Sunen-i Ebu Davud, 1586 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Beşîr b. el-Hasâsiyye'den; İbn Ubeyd kendi hadisinde "Onun adı (aslında Beşir değildi. Resûlullah (s.a.v.) ona Beşir adını verdi der. Rivayet edildiğine göre O, şöyle demiştir: Biz (Resûlullah (s.a.v.)'a: Zekât memurları (vâcibten fazla zekât almakla) bize haksızlık ediyorlar. Bundan dolayı onların bize yaptıkları haksızlık kadarını mallarımızdan gizleyebilir miyiz? dedik. O' (s.a.v.) da: "Hayır" buyurdu
Derece: Daif
Sunen-i Ebu Davud, 1587 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Ma'mer (b. Râşid) bir önceki (1586.) hadisi Eyyûb'dan aynı isnâd ve mana ile rîvâyet etmiştir. Ancak o (şöyle demiştir): (Beşir) dedi ki: "Ya Resûlullah, şüphesiz zekât memurları (haksızlık yapıyorlar)..." dedik. Sadece Ebû Dâvûd rivayet etmiştir. Ebu Davud dediki: Abdurrezzak onu Ma'mer'den merfu olarak rivayet etmiştir
Derece: Daif
Sunen-i Ebu Davud, 1588 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Abdurrahman b. Câbir b. Atık, babası (Câbir b. Atik)'den rivayet ettiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "(Tarafınızdan kendilerine) buğzedilen binittiler yakında size gelecek. Size geldiklerinde onlara "hoş geldiniz" deyin ve kendilerini almak istedikleri şeylerle başbaşa bırakın. Şayet âdil davranırlarsa, kendi lehlerinedir; zulmederlerse, kendi aleyhlerinedir. Onları memnun edin. Zira zekât (sevabı)nızın tam oluşu, onların rızası (nı almanıza bağlı)dır. Onlar da size dua etsinler. Beyhaki, es-Sünnenu'l-kübrâ, IV, 114 Ebu Davud dediki: Ebu'l-Gusn, Sabit b. Kays b. Gusn'dur
Derece: Daif
Sunen-i Ebu Davud, 1589 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Cerîr b. Abdullah (r.a.)'dan; demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.)'e -bedevilerden- bir takım insanlar gelerek: Zekât memurlarından bazı kimseler bize gelip zulmediyorlar, dediler. O (s.a.v.) da: "Zekât memurlarınızı memnun edin" buyurdu. Ya Resûlullah! Bize zulmetseler de mi? dediler. (Tekrar:) "Zekât memurlarınızı memnun edin" buyurdu. (Râvi) Osman: "... (Zanmnızca) zulmedüirseniz de" sözünü ilâve etmiştir. Ebû Kâmil, hadisinde dedi ki: Cerîr, "bunu Resûlullah (s.a.v.)'dan işittikten sonra hiç bir zekât memuru benden memnun olmadan ayrılmamıştır" dedi
Derece: Sahih
Sunen-i Ebu Davud, 1590 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Abdullah b. Ebû Evfâ (r.a)'dan; demiştir ki: Babam (Rıdvan) ağacı altında (bey'atta) bulunanlardandı. Bir topluluk zekâtını Resûlullah (s.a.v.)'e getirdiklerinde; "Allah'ım! Falan aileye rahmet ve mağfiret et" buyurdu. Babam da O'na zekâtım getirdi de Resûlullah (s.a.v.): "Allah'ım Ebû Evfâ ailesine rahmet ve mağfiret eyle" buyurdu
Derece: Sahih
Sunen-i Ebu Davud, 1591 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Amr b. Şuayb, babası vasıtasıyla dedesinden rivayet ettiğine göre, Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "(Malı) getirtmek de yok, uzaklaştırmak da yok. (Mal sahiblerinin) zekâtları ancak meskenlerinde alınır
Derece: Hasan Sahih
Sunen-i Ebu Davud, 1592 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Muhammed b. İshâk'tan "(malı) getirtmek de yoktur, uzaklaştırmak da" sözü(nün anlamı) hakkında onun şöyle dediği rivayet edilmiştir: Hayvanların zekâtı bulundukları yerlerde alınır. Zekât memuruna getirilmez. "Uzaklaştırmak da yok" (sözü) de yine bu suretledir ki, sahipleri hayvanları uzaklaştırmamalı. İbn İshâk (devamla) diyor ki; zekât memuru mal sahiplerinin bulundukları yerlerden uzakta olup mallar ona getirilmemeli zekâtları mal sahibinin bulunduğu yerde alınmalıdır
Derece: Sahih Maqtu
Sunen-i Ebu Davud, 1593 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Abdullah b. Ömer (r.a)'dan rivayet edildiğine göre, Ömer b. el-Hattâb (r.a.) bir atını Allah yolunda tasadduk etmiş sonra onu satılırken görmüş de onu satın almak istemiş. Resûlullah (s.a.v.)'e onu sormuş, Resûlullah (s.a.v.): "Onu satın alma, sadakana da dönme*' buyurmuş
Derece: Sahih
Sunen-i Ebu Davud, 1594 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Ebû Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Nebi (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Kölenin fıtır sadakası hariç, at ve kölede zekât yoktur
Derece: Sahih
Sunen-i Ebu Davud, 1595 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Ebû Hureyre'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.): "Müslümana kölesinden ve atından dolayı zekât yoktur" buyurmuştur
