu. Sahabi de şöyle cevap verdi: - Yahudilerin yanına uğramıştım. Derken bu adam, "Musa'yı bütün insanlara üstün kılana yemin ederim ki!" dedi. Hemen ben, "Muhammed'e de mi üstün kılmış?" diyerek tepkimi gösterdim. Sonra öfkelendim ve ona bir tokat vurdum. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem şöyle buyurdu: - Nebiler arasında beni üstün bir konuma getirmeyin. Çünkü kıyamet günü bütün insanlar bayılacak. İlk ayılan ben olacağım. O an arşın bir ayağına yapışmış olan Musa'yı göreceğim. Benden önce mi ayıldı yoksa Tur dağında bayıldığı için bu bayılmadan korundu mu, bunu bilemeyeceğim. Fethu'l-Bari Açıklaması: Allah Teala'nın ahirette görüleceğine ve müminlerin Cennette bununla ödüllendirileceğine ilişkin hadisler mütevatirdir. Bu, imkansız değildir. Dolayısıyla buna iman etmek gerekir. Başarı ve doğruyu bulmak ancak Allah'ın lütfu iledir. Bu konuyla ilgili geniş açıklama, "Kitabu't-tevhfd"de, "Yüzler vardır o gün pml pm!... O Yüce Rab'lerine bakakalır. .. "(Kıyame 22-23) başlığı altında yapılacaktır. İmam Buharl'nin bu başlık altında . verdiği hadisin ayrıntılı açıklaması "Kitabu'l-enbiya"da geçmişti
Sahih-i Buhari, 4639 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Said İbn Zeyd'den Nebi'in sallalliihu aleyhi ve sellem şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Kem'e (kızılımtırak beyaz mantar), kudret he/vası türünden bir yiyecektir. Suyu ise göz için şifadır." Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buharı burada Saıd İbn Zeyd'den kızılımtırak beyaz mantar hakkında nakledilen hadisi zikretti. Bu hadisin açıklaması "Kitabu't-tıb"da yapılacaktır
Sahih-i Buhari, 4640 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Ebu'd-Oerda'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ebu Bekir ile Ömer arasında bir konuşma geçti. Bu esnada Ebu Bekir Ömer'i kızdırdı. Bunun üzerine Ömer öfkelenerek meclisi terk etti. Ebu Bekir hemen peşine düştü ve ondan kendisini bağışlamasını istedi. Ancak Ömer onu affetmedi. Hatta kapısını yüzüne kapattı. Bundan sonra Ebu Bekir Rasulullah'ın yanına geldi. Ebu'd-Derda olayın bundan sonrasını şöyle anlatmıştır: O esnada biz, Hz. Nebi'in yanındaydık. Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem "Bu arkadaşınız hayırda öne geçmiştir," buyurdu. Ebu'd-Oerda olayı anlatmaya şu şekilde devam etti: Ömer de yaptıklarına pişman olmuştu. Kalkıp Allah Resulü'ne gelerek selam verdi ve yanına oturdu. Sonra yaşanan olayı anlattı. Hz. Nebi ona kızdı. Ebu Bekir: "Ey Allah'ın Elçisi! Hakikaten ben daha haksızdım!" demeye başladı. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem şöyle buyurdu: "Arkadaşımı bana bzraksamza,arkadaşımı bana bıraksamza ... Ben size, 'Ey insanlar! Ben sizin hepinize gönderilmiş Allah'ın elçisiyim,' dedim, siz de bana 'Yalan söyledin,' dediniz, Ebu Bekir ise 'Doğru söyledin, i dedi. LI Ebu Abdillah Buhar! "…….gamera fiili hayırda öne geçti anlamına gelir," dedi. Fethu'l-Bari Açıklaması: İmam Buharı bu başlık altında Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer arasında meydana gelen olay hakkında Ebu'd-Oerda'dan rivayet edilen hadisi zikretti. Bu hadisin ayrıntılı açıklaması, "Menakıbu Ebf Bekir" başlığı altında yapılmıştı