Derece: Sahih
Sunen-i Ebu Davud, 1596 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Salim b. Abdullah, babası Abdullah'ın şöyle dediğini rivayet etmiştir:.Resûlullah (s.a.v.); "Yağmur, nehirler ve pınarların suladığı veya ba'l olanda (yani sulanmayıp, damarları ile yer altından su emenlerde) öşür vardır. Kovalarla veya deve ile sulananda yarım öşür ardır" buyurdu
Derece: Sahih
Sunen-i Ebu Davud, 1597 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Câbir b. Abdullah (r.a.)'tan rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Nehirlerle pınarların suladığı mahsullerde öşür, kova (veya hayvanlarla sulananlarda da yarım öşür vardır)
Derece: Sahih
Sunen-i Ebu Davud, 1598 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Vekî' demiştir ki: Ba'l yağmur suyundan biten bir bitkidir. (Ravî) İbnül-Esved de: Yahya b. Âdem'in; "Ebu İyâs el-Esedî'ye "ba'l'ı sordum da "yağmur suyu ile sulanandır, dedi" dediğini haber verdi. en-Nadr b. Şumeyl "ba'l, yağmur suyudur," dedi
Derece: Sahih Maqtu
Sunen-i Ebu Davud, 1599 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Muâz b. Cebel (r.a.)'den rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) onu Yemen'e gönderdiği zaman ona şöyle demiştir. "(Zekât olarak) hububattan hububat, davardan koyun veya keçi, develerden deve ve sığırlardan sığır al." İbn Mâce, zekât; Hâkim, el-Müstedrek, I, 388; Dârekutnî, es-Sünen, II, 100. Ebû Dâvûd dedi ki: Mısır'da bir acûr'u karışladım, on üç karış geldi. Bir de devenin üzerinde ikiye bölünmüş ve iki denk olarak yüklenmiş bir ağaç kavunu gördüm
Derece: Daif
Sunen-i Ebu Davud, 1600 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Amr b.Şu'ayb, babası vasıtasıyla dedesinin şöyle dediğini rivayet etti: Mut'ân oğullarından olan Hilâl, Resûlullah (s.a.v.)'e arılarının (bal'ının) öşrünü getirdi ve Selebe denen vadiyi kendisine koru olarak tahsis etmesini istedi. Resûlullah (s.a.v.)da o vadiyi ona koru olarak tahsis etti. Ömer b. el-Hattâb halife olunca, Süfyan b. Vehb Ömer b. el-Hattâb'a o vadinin durumunu sormak için mektup yazdı. Ömer de (cevaben) şunları yazdı: "Resûlullah (s.a.v.)'e arılarının (balının) öşrünü ödediği gibi sana da öderse, Selebe'yi ona koru olarak tahsis et! Aksi takdirde o (arılar), yağmur(la biten bitkilerden geçinen) sinek gibi (sahipsiz)dir. İsteyen onların balını yer
Derece: Hasan
Sunen-i Ebu Davud, 1601 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Abdurrahman b. el-Hâris el-Mahzûmî; "Babam bana Amr b. Şuayb'dan o da babası vasıtasıyla dedesinden; Şebâbe'nin, Fehm kabilesinin bir kolu olduğunu rivayet etti" dedi ve bir önceki (1600.) hadisin benzerini zikretti. Ayrıca dedi ki: "Her on tulumdan bir tulum (zekât verilecek)" bir de (Süfyan b. Vehb yerine) Süfyan b. Abdillah es-Sakafî, dedi. "(Ömer bi el-Hattâb) onlara iki vadi himaye ediyordu" dedi ve şunu ilâve etti: "Resûlullah (s.a.v.)'e ödediklerini Ömer b. el-Hattâb'a ödediler. O da onlara o iki vadilerini himaye etti
Derece: Hasan
Sunen-i Ebu Davud, 1602 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Usâme b. Zeyd'in Amr b. Şuayb'dan, O'nun da babası vasıtasıyla dedesinden rivayet ettiğine göre "Fehm kabilesinden bir kol..." (Usâme b. Zeyd bunu bir önceki 1601.) el-Muğîre'nin (Abdurrahman b. el-Hâris'ten rivayet ettiği hadisin) mânâsında (rivayet etti) ve dedi ki: "On tulumdan bir tulum (zekât verilecek)" bir de "onlara iki vadiyi (himaye ediyordu)" dedi
Derece: Hasan
Sunen-i Ebu Davud, 1603 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Attâb b. Esîc'den; demiştir ki: Resûlullah (s.a.v.) ağaçtaki hurma tahmin edildiği gibi asmadaki üzümün de tahmin edilmesini ve ağaçtaki hurmanın zekâtı kuru hurma olarak alındığı gibi üzümün zekâtının da kuru üzüm olarak alınmasını emretti
Derece: Daif
Sunen-i Ebu Davud, 1604 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Muhammed b. Salih et-Temmâr, İbn Şihâb'dan aynı senet ve mana ile (bir önceki 1603. hadisi ) rivayet etti. Ebû Dâvûd dedi ki: Saîd (b. el-Museyyeb) Attâb'dan herhangi bir şey duymamıştır
Derece: Daif
Sunen-i Ebu Davud, 1605 numaralı hadis
Zakat (Kitab Al-Zakat)
Abdurrahman b. Mesûd'dan; demiştir ki: Sehl b. Ebî Hasme meclisimize geldi ve şöyle dedi: Resûlullah (s.a.v.) bize şunu emretti: "(Ağaçlardaki meyvelerin miktarını) takdir ettiğiniz zaman (olgunlaştıktan sonra onları) toplayın ve üçte birini bırakın. Eğer üçte birini bırakmazsanız veya (onu bırakmayı uygun) bulamazsanız, dörtte birini bırakın
Derece: Daif