Sahih-i Buhari, 4641 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Ebu Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur: İsrailoğullarına "Hıtta/bağış/anmak istiyoruz deyin ve kapıdan eğilerek girin ki hata/arınızı bağış/aya/ı m, " buyurulduğunda, kendilerine söyleneni değiştirdiler. Kapıdan kıç/arını yere sürterek geçtiler ve "Habbe Jf şaara/kıl çuval içinde dane" dediler. Fethu'l-Bari Açıklaması: Nüshaların çoğunda ve Küşmıhenı nüshasında hadisin sonu "Kapıdan kıçlarını yere sürterek geçtiler ve "Habbe Jf şaara/kıl çuval içinde dane" dediler," şeklinde aktarılmıştır. Netice olarak şunu söyleriz: İsrailoğulları kendilerine emredilen fiile ve söze muhalefet ettiler. Onlara, Allah'a bir şükür olarak kapıdan geçerken başlarını eğmeleri ve "Bağış/anma istiyoruz" demeleri emredilmişti. Onlar eğilerek geçmeyi, kıçlarını yere sürterek ilerlemeye; "hıttalbağışlanma istiyoruz" sözünü de hıntaya! buğday danesine çevirmişlerdi. Belki de "hıttalbağışlanma istiyoruz," sözünü, "kıl çuval içinde dane" ilavesiyle söylemişlerdi. Bu hadisten şu sonuç çıkarılmıştır: Kendisiyle ibadet edilmesi konusunda ayet veya hadis bulunan sözlerin, manası aynı olsa bile başka bir lafızIa değiştirilmesi caiz değildir. Bu konu "manen rivayet" meselesi değildir. Daha doğrusu "manen rivayet" bu konunun bir alt dalıdır. "Manen rivayetin" caiz olabilmesi için, rivayet edilen lafzın kendisiyle ibadet edilmeyen bir lafız olması gerekir. Bir başka ifade ile söyleyecek olursak; "manen rivayet"in caiz olabilmesi için, rivayet edilen lafızların ibadette kullanılan dua vs. olmaması gerekir. Bir şart belirtmeden "manen rivayetin" caiz olduğunu söyleyenlerin sözleri bu şekilde anlaşılır
Sahih-i Buhari, 4642 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
İbn Abbas'tan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Uyeyne İbn Hısn İbn Huzeyfe [Medine'ye] geldi. Yeğeni Hurr İbn Kays'ın evinde kaldı. Hurr, Hz. Ömer'in kendisine yakın tuttuğu kişiler arasında idi. Kurralar, .ister orta yaşlarda olsunlar, isterse genç olsunlar, Hz. Ömer'in meclisinde ve istişare heyetinde daima bulunurlardı. Uyeyne yeğenine; - Yeğenim! Bu emirin yanında itibar sahibisin. Benim onunla görüşmemi sağla, dedi. Hurr da şöyle cevap verdi: - Halifeden senin onun huzuruna çıkman için müsaade isteyeceğim. İbn Abbas olayın bundan sonraki kısmını şöyle anlattı: Hurr, amcası Uyeyne ile görüşmesi için Hz. Ömer'den randevu istedi. Hz. Ömer de ona randevu verdi. Uyeyne Hz. Ömer'in huzuruna çıkınca; Bu bir felakettir ey Hattab'ın oğlu! Ne bize bol ihsanda bulunursun, ne de aramızda adaletle hükmedersin! dedi. Hz. Ömer bu sözlere sinirlendi. Hatta onun üzerine yürüdü. Tam bu sırada Hurr: - Ey müminlerin emiri! Allah Teala Nebii'ne "(Resulüm!) Sen af yolunu tut, iyiliği emret ve cahil/erden yüz çevir," buyurmuştur. Kuşkusuz bu adam da cahillerden biridir, dedi. İbn Abbas olayı anlatmaya şu şekilde devam etti: Allah'a yemin ederim ki Hz. Ömer, Hurr bu ayeti okuyunca bir adım dahi ileri gitmedi. Çünkü o, Allah'ın kitabına karşı derin hassasiyet sahibi idi. Hadisin geçtiği diğer yer:
Sahih-i Buhari, 4643 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Abdullah İbnü'z-Zübeyr'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Sen af yolunu tut, iyiliği em ret" ayeti ancak insanların ahlakı konusunda inmiştir. Hadisin geçtiği diğer yer:
Sahih-i Buhari, 4644 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Abdullah İbnü'z-Zübeyr'den rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir: Alla Teala, Hz. Nebi'e insanların ahlakından affı almasını emretmiştir. Fethu'l-Bari Açıklaması: Ca'fer es-Sadık'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kur'an'da bu ayetten daha fazla, güzel ahlakı bir araya getiren başka bir ayet yoktur. Şöyle ki; insanın kuvvelerine göre ahlak, aklı, şehevı ve gadabı olmak üzere üç kısma ayrılır. Akl! ahlak, hikmettir. İyiliği emretmek de onun bir parçasıdır. Şehevı ahlak iffettir. Af yolunu tutmak da onun bir cüzüdür. Gadabı ahlak cesarettir. Cahillerden yüz çevirmek de onun bir bölümüdür." İmam Taberi mürseL, İbn Merdliye ise mevslil olarak Cabir ve daha başka sahabilerden şöyle nakletmiştir: "(Resulüm!) Sen af yolunu tut, iyiliği em ret!" ayeti inince, Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem bu ayetin ne ifade ettiğini Cebraıl'e aleyhisselam sordu. O da; "Bilmiyorum. Ama bunu Allah'a soracağım," dedi. Sonra gitti, tekrar döndü ve şöyle dedi: "Rabbin, seninle akrabalık bağlarını koparanlarla ilişkilerini sürdürmeni, sana vermeyene vermeni ve sana haksızlık edeni affetmeni emrediyor
Sahih-i Buhari, 4645 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Said İbn Cübeyr'den şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İbn Abbas'a Enfal Suresini sordum. O da bu surenin Bedir savaşı hakkında indiğini söyledi
Sahih-i Buhari, 4646 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Şüphesiz Allah katında canlıların en kötüsü, düşünmeyen sağırlar ve dilsizlerdir," ayetinde bahsi geçenler, Abduddaroğullarından bir gruptur
Sahih-i Buhari, 4647 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Ebu Saıd İbnu'l-Mualla'dan şöyle dediği rivayet edilmiştir: Namaz kılıyordum. O sırada allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem yanıma geldi ve beni çağırdı. Ama ben, namazımı bitirinceye kadar onun yanına gitmedim. Namazımı bitirdikten sonra onun yanına gittim. Bana; - Neden gelmedin? Yoksa Allah Teala'nın "Ey inananlar! Hayat verecek şeylere sizi çağırdığı zaman, Allah ve Resulüne uyun," ayetini işitmedin mi? diye sordu. Ardından da; - And olsun ki; mescidden çıkmadan önce Kur'an'daki en büyük sureyi sana öğreteceğim, buyurdu. Sonra, allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem mescidden çıkmak için harekete geçti. O zaman kendisine, bana vaad ettiği şeyi hatırlattım. Muaz şöyle demiştir: Şu'be bize, Hubeyb İbn Abdirrahman'ın Hafs'tan, onun da Hz. Nebi'in sahabilerinden biri olan Ebu Saıd'den şöyle işittiğini tahdis etti: O sure Hamdu lillahi Rabbi'l-alemın, yani tekrarlanan yedidir. NOT: Bu hadisin açıklaması, Fatiha suresinin tefsirinde geçmişti
Sahih-i Buhari, 4648 numaralı hadis
Prophetic Commentary on the Qur'an (Tafseer of the Prophet (pbuh))
Ziyadi'nin arkadaşı Abdulhamid İbn Kürdid'den, Enes İbn Malik'in şöyle söylediği rivayet edilmiştir: Ebu Cehil: "Ey Allah'ım! Eğer bu kitap senin katından gelmiş bir gerçekse, üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir!" dedi. Bunun üzerine, "Oysa sen aralarında bulundukça, Allah onları azaba çarptı rm az. Ayrıca bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azab etmez. Allah ne diye onları cezalandırmasm ki, onlar kendileri Mescid-i Haram'r yönetmeye layık olmadıkları halde, üstelik orayı ziyaret etmek isteyen müminleri de geri çeviriyarlar? Oranın hizmet ve yönetimine asıl ehil olanlar, Allah'ı sayıp O'na şirk koşmaktan sakmanlardır. Fakat onların çoğu bunu bilmez, "(Enfal 33-34) ayetleri nazil oldu. Fethu'l-Bari Açıklaması: Said İbn Abdirrahman Mahzumi'nin rivayet ettiğine göre, Süfyan İbn Uyeyne'nin tefsirinde, Kur'an'da geçen ....matar (yağmur) kelimesi, azab ile açıklanmıştır. Said İbn Abdirrahmaı; onun şöyle söylediğini nakletmiştir: "Bazı insanlar, Allah Teala'nın Kur'an'da /matar (yağmur) kelimesi ile sadece azabı kastettiğini, Arapların ise yağmura gays dediklerini söylemiştir." İbn Uyeyne bu sözü ile Şura suresindeki ......Yunzilu'l-ğayse min ba'di ma kanatu (O, {insanlar} umutlarını kestikten sonra, yağmuru indirendir.)(Şura 28) ayetini kastetmiştir. İbn Uyeyne'nin bu sözü eleştirilmiştir. Çünkü .....matar kelimesi Kur'an-ı Kerim'de .....ğays yağmur anlamında kullanılmıştır. EĞER yağmurdan <:arar görecekseniz ya da hasta iseniz silahlarınızı yere bırakmanızm bir sakmcası yoktur. Bununla birlikte uyanık ve tedbirli olun. l-fiç şüphesiz Allah kafir/er için onur kıncı bir azap hazırlamrştır.(Nisa 102) Bu ayetteki ..... matar kelimesi ile kesinlikle yağmur kastedilmiştir. Yağmurun vereceği zarar ise elbise ve ayakların ıslanması vb. şeylerdir. Ebu Cehil: "Ey Allah'ım! Eğer bu kitap senin katından gelmiş bir gerçekse, üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getiri" dedi. Her ne kadar ayette çoğul kipi kullanılsa da, bu ifadeden söz konusu sözü söyleyenin Ebu Cehil olduğu anlaşılır. Belki bu sözü ilk olarak Ebu Cehil söylemiş, diğerleri de buna razı olmuştur. Bu yüzden bu söz, onlara nispet edilmiştir. İbn Cerır et-Taberı'nin, Yezid İbn Ruman kanalıyla aktardığı rivayete göre, Mekkeli müşrikler "Ey Allah'ım! Eğer bu kitap senin katından gelmiş bir gerçekse, üzerimize gökten taş yağdır, yahut bize elem verici bir azap getir!" demişler. Akşam olunca bu sözden pişman olmuşlar ve "Allahım! Affına sığınırız ... " diye bağışlanma dilemişler. Bunun üzerine Allah Teala, "Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azab etmez," ayetini indirmiştir. İbn Ebı Hatim, Ali İbn Ebı Talha kanalı ile İbn Abbas'ın .....ve hum yesteğfirun ayetini, Allah'ın ezell ilmine göre iman edecekleri belli olan kimseler şeklinde açıkladığını nakletmiştir. Bu ifade ile o dönemde müşriklerin arasında bulunan mümin kulların kastedildiği de ileri sürülmüştür. Dahhak ile Ebu Malik bu görüştedir. Taberı'nin İbn Ebza'dan naklettiği şu rivayet de bunu desteklemektedir: Nebi Sallallahu Alyhi ve Sellem Mekke'de iken Allah Teala "Sen aralarında bulundukça, Allah onları azaba çarptı rm az, " ayetini; Medıne'ye hicret ettikten sonra ise "Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azab etmez," ayetini indirdi. Çünkü Mekke'de kafirlerin arasında yaşayan ve bağışlanma dileyen müminler vardı. Bu müminler de Mekke'yi terk edip hicret edince Allah Teala, "Allah ne diye onları cezalandırmasm ki, onlar kendileri Mescid-i Haram'ı yönetmeye layık olmadıkları halde, üstelik orayı ziyaret etmek isteyen müminleri de geri çeviriyoriar?" ayetini indirdi. Böylece Mekke'nin fethine izin verdi. İşte bu fetih, müşrikler için Allah'ın önceden bildirdiği azabıdır. Tirmizı de, Ebu Musa Eş'arı'den Hz. Nebi'in "Allah Teala ümmetime iki em an indi rm iştir, " buyurduğunu, ardından bu ayeti okuduğunu ve şöyle söylediğini nakletmiştir: Ben aralarından ayrıldığım zaman, içlerinde 'bağışlanmayı' bıraktım." Bu hadis, ay,etin ilk yorumunu desteklemektedir. Ayeti bu şekilde anlamak daha uygundur. Çünkü müşrikler, yaptıklarından dolayı pişman olmayı bırakıp Müslümanlara karşı çıktıkları, onlarla mücadelede ileri gittikleri ve insanları Mescid-i Haram'dan alıkoydukları. zaman başlarına azab gelmişti